Çağdaş Eğitimden Çağ Dışı Eğitime

TLB Kocaeli İl Başkanı TaLeBe dergisinde yeni müfredatı yazdı.

Çağdaş Eğitimden Çağ Dışı Eğitime
Ahmet Aydın
Ahmet Aydın

Milli eğitim bakanlığının hazırlayıp sunduğu yeni müfredatta ilk ve ortaöğretimdeki kazanımlardan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu lideri olan Mustafa Kemal Atatürk’ün kaldırılması ve yer yer azaltılması toplumu bir arada tutan temel unsurlardan birini yerinden oynatmak ve üzerine inşa edilmiş olan cumhuriyet birikimini yok sayarak yıkılmasına zemin hazırlamaktadır.


Türk ulusu cumhuriyetle birlikte ümmet bilincinden millet, yurttaşlık bilincine bir geçiş yaşamıştır. Bu millet bilinci kurtuluş savaşında emperyalizme karşı mücadele içerisinde gelişmiştir. Millet ve milliyetçilik kavramının ortaya çıkışını bilmeyen yoktur. Fransız Devrimi sonrası Avrupa’ya yayılan fikir akımlarından biri olarak ele aldığımızda imparatorluklar çağının sonunu getiren ve ulus devletlerin inşasında en önemli role sahip kavramdır. Tarihimize etkisiyse teknik açıdan batının üstünlüğünü kabul etmek zorunda kalan Osmanlı’nın atılacağı üçüncü yoldur. Balkanlardaki ayrılıkçı hareketler sonrasında çözüm arayan Osmanlı aydını ve bürokrasisi, önceleri Balkan sorunu mutlakiyet rejiminden kaynaklandığından meşruti bir yönetime geçilmesi gerektiğini düşünselerde ihale önceleri Osmanlıcılık ve İslamcılığa, sonra da Türkçülüğe kadar gidecektir. Ziya Gökalp ve Yusuf Akçuralarla birlikte Türk milliyetçiliği süreç içerisinde şekillenir ve Mustafa Kemal, tüm bu sıkıntıların çözümünü ulus devlet olmakta gören Türk milletinin önderliği konumuna süreç içerisinde gelir. Ne kadar Cumhuriyet Devrimi bir kadro işi olsa da, Mustafa Kemal bu noktada liderlik göstererek devrimin baş aktörü olmuştur. Kemalist Devrim; İngiliz ve Fransız emperyalizmine karşı bir İstiklal Savaşı verirken,
bir yandan da ortaçağ kuvvetlerine karşı bir aydınlanma mücadelesi vermiştir. Dolayısıyla Kemalist Devrime bu bağlamda yaklaşacak olursak, aynı zamanda bir çağdaşlaşma mücadelesidir. Atatürk’ün altı ok programı, devrimleri bugün hala Türkiye açısından ilerici bir programdır.Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı’nı
verirken içinde bulunduğu toplumun yeniden inşasını ve yeni bir toplum yaratma idealindeydi. Cumhuriyetin yaratmak istediği bir insan profili vardı. Bu ideal bilimle, sanatla, felsefeyle yetişmiş, üreten, çağdaş dünyayı yakalayan, sorgulayan, eleştiren, “Fikri Hür, Vicdanı Hür, İrfanı Hür Nesiller’ yaratmaktı.

 

Kemalist Devrim; Türkiye’nin yeniden doğuşu, kendini var etme savaşıdır. Artık imparatorluklar çağı bitmiş, ulus devletler çağı gelmiştir. Osmanlı çökmüş ama çöken Osmanlı Devleti’nin küllerinden Cumhuriyet yeniden doğmuştur. Bu yüzden Türkiye’nin, Türk milletinin yeniden doğuşudur (Rönesans’ıdır). Ancak bugün müfredattan Atatürk’ün çıkartılıp yerine gerici uygulamaların getirilmesi toplumsal ilerleyişe, çağdaşlaşma mücadelemize engel olur. Cumhuriyet devrimlerini ortadan kaldırdığınız zaman tarikatların, cemaatlerin minderine düşersiniz. Tarikatların cemaatlerin minderinde de çağdaşlık mücadelesi verilmez.

 

Mustafa Kemal’i ortadan kaldırdığımız koşulda toplumun ortak bilinci yok etmiş oluruz. Mustafa Kemal’i ortadan kaldırdığımız koşulda yurttaşlık bilinci ortadan kalkar, tekrar padişahın tebaası haline geliriz. Mustafa Kemal’i ortadan kaldırdığımız koşulda köylü milletin efendisi olmaktan çıkar; tekrar ağanın marabası, ırgatı haline gelir. Mustafa Kemal’i ortadan kaldırdığımız koşulda Cumhuriyet devrimiyle beraber seçme ve seçilme hakkını elde eden toplumun çalışan, üreten bir ferdi haline gelen Türk kadını tekrar köle, cariye olur. Mustafa Kemal’i ortadan kaldırdığımız koşulda aklı ve bilimi de ortadan kaldırmış oluruz, tekrar ortaçağ bataklığına saplanırız. Bugün Atatürk’ü müfredattan çıkartmaya çalışanlar, doksan yılı aşan Cumhuriyet tarihimizi ayaklar altına almak isteyenler, Cumhuriyet tarihinin altında ezilecektir.

