Afrin Semalarında Barış Güvercinleri

"Bugün Türk ordusu bir güvercin misali Dünya’ya “Zeytin Dalı” uzatmakta.Barışın temini de Türk ordusunun bu operasyonda başarılı olmasıdır."

Afrin Semalarında Barış Güvercinleri
Burak Siperli
Burak Siperli

“Yanık Ömer, her savaştan bir yara taşıyor” anlam dolu ancak sade bir cümle. Nasıl yaralar, nasıl bir savaş, Yanık Ömer’in ruh hali hepsi biz dinleyicilerin hayal gücüne bırakılmış. Devam ediyor şu şekilde : “Yanık Ömer, yiğit Ömer övünmeden yaşıyor” Hayal gücümüze yeni bir katkı ekliyor bir ses. Yanık Ömer’in bir özelliği… “Kurtuluş Savaşı’nda, yirmi sekiz yaşında/ mangasının başında, taşıyor/ Yanık Ömer, yiğit Ömer siperleri aşıyor” Türkünün girişindeki sadelik nasıl da devam ediyor. Dinleyicinin hayaline bırakılmış bir kişi tasviri. Öyle bir kişi tasviri ki hayal gücümüze bırakılsa da hepimizin kafasında aynı kişi canlanıyor. Canlanıyor çünkü Yanık Ömer de biziz, Yanık Ömer de bizden biri.


İstiklal Savaşı’nda Mehmetçiğimizin dillerinde dolaşmakta bu türkü. Savaşın bağrında, cephenin tam ortasında, yaşanmışlığın göbeğinde filizlenmiş ardından milletimize mal olmuş. Hoştur ki her kavramın arkasında çeşitli maddi süreçler yatar. Her şarkı, her gelenek, her türkü… Cephelerde filizlenen bu türkü işte o süreçlerin büyük meyvesidir.


“Asker yolu beklerim/ Günü güne eklerim/ Sen git yarim talime de/ Ben sılayı beklerim” nice kocasını ya da oğlunu askere gönderenin beklerken dilerinden dökülmüştür bu cümleler. Hayal gücümüzde yine aynı analar, sevdalılar dolaşmakta. O analar bugünün anaları, sevdalıları. Çevremizde gördüğümüz her ana her sevdalı gibi… Savaşın ortasında bir başınaların içinde filizlenen bu türkü işte büyük süreçlerin meyvesidir.


Türkülerimizin arkasındaki o maddi sürecin temelinde ise kültürümüz yatar. Öyle bir kültür ki “vatanı için ölmeye hazır olanların” kültürüdür. Halkın, varlığından beri biriktirdiği maneviyatının doruk noktasıdır vatan için ölmek. Tarihin her sahnesinde bağımsız olamayacaksa bir Türk, yaşayamaz kimsenin esaretinde! Kendisiyle çarpışan anzakları kendi vatandaşı sayanların, cephedeki esirlere misafirperverce yaklaşanların kültürünü yaşatmaktır bugün esas mesele. Bugün halkın bağrında yetişmiş o muhteşem kültür, türkülerimizin bahsettiği o destansı mücadele “Zeytin Dalı Harekatı”nda yaşıyor.

ABD’ye Kaktüs Dikeni, Suriye’ye Zeytin Dalı

 

Çağlar boyu hakim sınıflar ezilenler üzerinde hegemonyalarını güçlendirdi. Ürettikleri üretim fazlasıyla sınırsız bir Pazar yaratma hayaliyle milli devletleri yok etmeye yöneldiler. II. Dünya Savaşı’ndan sonra gücünü gösteren ABD, Marshall Yardımları ve Truman Doktrinleri ile iki kutuplu Dünya’yı tek kutba çekerken Türkiye’nin içinde bulunduğu Kemalist Devriminin de tasfiyesine yoğun bir şekilde çalışmıştır.

