TLB Genel Sekreteri Hazal Günser yazdı:
Gözlerimizi her açtığımızda ülkenin taze damarlarını zehirleyen yeni bir çürüme haberiyle sarsılıyoruz. Bir yanda, makam koltuklarını parselleyenlerin rüşvet, torpil ve skandallarla anılan isimleri, diğer yanda bu bitmeyen kirli çarkın arasında ezilen, geleceği karartılan milyonlarca genç… Sistem öyle bir ahlaki buhranın içindedir ki, hayatın her alanını saran bu rant düzeni artık tahammül sınırlarını çoktan aşmıştır. Kimse Türk gençliğinin bu karanlığı görmezden geleceğini, bu çirkinlikleri sineye çekeceğini zannetmesin. Parası olanın düdüğü çaldığı, dayısı olanın kapıları açtığı bu adaletsizliğe karşı yükselen ses, tarihi bir uyanışın habercisidir.
Talat Paşa’nın Yolundayız!
Tarih bize unutturulmaya çalışılan en büyük gerçeği, en saf haliyle fısıldıyor. Türk gençliği sahneye çıkıp onur ve bağımsızlık iddiasını ortaya koyduğunda, o devrim muhakkak gerçekleşir. Gençliğin karşısına lüks makam araçlarıyla, parayla ve koltuk kavgasıyla çıkanlar bilsin ki, bu toprakların evlatları başka bir rehber seçmiştir. Bugün gençliğin önünde parıldayan kudret, saraylarda yaşayanların değil; Bab-ı Ali’ye sefertasıyla giden, devletin sunduğu konak imkânını reddedip mütevazı bir evde oturan ve ayağında yırtık ayakkabıyla hakikat mücadelesi verirken şehit düşen Talat Paşa’nın ahlakıdır. Bizler, rüşvet çarkına batmış kifayetsiz düzenin isimlerini değil, vatanı uğruna canını hiçe sayanların adını bayraklaştırıyoruz. Meclis salonlarında rüşvetçilerin değil, Talat Paşaların rüzgârının eseceği gün çok uzakta değildir.
TGB 7. Olağanüstü Genel Kongresi
Ankara’da, binlerce lise ve üniversite gencinin coşkulu katılımıyla gerçekleştirilen Türkiye Gençlik Birliği (TGB) 7. Olağanüstü Genel Kongresi, tam da bu tarihi sorumluluğun bilinciyle bir milat olmuştur. “Tarih de Gelecek de Biziz!” şiarıyla toplanan kongremiz, yozlaşmış sisteme, çürümüşlüğe ve emperyalizmin kültürüne karşı en yüksek sesle cevabı vermiştir. Ankara Üniversitesi Gazetecilik bölümü öğrencisi Mirza Çelik’in oybirliğiyle Genel Başkanlığa seçildiği bu kongrede, bayrağı devralan kadrolarla birlikte Türkiye Liseliler Birliği (TLB) Genel Sekreterliği görevini üstlenmiş bulunuyorum. Aynı kararlılık ve inançla, TGB Genel Saymanlığı görevine ise Hilal Aydın seçilmiştir. Bu kadrolar, Türk gençliğinin yalnız olmadığını, aksine örgütlü gücüyle bütün bu karanlık odakları dağıtmaya sorumlu olduğunu bir kez daha tescillemiştir. Kongrede yükselen kararlar, gençliği yurtsuz bırakarak tarikatların ve cemaatlerin kucağına iten düzene karşı kamucu ve halkçı barınma hakkını savunma, uyuşturucu ve fuhuş bataklığıyla gençliği zehirleyenlere karşı sokakları ve üniversiteleri tertemiz birer aydınlık yuvası yapma iradesini perçinlemiştir.
Özgürleşen Kadın, Özgürleşen Türkiye
Bu büyük mücadelenin en ön saflarında, boyun eğmeyen Türk kadınının ve kız kardeşlerimizin devrimci iradesi yer almaktadır. Bugün kadını şiddetin, gericiliğin ve sistemin ikinci sınıf bireyi haline getirmeye çalışanlara karşı en net cevabı yine örgütlü genç kadınlar vermektedir. TGB ve TLB saflarında omuz omuza yürüyen genç kadınlar; tarikat karanlığına, gerici müfredatlara, kadını eve kapatmak isteyen yobazlığa ve her türlü eşitsizliğe karşı meydanlardadır. Atatürk Devrimi’nin en büyük kazanımlarından biri olan kadın özgürlüğü, bugün emperyalizme ve ortaçağ kalıntısı yapılara karşı yürütülen vatan savaşının da zeminidir. Biz biliyoruz ki, kadınların özgürleşmediği, hayatın her alanında eşit ve öncü konuma gelmediği bir Türkiye bağımsız olamaz. TLB ve TGB olarak, kadının emeğini, aklını ve iradesini hiçe sayan bu çürümüş düzene karşı kadın mücadelesini büyütmeye, Sabiha Gökçen’ler, Afife Jale’ler öncülüğünde bu karanlığı paramparça etmeye yeminliyiz.
Türk Genci Mürit Olmaz!
Bu çürümüş düzenin en tehlikeli kollarından biri de devletin boş bıraktığı her alanı mesken tutan karanlık odaklar, tarikatlar ve suç çeteleridir. Üniversite ve lise kapılarında barınacak bir dam, başını sokacak güvenli bir köşe bulamayan pırıl pırıl gençleri ağlarına düşürmeye çalışan bu yapılar, açık birer istismar merkezidir. Devletin sosyal sorumluluklarını devralma iddiasındaki bu cemaatler ve yeraltı odakları, gençlerin zihinlerini esir alarak onları birer “mürit” hâline getirmek istemektedir. Buradan açıkça ilan ediyoruz: Türk genci mürit olmaz! Türkiye Cumhuriyeti, şeyhlerin, dervişlerin ve tarikatların ülkesi olamaz ve asla olmayacaktır.
Örgütlü Gençlikle Güçlü Devlet, Aydınlık Gelecek
Gençliği suç örgütlerinin ve sokak çetelerinin sefaletine terk etmeye çalışanlar, 7. Kongremizde ilan edilen örgütlü bir gençliğin çelikten iradesiyle karşılaşacaktır. Dağınık bireyler olarak savunmasız bırakılmak istenen milyonlar, TGB ve TLB’nin bayrağı altında birleşen bilincin ve teşkilatın gücüyle bu cendereyi paramparça edecektir. Çünkü biliyoruz ki, güçlü ve kamusal bir devletin varlığı zayıfladıkça bu asalak yapılar büyür. O hâlde yapılacak tek şey bellidir: Üreten ve Tam bağımsız Türkiye’yi yeniden inşa ederek tüm yeraltı çetelerini ve tarikat ağlarını tarihin tozlu sayfalarına gömmek.
TGB 7. Olağanüstü Genel Kongresi’nden aldığımız devrimci güçle bir kez daha haykırıyoruz: Türk genci, vatanına, Cumhuriyetin aydınlık ve çağdaş yaşamına sarsılmaz bir sadakatle bağlıdır. Dün olduğu gibi bugün de, “Vatan ve Hürriyet” şiarıyla birleşen irade, Cumhuriyet düşmanı tüm odakların kökünü kazımaya muktedirdir.
Tarih de biziz, gelecek de biziz! Ülkemizin kaderini çetelere, tarikatlara ve rant sevdalılarına hiçbir zaman teslim etmeyeceğiz.