 

Mustafa Kemal toplumumuzun ortak hafızasının simgesidir. Ortak hafıza ise ortak dil gibi bir milletin olmazsa olmazlarındandır. Ortak anımsama ulus inşası için elzemdir ve birliktehareketi sağlar. Ortak geçmiş, ortak geleceğin oluşturulması için kaynak görevi görür ve uluslar geçmişleriyle geleceğe şekil verirler. Ortak tarihini kaybeden milletler çözülmeye mahkûm olur.

 

Gelelim gençliğin müfredat değişikliğine tepkisine. Eski müfredattan tam anlamıyla Cumhuriyet birikimini ve Mustafa Kemal’i veremediği için zaten şikâyetçiydik. Fakat yeni düzenleme ile beterin de beteri varmış dedik. Ocak ayında taslağın duyurulmasından sonra Kadıköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün önünde bir basın açıklaması yapmış ve değişikliği protesto etmiştik. Değişiklik netleşince Ankara, İzmir, İstanbul başta olmak üzere yurdun dört bir yanında basın açıklamaları düzenledik.Ardından Haziran ayıyla birliktede tüm illerimizde ‘Atatürk’ü Sildirmeyiz’ imza kampanyasını başlattık. Bu imza kampanyasında öğretmenlerimizin, velilerimizin ve arkadaşlarımızın desteğini almayı başardık. Dönem sonunda, 13 Eylül tarihinde anayasaya aykırı olan Atatürksüz, gerici müfredata karşı Danıştay’a iptal başvurusunda bulunmuştuk. 30 Eylül tarihinde de Türkiye’nin dört bir yanından gelerek Ankara Kuğulu Park’ta Atatürksüz müfredatın iptal edilmesi için toplandık. Sürecin en önemli etkinliğiyse 18 Eylül Pazartesi günü Türkiye genelinde eşzamanlı olarak gerçekleştirdiğimiz ‘İlk Dersimiz Atatürk’ eylemleriydi. Her Talebeli kendi sınıfında kendi okulunda ellerinde Atatürk resimleriyle bu eylemi gerçekleştirdi. Bende okulumda bu eylemi sınıf ve okul arkadaşlarımla birlikte gerçekleştirdim. Hafta sonu sosyal medya üzerinden duyurduğumuz eylem hoş karşılandı ve haberi olan herkes katılmak istediğini belirtti. Ertesi gün bastığımız Atatürk resimlerini tören başlamadan önce arkadaşlarımıza dağıttık ve törenin bitmesini bekledik.Okul idarecileri ve görevli öğrencilerin konuşmalarından sonra hep birlikte Afişlerimizi kaldırarak Atatürksüz müfredata karşı ‘İlk Dersimizin Atatürk’ olduğunu gösterdik. Öğretmenlerimizden ve arkadaşlarımızdan çok güzel dönüşler aldık, bizleri desteklediklerini belirttiler. Diğer illerde de benzer durumlar vardı. Türk gençliğinin İlk dersi Atatürk’tü.

 

Milli Eğitim Bakanlığı’na Türk gençliğinin, Mustafa Kemal Atatürk’e ve Cumhuriyet birikimine sahip çıktığını gösterdik. Gençlik, özelliklede liseli gençlik kendisini
doğrudan etkilediği için bu sürecin öznesi konumundaydı ve üstüne düşen vazifeyi yerine getirdi. Fakat işimiz bu kadarla bitmiyor. Çevremizdeki arkadaşlarımıza
ve öğretmenlerimize değişikliğin zararlarından ve doğuracağı sonuçlardan bahsederek onlarında değişikliğe karşı fikir edinmelerine yardımcı olmalıyız.

 

2001 yılında AB’nin Türkiye Büyükelçisi olan Karen Fogg’un‘‘Türk gençliğini kimliksizleştirmekten, bunun için ülkeyi Atatürk’ten ve Atatürkçülerden
kurtarmaktan’’ söz etmesinin ardından 16 yıl geçti. İçinde bulunduğumuz durumun kimlerin işine yarayacağı açıkça görülmekte iken Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu
yanlıştan derhal dönmesi gerekiyor. Beslendiğimiz en önemli kaynağın bizlere ihtiyacımız olmayan, nesnel gerçeklerden uzak, tarih disipliniyle uyuşmayan, bize ve ulusumuza zarar verecek öğeler vermesi vahim sonuçlar doğuracaktır. Milli değerlerden, evrensel değerlerden, bilimsellikten uzak bir eğitim sistemi düşünülemez. Atatürk ilke ve inkılâplarının, Atatürkçülüğün olmadığı bir müfredat kabul edilemez. Atatürksüz müfredat olmaz.

Tarih:
Diğer Haberler