Gençlik Enerjisi ve Halka Sirayeti
Gençlik toplumsal hareketlerin öncüsü konumundadır. Çünkü gencin fikri dinçtir, mücadelecidir, gelişime açtır, yaşadığı toplumu içinde bulunduğu halkı aydınlık yarınlara ulaştırma ideali üzerine hareket arayışı vardır. Bu hareket arayışı gençlikte bir enerji yaratır. Bu enerji gençliğin bir bileşeni olduğu topluma da sirayet eder. Bu enerji toplumları harekete geçiren durumlardan birisidir. Gençlik bu nedenle halk hareketlerinin öncüsü yapı taşlarından birisi konumundadır.
Halk hareketlerinin hangisine bakarsak bakalım bir gençlik rüzgarı görürüz. Gençlik; ruhuyla, fikriyle, canıyla her toplumsal harekete enerji verir. Toplumun içindeki kıvılcım gençliğin aklıyla fikriyle ve hala genç kalanların kıvılcımı ateşlemesiyle alevlere dönüşür.
Dünya Devrimlerinden Gençlik Hareketi Örnekleri
Devrimlerde de gençlik bu enerjisiyle büyük bir rol oynar. Dünya devrimlerinde gençlik her zaman devrim pratiğinin sacayaklarından biri olmuştur. Devrim mücadelesinde gençler ve gençlik örgütlenmeleri her zaman ön plana çıkmıştır.
Çin Devrim Süreci’nde Dört Mayıs Hareketi büyük bir pay sahibidir bu olgu Çin Devrimi olayının öncü olgularından biri olmuştur. Beiyang Hükümeti’nin emperyalizme karşı zayıf kalması üzerine çıkan bu anti emperyalist devrimci hareketin köklerine inersek bir öğrenci hareketi görürüz. Bu örgütlenmeyi başlatan Tiananmen Meydan’ında başlayan öğrenci eylemleridir. Bu eylemler topluma bir enerji vermiş ve bu enerji kitleleri harekete geçirerek Dört Mayıs Hareketi’ni doğurmuştur.
Bolşevik Devrimi’ne de baktığımızda yine bir gençlik hareketi görürüz. Devrim sonrası Komsomol olarak resmileşecek olan Bolşevik Devrimin gençliği işçi örgütlenmelerinde şehir ve öğrenci örgütlenmelerinde büyük rol oynamıştır.
Bu iki örnek dışında da birçok dünya devriminden gençlik pratiği örnekleri sayılabilir.
Dünyanın her yerinde olduğu gibi Türk Devrim sürecinde de gençlik hareketlerini görüyoruz.
Türk Devriminin mihenk taşı olan olayların hangisine bakarsak bakalım o olayların tarihinde gençliği ve gençlik hareketlerini görürüz.
İlk olarak Türk Devrim Tarihini inceleyelim. Tarih olaylar ve olgularla oluşan bir kavramdır. Olaylar ve olgular tarihsel birikimin yapı taşlarıdır. Tarihler yapmış ve yapmaya gebe olan Türk Devrim süreci de zamanla olguya dönüşmüş bir durumdur ve olguya dönüşümü de olaylar silsilesiyle olmuştur. Bu olaylar silsilesini Türk Devriminin 4 büyük atılımı olarak da ele alabiliriz.
1-Birinci Meşrutiyet’in İlanı (1876)
2-Hürriyet Devrimi (1908)
3-Kemalist Devrim (1920-1938)
4-27 Mayıs Devrimi ve Sonrasındaki Atılımlar (1960 ve sonrası)
Bu olaylar ve dolayısıyla Türk Devrim Süreci Türk milletinin eşsiz enerjisiyle var olan bir durumdur. Türk milletindeki bu enerjinin açığa çıkmasını ise Türk gençliği sağlamıştır. Bu olayların tümünde ve bu olayların olgularının hepsinde Türk milletinin devrimler için enerji üretmesinde ve biriktirmesinde gençliğin payı büyüktür. Türk Devrim sürecinin 4 büyük atılımı olan bu olaylar üzerinden kronolojik sırayla Türk Devrimi’nde gençlik hareketlerini inceleyelim.