 


Kemalist Devrimin yarattığı iklimi yok etmek için ortaçağ zihniylerini canlandırmış, son noktada ise önümüze BOP gibi bir II. İsrail Projesi koymuş. Ortadoğu’da karmaşıklıklar yaratarak, sivillerin kanını dökerek, sınırımıza “kara gücüm” dediği PKK’yı kullanarak projelerini adım adım gerçekleştirmeye çalışıyorlardı. Ancak zamanın getirdiği zorunluluklar vardır. Türkülerimizde Mehmetçiğin ruhunu canlandıran, vatan bekası için mücadele eden Türk halkı bu süreçte yine canlanmıştır.

 


Sınırımızdaki büyük tehdidin büyüdüğü, hırçınlaştığı şu dönemde TSK’nin Afrin’e yapılacak operasyonu duyurması bu geleneğin, ruhun canlandığına dair en büyük işarettir. Vatanımızın her karış toprağına olan inancımızın, Suriye’nin vatan bütünlüğüne olan inancımızın, Dünya’nın en büyük katillerine “insanlık”ı göstermenin en büyük icraatıdır.

 


Daha sonra… “Zeytin Dalı Harekatı” dendi bu operasyona. Bir harekat ismi daha ne kadar anlamlı olabilir? Milletimizin, ordumuzun bunca yıllık geleneği, “Barış”a olan inancı daha ne kadar samimi olabilir? Bunlardan daha samimisi ise şüphesiz icraatlardır.

 


● Afrin’de inşa edilen Abdullah Öcalan Anıtı, SİHA’lar ile bombalandı.


● Harekatın başlangıcından itibaren etkisiz hale getirilen terörist sayısı 1500'ü aşmış durumda.


● İçinde en stratejik noktalardan biri olan Darmık Dağı ile daha birçok stratejik nokta ve yerleşim alanı teröristlerden temizlendi.


● Teröristlerin mühimmat depoları gün geçtikçe bombalanmaya devam ediyor.


● Analarımız erlerimize bereler örüyor, halkımız askerimize portakallar, yiyecekler yolluyor.


● Suriye halkına TSK tarafından “Bölgeye huzur getirilmek için” bu operasyonun yapıldığına dair mesajlar gönderiliyor.


● Yaralıların gönderildiği hastanelerden bilgilere göre sivil halkın bu savaştan hasar almadığı da gözlerden kaçmıyor.


Kısacası Türk Silahlı Kuvvetleri, ordu geleneğimizi tüm haysiyetiyle taşıyor. Sivillerin zarar görmemesine dikkat çekerken, Dünya’nın en büyük katiline, Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de yaptıklarına karşı büyük bir insanlık dersi veriyor. Sırf bu niteliğiyle bile günümüzün en insancıl eylemidir Zeytin Dalı Harekatı!

 


Zeytin Dalı’na Düşmanlık Düşmana Uşaklıktır

 


Düşünün ki cephede kıran kırana mücadele eden Mehmetçik yüreğindeki vatan aşkını perçinliyor; emperyalizme, dünyanın en büyük katiline, karşı mücadele veriyor. Gözlerini memlekete dikiyor, umut dolu gözlerle bakıyor vatanına. Umutlu çünkü Türk gençliğinin emperyalizme karşı büyük bir savaşı ve zaferi var ülkede. Emperyalizmin propagandasına karşı büyük bir savaş. “Savaşa Hayır, Yaşasın Barış”çılara, “Zeytin Dalı Değil, Erik Dalı”cılara karşı, kongrelerinde terörist başı Abdullah Öcalan’a selam gönderenlere karşı bir savaş.


Operasyon başladığından beridir bir kesim “Savaş’a Hayır” naraları atmaktadır. Bu naraların dayandığı noktalar barizdir; insanlar ölmesin, diplomatik yollarla çözelim, barış gelsin… İnsanların ölmemesi herkesin hedefidir öncelikle ordumuzun ve milletimizin isteğidir. Barışın gelmesi hepimizin isteğidir, ordumuzun isteğidir. Kemalist Devrime karşı mücadelenin iyice perçinleşmesiyle ABD, bölgemizde terör örgütlerini beslemiş. Beslemekle yetinmemiş “Demokrasi Getireceğiz” sloganlarıyla Irak’a girmiş, Afganistan’da sivil kanı dökmüş, Vietnam’da masumları katletmiş. O gün ABD’ye Barış naraları atmayanlar bugün eli kanlı katillere karşı mücadelede barış naraları atmaktadır. Samimiyetleri ve iki yüzlülükleri ortadadır. Yozlaştırılmış “hümanizm”in geleceği nokta, elinden masum kanı dökülen katillerin yanında saf tutmak olmuştur. Ülkemizdeki terör olaylarına üzülmekle yetinip tepki göstermeyenlerin bu operasyona çığırtkan gibi bağırmalarının sebebi bellidir. Safları bellidir.


