Eğitim-İş Ne iş?

Eğitim-İş nasıl ki HDP’ye “Yalnız değilsiniz” diye el uzatıyorsa, biz de vatansever öğretmenlerimize el uzatıyoruz: Yalnız Değilsiniz!

Eğitim-İş Ne iş?
Furkan Kaplan
Furkan Kaplan

Hepimizin bildiği üzere, Diyarbakır anneleri, HDP’nin “genel merkezi” kabul ettiği Diyarbakır il binası önünde aylardır nöbet tutuyor. Anneler; “Kürtlerin partisiyiz.” diyerek kendisini meşrulaştırmaya çalışan HDP’nin maskesini alaşağı ediyor, Kürdümüzü Amerika’nın petrol bekçisi yapmaya çalışan PKK/HDP’nin toplum bağlarını kılıç gibi kesip atıyor.

“Başlarım Sizin Kürdistan Davanıza”

“Başlarım sizin Kürdistan davanıza, çocuklarımızı Amerika’ya, İsrail’e uşaklığa gönderiyorsunuz.” diyen annelerimiz, hem terör bataklığından kurtulmak isteyen çocuklara, hem de çocuğunu HDP/PKK tuzağından sakınan annelere cesaret vermektedir. Bu nöbet başladığından beri terör örgütü tarafından alıkonulan gençler ailelerine kavuşmaktadır.

Bir yaşıtımızın daha dağa kaçırılmaması, HDP’nin kapatılması ve PKK’nın zayıflatılması için çok büyük önem arz eden bu nöbete, ilk destek verenlerden olduk, üniversitelerde ve liselerde seslerinin yankısı olduk, Türkiye’nin dört bir yanından yüzlerce öğrenciyi annelerimizle buluşturduk, nöbetlerine omuz verdik. “Başka bayrağımız yok.” diyerek Türk bayrağımıza sarılan annelerimiz, Türkiye’ye sarıldı, Türkiye de annelerimize sarıldı. En son, 25 Ocak’ta Türkiye’nin dört bir yanından liselilerle karnelerimizi götürdük.

Eğitim-İş Kime Moral Veriyor?

Eğitim-İş sendikasına üye 7 öğretmenimiz de teröre karşı duran, vatansever her eğitimcinin yapması gerektiği gibi, Türkiye’nin farklı yerlerinden Diyarbakır’a giderek terör karşıtı bu nöbete destek verdiler. Eğitim-İş sendikası, bu öğretmenlerimizi örnek alıp şubelerini terör karşıtı bu nöbet için seferber edeceği yerde, öğretmenlerimiz hakkında alelacele soruşturma başlatıp öğretmenlerimizi hukusuzca ihraç etti. Yetmezmiş gibi, şubelerini çarpıtmalarla öğretmenlerimize ve Diyarbakır annelerine karşı kışkırttı.

Söz konusu ihraç kararı ve karalama kampanyası, HDP’ye suni teneffüs gibi gelmiştir. Mehmetçiğin namlusu, yargının müdahaleleri ve annelerin nöbetiyle boğulan PKK/HDP, Eğitim-İş’in koruyucu ihracıyla nefes almış, moral bulmuştur. İhraç edilen öğretmenler annelere “yalnız değilsiniz” derken, Eğitim-İş Genel Merkezi HDP’ye “yalnız değilsiniz” demiştir.

Eğitim-İş’in İhracı “Açıklayamama” Metni

Sendika genel merkezi ihraçlara gelen tepkiler üzerine “Eğitim-İş İftiralarla Yıkılmayacak Bir Demokrasi Kalesidir” başlıklı bir “açıklayamama” metni yayınladı. Başlık, başlı başına içeriği özetliyor. Yazım tekniği açısından doğru ama siyasi olarak yanlış. Eğitim-İş'in demokratikliği tartışılmıyor ama sendika yönetimi "halkların demokratik" çevresine selam gönderiyor. Eğitim-İş'in milliliği, ulusal çizgisi tartışılıyor ve sendikanın buna bir yanıtı yok.

