Emperyalist Saldırganlığa Karşı Gençlik Mücadelesi

'Bugünün devrimcilerinin, vatanseverlerinin alması gereken biricik tavır emperyalizmle mücadele ateşini körüklemektir.'

Emperyalist Saldırganlığa Karşı Gençlik Mücadelesi
Yıldırım Gençer
Yıldırım Gençer

Bolşevik devriminin öncüsü Vladimir Ilyic Lenin, emperyalizmi kapitalizmin en yüksek aşaması olarak tanımlamıştır. Dünyanın iki kampa bölündüğünü tahlil eden Lenin, emekçi sınıfların bağımsızlığını milli kurtuluş savaşlarıyla kazanacağını saptamıştır. Gelişmiş kapitalist emperyalist sınıflar ezilen dünyadan elde ettikleri büyük yağmanın bir bölümü ile kendi emekçi sınıflarını yatıştırırken, ezilen dünya ülkeleriyle çelişmelerini gittikçe derinleştirdiler. (1) Lenin’in bu tanımlamasının esası içinde yatan dünyayı değiştirme arzusudur ve bu arzuyu gerçekleştirmiştir. Lenin’in katkıları sadece emperyalizmi tanımlamasında değil aynı zamanda onun nasıl yenileceğini gösteren devrimci pratiğindedir.

 

20. yy büyük devrimcileri dünyadaki esas saflaşmanın ve kamplaşmanın temeline emperyalizmi koymuştur. Mustafa Kemal Atatürk de Kurtuluş Savaşı yıllarından başlayarak baş çelişkiyi ezen - ezilen milletler kamplaşmasıyla açıklamıştır. Bütün devrimler ezilen milletlerin atılımlarıyla olmuştur. Türkiye, Rusya, İran, Çin devrimleri bunun en büyük örneğidir. Lenin’in “Emperyalizm Çağında Devrim” teorisi doğrulanmıştır.

 

Emperyalizmin bölgemizdeki saldırganlığı yıllardır devam etmektedir. Dönemin en büyük emperyalist güçleri İngiltere, Fransa, Çarlık Rusya ülkemize birçok cepheden saldırı düzenlemiş ve bölgemiz, dünya tarihinin gördüğü en büyük paylaşım savaşlarına tanık olmuştur. Batı uygarlığının demokratik devrimlerini hayata geçirmek için Batı emperyalizmine karşı mücadele eden Cumhuriyet devrimimizin kadroları Kurtuluş Savaşı’yla emperyalizmi dize getirmişlerdir. Tarihte emperyalizmin ilk kez yenilgiyi tattığı bu topraklar mazlum milletlere büyük bir umut olmuştur.

 

Emperyalizmin 100 yıl önce dize geldiği bu topraklar bugün yine emperyalist kuvvetlerin kirli oyunlarına sahne olmaktadır. İran’da, Irak’ta, Afganistan’da, Libya’da ve en son Suriye’de yenilgiyi tadan Amerikan emperyalizmi son tokadı yine bu topraklarda yiyecektir.

 

EMPERYALİZMİN PANZEHİRİ

 

Zehirlenmelere karşı panzehir olarak eski çağlardan beri çeşitli maddeler kullanılmıştır. Panzehirler vücuda girdikten sonra zehrin yapısını bozar, onun yayılmasını engeller ve etkilerini düşürür. Kapitalizmin azmanlaşarak ürettiği zehir emperyalizmdir. Dünya devrimcileri bu zehre karşı her dönem panzehir üretmiştir. Emperyalizmin hüküm sürdüğü, hakimiyet altına almak istediği topraklarda bu panzehir hemen harekete geçerek hastalığı o topraklardan atmayı amaçlamaktadır. Çağımızda hala geçerliliğini sürdüren bu formülün günümüzdeki ihtiyacı her zamankinden daha fazladır. Antiemperyalizmin içerisindeki en büyük öz kuşkusuz vatanseverliktir. Vatanseverlik tarihsel koşullar içerisinde değerlendirilmelidir. (2) Bugünün en büyük emperyalisti olan Amerika’ya ve onun kara gücüm dediği PKK/PYD’ye karşı savaşmak, mücadele etmek bugünün en büyük vatanseverliği ve en net antiemperyalist tavrıdır.

 

Emperyalizm destekli antiemperyalizm

 

Emperyalizm, ezilen milletlerde yarattığı işbirlikçi sınıflarla kitleleri gütmenin yolunu hazırladı. Emperyalizm destekli hareketler, kitlelerin demokratik gelişimini engelleyen ve ortaçağ sınıf kuvvetlerine dayanan gruplara dönüştü. Bunun en tipik örneği PKK’dır. (3) İşbirlikçilerin kışkırtmasıyla harekete geçen bu kuvvetler kendi milli çıkarlarına karşı oldukları gibi emperyalizmin de omuz verdiği taşeronlar haline geldi. Söylem ve propaganda dillerinde her ne kadar antiemperyalist olarak gözükmeye çalışsalar da sergilemiş oldukları pratiklerle emperyalizmin maşası olduklarını gizleyemediler. Yanı başımızda yürüyen mücadele bugünün piyonlarını en yalın haliyle göstermektedir.