Müdafaai Hukuk Grubunun sulh hakkındaki görüşleri şudur: “Mali, iktisadi, idari bağımsızlığımızı mutlaka temin etmek şartıyla sulhün iadesine çalışmaktır. Bu şartları temin etmeyen sulh antlaşması olmaz!”

Kurtuluş Savaşımızın barış anlayışı, milletimizin barış anlayışı işte yukarıdaki gibidir. Tam bağımsız olmadan “barış” olamaz! İstiklal Savaşı’mızı biz bu programla kazandık. Bugün barış diyenler sadece ABD’ye barış isteyenlerdir. Mustafa Kemal’in programına ihanet etmektedirler.


Bugün Afrin Harekatına Suriye’den bakalım. 2011’den beri vatan savaşı veren Suriye halkı ve rejimine bir dostluk elidir bu harekat. Irak’tan bakalım: Dışişlerimizin gelişeceğine, bölge ülkeleriyle birleşeceğimize Ortadoğu’da birliği bozan Sünni-Şii bloğunun yıkıldığına dair işarettir. Zeytin Dalı’na Rusya’dan bakalım. Dostluk gelişmektedir, Rusya’nın da vatan bütünlüğü korunmaktadır. Kilit nokta Türkiye’den de operasyona baktığımızda, komşularından bağımsız, yalnızlaşan Türkiye modelinden; komşularıyla ilişkileri düzelen, bağımsız bir Türkiye modeliyle karşı karşıya geldik. Harekatımız eli kanlı katillere karşı mücadele eden mazlum milletlerin savaşıdır o zaman!


Mazlum halkın kurtuluşunun bu savaşa ve ittifaka bağlı olduğunu görmekteyiz. Bu derece önemli harekat süresince ordu içinde hizipçilik yaratan, millet içinde hizipçilik yaratan söylemler bugün kimlerin işine gelmektedir. Sayalım: ABD, HDP, PKK, YPG, PYD, IŞİD, FETÖ… Kongrelerinde Apo’ya selam gönderenlerin işine gelmektedir bugün barış naraları. YPG’ye tırlar dolusu silah gönderenlerin işine gelmektedir bu naralar. Atatürk’ü bu milletin bağrından silmek isteyenlerin işine gelmektedir.


Gagasında Zeytin Dalı Tutan Güvercin Gibi


Bugün Türk ordusu bir güvercin misali Dünya’ya “Zeytin Dalı” uzatmakta. Bir taraftan bu zeytin dalını güler yüzle sıcacık kalpleriyle kabul edenler bir yandan zeytin dalını kıranlar... İşte bu çelişme bugün Dünya’nın gündemindedir. Barışın temini de Türk ordusunun bu operasyonda başarılı olmasıdır. Türk geleneğinin samimiyeti, ılımlı mücadelesi Suriye’yi canlandırıyor, Irak’ı canlandırıyor hepsinden iyisi Türk milletini canlandırıyor. Anaların dilinde yine bir türkü, Mehmetçiğin dilinden yine zafer naraları. Geleceğimiz nokta budur. Ordu savaştayken mehmetçiğe muhalefet edenleri Türk gençliği ayaklar altına alacaktır.


Mustafa Kemal’in askeri olmaya, emperyalizme mücadelenin bir neferi olmaya, bir zeytin dalı uzatmaya Türk gençliği varıyla yoğuyla çalışacaktır. Türkülerde yaşayan on beşliler olmaya geliyoruz! Ordumuzun zaferi, bizim de zaferimiz olacaktır!

Tarih:
Diğer Haberler