“Bilindiği üzere Diyarbakır’da HDP binası önünde çocuklarına kavuşma isteğindeki anneler oturma eylemi başlatmış ancak bu eylem iktidar tarafından siyasi bir şova dönüştürülmüştü. …”

Yalancının mumu yatsıya kadar yanar, Eğitim-İş Genel Merkezi, kendi yaktığı mumun yanmasına dahi tahammül edememiş olacak ki cümle sonunda söndürmüş. Ailelere hak veriyormuş gibi başlayan cümle, asıl tavrın ortaya çıkmasıyla, annelere dönük karalama girişimiyle son buluyor.

“Söz konusu eyleme, bir grup üyemiz, merkezi bir karar alınmamış olmasına rağmen gitmiş, sendikamızın ve bağlı bulunduğumuz konfederasyonumuz Birleşik Kamu-İş'in adını kullanmıştır.”

“Yıkılmaz demokrasi kalesi Eğitim-İş” üyelerinin terör karşıtı eyleme destek vermesini dahi hazmedemiyor. İhraç edilen 7 öğretmen genel merkez adına hiçbir açıklama yapmadığı halde bu suçla itham ediyor.

“Son süreçte iktidarın her yaptığını onaylayıp destekleyen bu grup…”

“Yıkılmaz demokrasi kalesi” sendika, “açıklayamama” metninde ihracın hukuki dayanaklarını belirten argümanlar sunacağı yerde siyasi yaftalar sıralıyor. Çünkü karar hukuki değil siyasi. İhraç edilen öğretmenlerin iktidarın her yaptığını onayladığı yalan, kaldı ki böyle bile olsa sendika tüzüğünde bunu engelleyen ne var? “Sendika üyeleri, mevcut iktidarın yaptığı herhangi bir şeyi onaylarsa ihraç edilir” diye bir madde var da biz mi göremedik? PKK ve FETÖ’yle mücadeleyi desteklemek iktidarı desteklemek midir? Eğitim-İş öğretmen sendikası mıdır siyasi parti midir? Siyasi partilerde bile böyle bir ihraç gerekçesi yoktur.

Genel Merkezin Keyfiyle Bağdaşmayan Fiiller

“Söz konusu kişiler, "Anaların yanında yer aldığımız için ihraç edildik" yalanının aksine "üyelikle bağdaşmayan fiiller" nedeniyle ihraç edilmiştir.”

Üyelikle bağdaşmayan fiillerin Türkçesi, siyasi eklemlenmesini saklama gereği dahi duymayan Eğitim-İş Genel Merkezinin keyfiyle bağdaşmayan fiillerdir.

Ortada tartışılacak fiil varsa, Eğitim-İş Genel Merkezinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı, Atatürk ilkeleriyle, Türk milliyetçiliğiyle ve vatanseverlikle bağdaşmayan fiillleridir.

Vatanseverliği İhraç Eden Sendika

“Henüz 2017'de yapılan Olağan Genel Kurula şehit öğretmenlerimiz Aybüke Yalçın ve Necmettin Yılmaz'ın adını veren örgütümüz, bu şahıslar tarafından PKK'lı olmakla suçlanmıştır!”

Birincisi, suçlanan sendika değil sendika genel merkezidir, ikincisi kimse PKK’lı olmakla suçlanmamakta, PKK’yla aynı safa düşme dalaletiyle uyarılmaktadır. Hepsinden önemlisi sendikanın terör karşıtlığını aklamaktaki tek dayanağı olan Aybüke ve Necmettin öğretmenlerimizin adının kongreye verilmesi önergesini ihraç ettiği öğretmenler vermiştir.

Çözüm Süreci’nin Karşısından HDP Koruyuculuğuna

“Daha yakın zamanda Ergenekon kumpaslarına karşı çıktığı için iktidar eksenli medyanın manşetlerinde hedef aldığı Eğitim-İş, bu karanlık saldırılara göğsünü siper etmeyi her zaman bilmiştir.”

Sendika, geçmiş genel doğrularla bugünkü vahim yanlışını aklamaya çalışmaktadır. Eğitim-İş, Ergenekon&Balyoz kumpasları ve bölücü Çözüm Süreci’nin karşısında durmuştur. Bu süreçte zaten omuz omuzaydık, birdik, beraberdik. Ancak Eğitim-İş gelinen noktada Çözüm Süreci’nin karşısındaki konumunu terk edip müteahhitliğine girişmiştir. Genel doğrular, bu meseleden alakasızdır ve sendikanın ayıbını temizlemez.

“Cumhuriyet değerlerine, laikliğe, çağdaşlığa, hukukun üstünlüğüne sımsıkı bağlı olan örgütümüzde, tüm bu değerlere saldıranlarla yürüyen ve destek veren, “katiline aşık insanlar” barınamaz!”

Genel doğrularla dolu ajitasyonun ardından ihracın siyasiliği bir kez daha ifade ediliyor. Sendika, sırf iktidar da teröre karşı duruyor diye HDP’ye tavır almıyor, tavır alan üyesini de iktidarı kastederek “katiline aşık olmak”la itham ediyor.

“HDP’nin Hem Yanında Hem Karşısındayız”?

Eğitim-İş Cumartesi Annelerinin de Diyarbakır Annelerinin de Gezi olaylarında hayatını kaybetmiş çocuklarımızın annelerinin de acısını yüreğinde hisseder.

Günahından sıyrılmak için ortayolculuğa başvuran Eğitim-İş Genel Merkezi burada da çuvallıyor. Cumartesi Anneleri, tüm faili meçhul cinayetleri Türkiye Cumhuriyeti’nin üzerine yıkan, PKK/HDP’nin yönlendirdiği annelerdir. Türkiye Cumhuriyeti düşmanlığı yapmaktadırlar. Eylemlerine bakarsanız yanlarında oturanla bellidir; HDP milletvekilleri ve cumhuriyet düşmanı liberaller, Kürtçü-Dinci bölücüler… Eğitim-İş hem oradayız hem burada diyor ama bu gerçekle bağdaşmıyor. HDP’nin hem yanında hem karşısında olamazsınız. Bu yüzden açıkça söylüyoruz, HDP güdümündeki Cumartesi Annelerinin yanında değiliz, Diyarbakır Annelerinin yanındayız. Eğitim-İş ise eyyamcılık yapmaktadır. “Acısını yüreğinde hissettiği”ni iddia ettiği Diyarbakır Annelerine yönelik ne yazılı ne de fiili hiçbir desteği olmamıştır.

“Ülkeye yaşatılanlar bir yana dursun; sendikamızın faaliyet alanı olan eğitimi; gericileştiren, yoksul evlatlarımızı tarikat yurtlarına ve imam hatiplere mecbur bırakan, ulusal bayramlarımıza bile alerji duyan, öğretmenlerimizi yoksulluktan intihar edecek hale getiren, FETÖ'den gerekli dersi çıkarmayıp tarikatları, cemaatleri bir kamu hizmeti olan eğitime taşeron yapan zihniyetin ve destekçilerinin bize saldırması, biz Cumhuriyet aşıkları için rotamızın sağlamasıdır!”

Sendika burada üyelerinin cumhuriyetçi, laik hassasiyetlerine amigoluk yaparak yine meselenin esasından kaçmaktadır. Tartışma açıktır, Diyarbakır Annelerini ziyaret eden 7 vatansever öğretmen merkezin keyfiyle ihraç edilmektedir. Sendika ise öğretmenleri ve anneleri AKP’nin geçmişiyle ve günahlarıyla ilişkilendirerek aforoz etmeye çalışmaktadır.