1-Genç Fikirlerin Doğurduğu Jön Devrim: Birinci Meşrutiyet (1876)
Birinci Meşrutiyet’in İlanı Türk Devrim Sürecini başlatan karanlıktaki Türk milletini ilk defa aydınlıkla tanıştıran bir olaydı. Birinci Meşrutiyet’le beraber halk kendi kaderini tayin edemese de kendi kaderine müdahale edebilme hakkına sahip oldu. Çünkü Birinci Meşrutiyet bir anayasa ve bir meclis doğurdu. Halk yönetime katılma hakkına sahip oldu. Bu yönüyle Türk Milleti büyük bir atılım yapmış oldu. Bu atılım ise Türk Devrim sürecini başlatmış oldu ve böylece Birinci Meşrutiyet Türk Devrimi’nin de ilk atılımı oldu.
Birinci Meşrutiyet’in genel hatlarına bakılırsa gençliğin öncü olduğu görülür. Bu atılımın fikirsel önderliğini gençler yapmıştır. Namık Kemal Ziya Paşa Nuri Bey gibi isimler bu fikir önderleri arasındaydı. Düşüncelerinde vatan vardı amaçlarında ise vatanı kurtarmak. Bunlar dünyada da genç fikirlerdi. Vatan milliyet özgürlük eşitlik adalet gibi kavramlar Fransız İhtilali ile yeni yeni oturuyordu dünya insanlarının bilincine. Genç fikirleriyle vatanlarının mükemmel tarihsel birikimi zihinlerinde birleşti ve vatana çare olacak yepyeni bir genç fikir doğdu. Bu yeni fikir kısa sürede gençliğin sonsuz yaratım gücüyle ekolleşti ve “Jön Türk” adını aldı . Bu yeni ekolle beraber resmen Türk milliyetçiliği ideolojik zeminler üzerine oturtuldu ve gençlerin üretimi olan bu ekol yalnızca fikirde kalmadı bir harekete dönüştü. Çünkü bilmek yapmak içindi. Genç Osmanlılar Hareketi “meslek örgütleri” olarak ilk kurulduğunda Namık Kemal henüz 25 Nuri Bey ise henüz 21 yaşındaydı.
Genç Osmanlılar hayatlarını vatanına vakfetmiş kimselerdi. Bu aydın hareketi vatan sorunlarına duyarlı olmayı benimsemişti. 1860’larda kurulan bu hareket 1870’lerde iyice artan siyasal ve ekonomik bunalımın içinde destek almaya başlamıştı. Ve sonunda gençlerin fikirsel olarak öncülük ettiği süreç bir darbeyle sonuçlandı. 1876’da Mithat Paşa’nın Abdülaziz’i devirmesi sonucu meşrutiyet ilan edildi. Gençliğin eşsiz enerjisi topluma ve en sonunda saraya da işlemişti. Bu büyük olaydan büyük olgular bugüne miras kaldı. Bunların en büyüğü Türk Devrim Süreci diğerleriyse Jön Türk ekolü ve Türk Milliyetçiliğiydi. Hepsi bu olay sonrası tarihsel olgu olmuştu. İlk olarak Jön Türk ekolü doğmuş Jön Türk ekolüyle Türk milliyetçiliği ideolojik temeller üzerine oturmuş ve sonrasında bu milliyetçi vatansever Jön Türk ekolü Meşrutiyet’i doğurmuştur. Fakat bu olaydan sonra ne Namık Kemaller Mithat Paşalar tükenecekti ne de Türk Devrim Süreci bitecekti. Birinci Meşrutiyet yalnızca bir başlangıçtı.