 

Kuşkusuz bugünün en büyük emperyalist kuvveti Amerika Birleşik Devletleri’dir. Yakın tarihimizde baktığımızda her kirli taşın altından ABD çıkmaktadır. 1 Mayıs 1977 katliamının ardında, 12 Eylül 1980 darbesinde, Ergenekon - Silivri davalarında, Büyük Ortadoğu Projesinde, 15 Temmuz hain darbe girişiminde hep ABD’nin eli vardır. PKK/PYD bugün kimin verdiği silahları Türk ordusuna, Mehmetçiğe doğrultmaktadır? Sınırımızda 30 bin kişilik çapulcu ordusu kurmaya kalkan kimdir? Terör örgütüne savunma bütçelerinden 550 milyon dolar ayıran emperyalist kuvvet kimdir? İşte bugün ülkemizin antiemperyalist çizgisi bu kuvvete karşı alınan tutarlı ve kararlı tavırla ölçülmektedir.

 

 GENÇLİĞİN ANTİEMPERYALİST KARAKTERİ

 

1908 Hürriyet Devrimi’nden bugüne baktığımızda Türk gençliği tarihsel sorumluluğunun bilincinde ve bir adım önde olmuştur. 1915 yılında bazı tarihçilere göre 5, bazılarına göre 3 lise haricinde hiç mezun verilmemiştir. Mezun olacak öğrenciler cepheye, vatan için çarpışmaya gitmişlerdir. Çanakkale siperlerinde vurulup düşen o gençlerin yüreğindeki ateş vatan sevgisidir. Yakın tarihe, 68 hareketine baktığımız zaman Türk gençliğinin en önde olduğu, antiemperyalist çizgide kitleleri örgütlediği ve harekete geçirdiği bir dönem görüyoruz. Deniz Gezmiş Samsun’dan Ankara’ya Mustafa Kemal Yürüyüşü’nün amacını şöyle açıklıyordu: “Bugün Türkiye’miz dünyada ilk antiemperyalist ve antikapitalist devrimi gerçekleştiren Mustafa Kemal’e rağmen yabancıların desteklediği karşıdevrimcilerin etki alanına girmiştir. Biz Mustafa Kemal gençliği olarak, saptırılan devrimi rayına oturtmaya azimliyiz, kararlıyız. Bugün başlayan yürüyüşün amacı budur.”

 

68 hareketi ancak kendi dinamiklerine sarılarak canlandırılabilir. 68 sapına kadar antiemperyalistti. Milli demokratik devrimciydi. Birinci sıraya bağımsızlığı yazmıştı. Sloganından açıklamasına, mahkeme savunmalarından mektubuna kadar milli kurtuluşçuydu. (4) 68’in özünden kopuk tartışmalarla onun bağımsızlıkçı karakterini görmeden yapılan her tahlil emperyalizmin değirmenine su taşımaktadır.

 

Bugünün gençliği geçmişin büyük birikiminden ve tecrübesinden aldığı mirasla yeni mücadele alanlarında emperyalizmle çarpışmaktadır. Silivri zindanlarına dayanan, Ergenekon - Balyoz kumpaslarını çökerten, milli bayramların yasaklanmasına izin vermeyen hareketin dinamiği o gençliktir. Amerikan askerinin başına çuval geçiren, üniversitelerde “NATO’ya Hayır” haftası düzenleyen gençlik Türkiye Gençlik Birliği’dir.

 

Türk gençliği vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı için gözünü kırpmadan Afrin’de kahramanca savaşan Mehmetçiğin yanındadır. Türk gençliği gözünü Mehmetçiğin kesin zaferine dikmiştir. Gençliğin en büyük görevi emperyalizmi bu topraklardan silip atmaktır. Bu doğrultuda atılan her adıma destek olmak tarihin bizlere yüklediği en büyük görevdir.

 

MAZLUM MİLLETLERİN ATEŞİ

 

Tarihe baktığımızda görürüz ki, bütün devrimlerin ortak karakteri, antiemperyalist bir savaş sonucu ve vatan savunması mevzisinde gerçekleşmiş olmalarıdır. Bu öyle bir yasa ki, es geçmeye kalkan bütün 19. yüzyıldan kalma Avrupa merkezli devrim teorilerini ve pratiklerini yerle bir etti. (5) Tarihin bu yasası bugün de geçerliliğini korumakta. Bugünün devrimcilerinin, vatanseverlerinin alması gereken biricik tavır emperyalizmle mücadele ateşini körüklemektir. Bu ateş bütün mazlum milletlerin yüreğini ısıtacaktır.

 

Dipnotlar

 

1. 1- Doğu Perinçek, Türkiye Solu ve PKK, Kaynak Yayınları, 4. Basım, İstanbul, Eylül 2013, s.144. 2. Mao Zedung, Seçme Eserler C II, s.196.

 

3. 3- Osman Bilge Kuruca, Atatürk ve Gerilla Savaşı, Kaynak Yayınları, 1. Basım, İstanbul, Kasım 2014, s.46.

 

4. Aykut Diş, oncugenclik.org.tr Mayıs, 2017.

 

5. Mehmet Ulusoy, Ulusal Devrim ve Küresel Karşıdevrim, Kaynak Yayınları, 1. Basım, İstanbul, Kasım 2011 s.342.

Tarih:
Diğer Haberler