Sözde Sanat ve Gençlik, Sanattaki Gençliğin Yeri ve Çürüme

Sözde Sanat ve Gençlik, Sanattaki Gençliğin Yeri ve Çürüme

“Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir!”
— Mustafa Kemal Atatürk

Sanat, toplumun birincil yol göstericisidir. Sanatsız bir toplum hayatta kalamaz demek yanlış olur; ancak yatalak ve bitkisel hayattaki bir yaşamı tadıyor olur, her an ölmeye açık, risk ve tehdit altında.

Ülkemiz gençliği, hatta bütün dünya gençliği de bu riskin içinde bulunmakta. Sanat artık yol göstericilikten uzaklaşmaktadır. Sanatı topluma ulaştıran sanatçı, bugün değerini ve kimliğini yitirmekte. Sanat sanallaşmaya başlıyor; sanallaşan sanat, değerini ve ışığını kaybeder. İnsan emeğinin yerini alan GPT komutları da bu işin en bariz yansımasıdır. Artık eserin başarısını, vurgusu ve anlatımı değil, sosyal medyada kaç beğeni aldığı belirliyor.

Bu çürümenin bir başka boyutu ise sanatın, toplumsal ve siyasal mesajların pazarlanabileceği bir vitrine dönüşmesidir. Sanat elbette en başarılı propaganda aracıdır; ancak burada o propagandayı kimin, ne amaçla yaptığına bakmak esas. Sanatın özgürlük adı altında her türlü sorgulamadan muaf tutulması, onu eleştiriden uzaklaştırdığı gibi gerçek anlamda özgür de kılmaz. Kimlik, cinsellik veya farklı yaşam biçimleri sanatın konusu olabilir; ancak bunların yalnızca ticari değer yaratmak, gündem oluşturmak veya belirli kültürel kalıpları sorgusuzca pazarlamak için kullanılması, sanatın kendisini araçsallaştırır.

Bu işlere “sözde sanat” adı altında devam edelim. Bir açıklama gerekecek olursa sözde sanat kavramı; içine para, fon, çürüme ve yozlaşma karışmış, sanatsal değeri ve yol göstericiliği olmayan herhangi bir resim, müzik, kitap vesaireyi kapsar.

Sözde sanatı nerede görürüz? Cevap belli: Amerikan emperyalizminin ve bireyciliğin olduğu her yerde. İnsanlığın kültürel değerlerini hiçe sayarak çizilen karikatürlerde; her mısrasında fuhşu, kumarı, parayı ve madde kullanımını öven şarkılarda; gençlik dizileri adı altında, özgürlük diyerek, onur diyerek eşcinselliği öven Amerikan yapımı film ve dizilerde. Örnekler daha uzar gider…

Bu sözde sanatla çürümeye karşı en büyük sorumluluk, o sözde sanatın tehdit ettiği gençliğe; yani sana, yani bana, yani hepimize düşüyor. Bizler bu ülkenin yurtsever evlatlarıyız. Ülkemizi, her daim her konuda olduğu gibi, sözde sanat kisvesine karşı da savunmalıyız ki savunuyoruz da.

Bugün o Amerikan dayatması dergilerin içindeki örfü, âdeti hiçe sayan yazılar ve çizgiler yerine Türk genci, kendi ürettiği dergileri okumalı; fuhuş dolu, madde dolu sözleri müzik diye dinlemeyip neler dinleyeceğini seçmelidir. Tabii ki burada gençlere yol gösterici olmak bize, öncülere; TGB ve TLB gibi öncü, bilinçli gençlere düşüyor. Bu yolda her zaman kendi üretimimiz olan ilerici sanatı yerine getirip topluma yol göstereceğiz. Amerikan dayatması yozlaşmaya ve çürümeye geçit vermeyeceğiz.

TLB Ankara İl Başkan Yardımcısı

Alperen Emekder

Paylaş: