Okul Logosu Uygulamasına Nasıl Bakmalıyız?

Okul Kantinlerinde alınan tedbirler gıda güvenliği kapsamındadır. Genç nesli gıda teröründen korumak için uygulanmalıdır.

Okul Logosu Uygulamasına Nasıl Bakmalıyız?
Rüveyda Mankan
Rüveyda Mankan

“Türk’e ev ve bark olan her yer sağlığın, temizliğin, güzelliğin, çağcıl kültürün örneği olacaktır.”

Sizlerin de bildiği gibi 2019-2020 Eğitim ve Öğretim yılında okul kantinlerinde uygulamaya konulacak bir karar gündemimize girmiş bulunuyor. Bu karar doğrultusunda Tarım Ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, okul kantinlerindeki gıdalar İçin Logo Uygulaması İş Birliği Protokolü için imza töreninde buluştu.
"Okul gıdası logosuyla enerji yoğunluğu yüksek ürünlerin tüketimini engelleyeceğiz. Obeziteye karşı savaş açmış olacağız. Geleceğimizin garantisi evlatlarımızı da erken yaşta iyi beslenme alışkanlıklarını kazandırmalarını sağlayacağız. İyi beslenme alışkanlıklarına uygun satışa uygun olan gıdaları da diğer ürünlerden ayırmayı amaçlıyoruz." diyerek amaç ve hedeflerini belirten Bakan Pakdemirli konuşmasında "Bu sadece okul ve öğrencileri değil tüm ülkeyi ilgilendiren bir meseledir.” dedi.
2013 yılında başlayan, Millî Eğitim Bakanlığı kararıyla ilerleyen sağlıklı beslenme programı ile okullarda kolalı, şekerli, gazlı içecekler ve cipslerin satışına sınırlamalar getirilmişti. 2019-2020 eğitim öğretim yılından itibaren ise hayata geçen Okul Gıdası Logosu ile logosu olmayan hiçbir tüketim maddesi öğrencilerin erişimine sunulmayacak kararı alındı. Bu karar doğrultusunda ise Milli Eğitim Bakanı Ziya Şelçuk, "Çocuklarımızın başarıları sadece eğitimleriyle değil aynı zamanda beslenme alışkanlıklarıyla da ilişkilidir." yorumunda bulunuyor. Ziya Selçuk bu uygulama ile aynı zamanda bakanlığın, okul kantinlerinde satılacak gıdalar ve eğitim kurumlarındaki gıda işletmelerinin hijyen yönünden desteklenmesi konulu genelgenin uygulanmasının da kolaylaşacağını vurguladı. Bundan sonrası için sadece Millî Eğitim Bakanlığı’nın belirlediği protokolde ilgili şartları sağlayan yiyecek ve içeceklerin satışına izin verilecek.
Bu karar doğrultusunda kantinlerden çıkacak ürünler kola-cips-enerji içeceği, aromalı şurup-meyveli şuruplar, kızartmalar, çerezler, gofret-çikolata ve kahve ürünleri şeklinde önümüzde duruyor. Bu ürünlerin bazılarının satışı 2013 yılında çıkan kararla beraber sınırlandırılmıştı. Fakat çikolata-kızartma-meyve şurupları ve hamburger türü ürünlerin satışına devam ediliyordu.
Bu ürünlerin yerine ise satışı serbest olan maddeler salata-kuru meyve-kuru yemiş-süt-taze sıkılmış meyve suyu-yoğurt-günlük haşlanmış yumurta gibi ürünlere izin verilecek.

“Sağlam Kafa Sağlam Vücutta Bulunur”