Tüm Tartışmaları Bitirecek Soru

Eğitim-İş, okullarımızı yakıp yıkan, öğretmenlerimizi tehdit eden, hedef gösteren ve şehit eden HDP’ye neden karşı değil? Asıl tartışma budur. Eğitim-İş neden evlatlarını terör bataklığından kurtarmak isteyen Diyarbakır Annelerine destek vermemiştir? 7 öğretmene yönelik tüm hukusuzlukları, haksızlıkları bir kenara koyalım, Eğitim-İş Genel Merkezi, sözde temsil ettiği üyelerinin vicdanına ve vatanseverliğe ipotek koymaktadır. PKK ve FETÖ’ye dair tavır alan herkese “Sen de mi AKP’li oldun, atarım bak ha!” diye sopa göstermektedir. Bu tavır eleştirildiğinde ise “Biz ki Ergenekon’a karşı durmuş bir sendikayız, bizi sorgulayamazsın.” diyerek geçmiş doğrularını bugünkü yanlışlarının kalkanı yapmaktadır.

Eğitim-İş Eğitim-Sen’leşmektedir!

Atatürkçülük ve ulusalcılık kaygılarıyla Eğitim-Sen’den ayrılarak kurulan Eğitim-İş, giderek Eğitim-Sen’leşmektedir. Bu benzeşme yalnızca bizim tarafımızdan değil Eğitim-Sen tarafından da görülmektedir. Yakın zamanda basına yansıdığı üzere Eğitim-Sen’le birleştirilmeye dönük somut girişimler de vardır. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Eğitim Sen’in kurucularından olan Yıldırım Kaya, Eğitim Sen’in 25. Kuruluş yıl dönümünde gerçekleşen etkinlikte yaptığı konuşmada, Eğitim Sen ile Eğitim İş’e birleşme çağrısında bulundu. Vatansever 7 öğretmeni ihraç etmek için canhıraş seferber olan Eğitim-İş Genel Merkezi, buna yönelik anlamlı bir yanıt dahi vermemiştir.

Bu dönüşüm, Eğitim-İş’in ötesinde, öğretmenlerimiz üzerinden Atatürkçülerin HDP’lileştirilmesi çabasıdır. “Muhalefet cephesi”, “Hayır cephesi”, “Halkların demokratik cephesi”, “AKP gitsin de kim gelirse gelsin.” cephesi adı altında Atatürkçülüğün ilkelerinden büyük tavizler verilmekte, Atatürkçülüğün içi boşaltılmaktadır. Yıllarca FETÖ’yle mücadele etmiş Atatürkçü öğretmenler, münferit mağduriyetleri bayrak yaparak, KHK’yla ihraç edilen FETÖ’cüleri savunur konuma çekilmek isteniyor. Çözüm Süreci’ne karşı büyük mücadeleler vermiş öğretmenlerimiz “AKP’den kurtulmak” uğruna Çözüm Süreci’nin yeni bileşeni konumuna çekilmek isteniyor. Bunu sorgulamaya meyleden vatandaşlarımız “AKP’li oldun!” sopasıyla, adeta distopik romanlardaki gibi zaptedilmeye çalışılıyor.

Vatansever Öğretmenlere Çağrımızdır

Eğitim-İş Genel Merkezi, bir derebey edasıyla üyelerine sopa sallamakta, tüzüğünün 3. ve 4. maddelerindeki amaç ve ilkelerini açıkça çiğnemektedir. Sükût ikrardır. Bu karara sessiz kalarak utanç vesikasının altına imza atmayın.

Eğitim-İş nasıl ki HDP’ye “Yalnız değilsiniz” diye el uzatıyorsa, Atatürkçü vatansever Türk gençliği olarak biz de vatansever öğretmenlerimize el uzatıyoruz: Yalnız değilsiniz! Size yönelecek iftira ve siyasi yaftalardan korkmadan, çekinmeden tavır alın. Kürdümüzün kan emicisi, büyük Türk milletinin bölücü tehdidi HDP’ye ve onun koruyucularına karşı birlikte tavır alalım.

Furkan Kaplan

TLB Genel Sekreteri

talebe.org

Tarih:
Diğer Haberler