Bakanlığın da belirttiği gibi okul kantinlerinde kalori değeri yüksek gıdalarla beslenmektense daha doğal ve sağlıklı gıdalar biz öğrenciler için daha iyi olacak. Hem ders başarımıza etki ederken hem de obezite riskinin düşürülmesine yardımcı olacaktır. Millî Eğitim Bakanlığı’nın vermiş olduğu bu kararı bir lise öğrencisi olarak destekliyorum.
Satışı engellenen bu tüketim maddeleri insan vücuduna kalıcı zararlar vermektedir. Bunları inceleyecek olursak;
- Çikolata, içinde bulundurduğu şeker miktarı nedeniyle şeker hastalığı,obezite riski ve kalp rahatsızlıklarına sebep oluyor. Aynı zamanda içindeki kafein uyku düzensizliğine yol açıyor.
- Cipsler içinde bulundurduğu yüksek orandaki yağ ve tuz sebebi ile kolestrol hastalığına, yüksek tansiyon ve felçe neden oluyor. Obezite riskini arttırıyor.
- Kolanın içinde bulunan maddeler obezite, diyabet, diş çürümesi ve mide şikayetleri gibi hastalıklara sebep olmaktadır. Ayrıca gazlı olması için pompalanan karbondioksit kandaki oksijen oranını düşürüyor.
Tüm bu yasaklanan yiyecek ve içecek maddelerinin farklı zararları olmakla birlikte ortak zararı obezite sorunudur. Özellikle Amerika ve Avrupa ülkelerine oranla daha az olsa da ülkemizde her beş çocuktan biri obez. Bu hastalığın önüne geçmek daha sağlıklı, dinç ve üretken bir gençlik yetiştirmek adına faydalı bir uygulama. Tabii ki sıkı denetime tabi tutulması önemli. Benzer uygulamalara farklı ülkelerde de rastlamak mümkün. Örneğin Avustralya’da şekerle tatlandırılmış içeceklere, Avusturya’da aburcubur yiyeceklere, İsviçre’de kızartılmış ürünlere uygulanan kısıtlamalar ve yasaklar mevcut. Sadece gelişmiş ülkelerde değil Brezilya, Bolivya gibi gelişmekte olan ülkelerde de çeşitli protokoller mevcut.
Aynı zamanda hepimizin hayatında yaşadığı bir sıkıntı olan, çözmek için çabaladığımız ve bazen de ilaçla çözüm bulmaya çalıştığımız bir sorun uyku problemi... Bunun en önemli sonucunu derslere odaklanamamak olarak görüyoruz. Bu sıkıntımıza bir de yasaklanan bu tüketim maddelerinin içerdiği kafein vb. maddeler eklenince uyku düzensizliğinden kurtulmak giderek zorlaşıyor.
Zaten mevcut düzen içerisinde yeterince yorulurken bir de “sağlıksız beslenme ile gençliği yok etmek neden?” sorusu hep önümüzde duruyordu. Bu uygulama ile soruyu cevaplamak adına adımlar atmış bulunuyoruz, bu adımların devamının gelmesi ve köklü çözümlere kavuşturulması Türk gençliğini, Türk milletini korumak için mecburiyettir.
Beslenme ihtiyacının bebeklikten başlayarak özellikle ortaokul ve lise yıllarından itibaren keyifli ve mutlu bir ortamda gerçekleşmesi bir öğrencinin tüm hayatını etkileyecek beslenme davranışının gelişmesinde önemli rol oynar. Yemek aralarında çocuklara verilen şeker, çikolata, kola, pasta gibi yüksek oranda şeker içeren maddeler sağlıklı yemek yeme alışkanlığının önüne geçen büyük bir engel. Yarım su bardağı meyve suyu bile iştahsızlığa sebep olabiliyor. İştahsızlığın beraberinde getirdiği düzen bozukluğu yemek yeme alışkanlığı kazanmamızı engelliyor.

Bireyin Sağlığı Toplumun Sağlığıdır!

Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu kararını sadece bireysel özgürlük bakışı ile değerlendirmemeliyiz. Bu konuya toplam olarak geniş bir bakış açısıyla bakmamız gerekiyor. Burada söz konusu olan bir toplumun geleceği olan öğrencilerdir. Biz öğrenciler olarak sağlıklı; bununla birlikte çağdaş, laik ve ilerici bir eğitim sistemiyle yetiştiğimiz zaman Türkiye’mizin de geleceği ona göre şekillenir. Örneğin, lise sıralarında obezite sorunu ile yetişen bir genç nesil ileride tüm toplumun bu sorunu yaşamasıyla karşı karşıya kalır.
Devlet dediğimiz kurum, bir toplumun eğitimiyle, sağlığıyla, güvenliğiyle, ekonomik sistemiyle vb. Birçok konuyla ilgilenmekle yükümlüdür. Bu tedbir gıda güvenliği kapsamındadır. Genç nesli gıda teröründen korumaktadır. Bir toplumun okullarında kantinlerinde, sokaklarında, sınıflarında sağlık sorunu var ise, oralarda hastalık barındıran ürünler bulunuyorsa devletin buna karşı ne yapması lazımdır ? Bu konuya toplumun daha ileriye gitmesi açısından ve devletin görevlerini yerine getirmesi açısından bakmamız gerekiyor.
Türk mutfağı dünyadaki en zengin mutfaklardan biridir. Bizim toplumumuzda yemek yeme alışkanlığı bir kültür etrafında şekillenerek bugüne kadar gelmiştir. Örneğin; Türk mutfağında siz hiç akşam yemeğinde hamburger yanında kola gördünüz mü? Ya da ailenizle sabah kahvaltısı yaparken hazır kek yiyor musunuz? Türk yemek kültürüne baktığımızda genel olarak doğal ve sağlıklı besinler göreceğiz. O halde yapay gıdalarla kendimizi neden zehirleyelim?
Mustafa Kemal Atatürk “Esas olan bütün yaştaki Türkler için beden eğitimi sağlamaktır. Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” sözünü atalarımız boşuna söylememişlerdir diyerek beden eğitimi ve beden sağlığının önemini ifade ederken bir hedefi de işaret etmiştir. Bu söz aslında bize bir programı, bir devlet anlayışını ifade etmektedir. Cumhuriyetimiz yeni nesilleri işte bu felsefe ile yetiştirmiştir.
Okul kantinlerinde uygulamaya konulacak bu yeni uygulamanın daha sağlıklı işlemesi adına ve sekteye uğramaması için biz lise öğrencileri de elimizden gelen tüm gayreti göstereceğiz. Andımız’da geçen küçüklerimi korumak ilkesinin gereklerinden biri de onları sağlıksız gıdalardan korumaktır. O yüzden Andımız’a sahip çıkan herkesi bunun gereğini yerine getirmeye çağırıyoruz. 

Rüveyda Mankan

 

Tarih:
Diğer Haberler