2-Kemalist Devrim’in Önsözü: Hürriyet Devrimi (1908)
Hürriyet Devrimi Birinci Meşrutiyet devrinin son sözü Kemalist Devrim’in ise önsözüydü. Birinci Meşrutiyet’in öncü hareketi Jön Türk ekolünün ideolojisi Hürriyet Devrimi kadrolarına tesir etmiş ve Hürriyet Devrimi kadrolarının çağa göre bu ekolü yorumlamasıyla bu ekol fikirsel olarak üst mertebelere ulaşmıştı. Bunun yanında Birinci Meşrutiyet’in amaçladığı milli demokratikleşme süreci Hürriyet Devrimi’yle daha da gelişmiş ve halk egemenliği daha çok sağlanmıştır fakat bu süreç tamamlanamamıştır. (Bunu tamamlayan Kemalist Devrim olacaktır.) Hürriyet Devrimi bu açılardan hem teorik hem de pratik olarak Birinci Meşrutiyet’in İlanı’nın son sözüdür.
Kemalist Devrim’e ise etkisi oldukça önemlidir. Büyük devrimci Mustafa Kemal Atatürk dahil neredeyse bütün Kemalist Devrim kadroları Hürriyet Devrimi sürecinde tarih sahnesine çıkmıştır. Bu kadrolar Hürriyet Devrimi’nin örgütü olan İttihat ve Terakki’ye üye olarakgörevler alarak fikirsel ve örgütsel gelişimler yaşamıştır. İttihat ve Terakki Kemalist Devrim’e mücadeleciliği vatanseverliği teşkilatçılığı başta olmak üzere oldukça örnek olmuştur. Bu örnekliği Birinci Dünya Savaşı Dönemi’nde de devam etmiş ve oradaki emperyalizme direnme durumu Milli Mücadele kadrolarına da örnek olmuştur. Kısaca Hürriyet Devrimi Kemalist Devrim kadrolarını doğurarak ve Kemalist Devrim’in önünü açarak Kemalist Devrim’in önsözü olmuştur.
Hürriyet Devrimi bir halk hareketinden doğmuştur. Anadolu’da ve Rumeli’deki halk hareketleri bu devrimi doğuran olaydır. Bu hareketleri incelersek halkın öncüleri olarak öne çıkan isimler gençtir. Bu gençlerden ikisi herkesin bildiği üzere İttihat ve Terakki’nin ve Hürriyet Devrimi’nin lideri Enver Paşa diğeriyse bizlere mücadelesi ve öncülüğünü miras bırakan Resneli Niyazi’dir. Makedonya’da halk hareketlerine önderlik ettikleri sırada Resneli Niyazi 35 Enver Paşa 27 yaşındaydı. Ve her ikisi de daha yaşlı bir öncü beklemeden mücadeleye atıldı. Sonrasında Hürriyet Devrimi doğdu. 27’sinde Devrim yapan Enver 33’ünde de aynıydı: Devrim sonrası İttihat ve Terakki iktidarında Enver Paşa Harbiye Nazırı oldu. 35’inde ölümden korkmayıp ölümüne devrime yürüyen Resneli de 40’ında aynıydı: 1913’te vurularak öldürüldü.
Gençliğin öncü kahraman ve vatansever ruhu 1908’de Hürriyet Devrimi’ni resmen doğurdu.
Sonrasında Bab-ı Ali Baskını ile ipler tamamen İttihat ve Terakki tarafından ele alındı.
Hürriyet Devrimi böylece tamamlanmış oldu. Fakat her tamamlanan devrim gibi yeni devrimler doğurmaya artık hazırdı.
2.1-Genç Atatürk
Atatürk’ün hayatı anlatılırken onun gençliği genelde detaylandırılmaz. Yaygın anlatım dili Atatürk’ün gençliğinden bahsederken yalnızca okuduğu okulları ve görev yerlerini söyleme şeklindedir. Oysa Atatürk fikirsel gelişimlerinin temelini gençlik yıllarında atmıştır. İlk örgütsel deneyimlerini gençken yaşamıştır. Bu çoğunlukla tarih anlatımında atlanan konudur.
Atatürk’ün gençlik dönemi İttihat ve Terakki Dönemi’ne denk gelen bir zamandır. İttihat ve Terakki dolayısıyla Hürriyet Devrimi Atatürk’ün fikirlerini oldukça etkilemiştir. Bundan dolayı Genç Atatürk başlığını bu başlık altında açmak istedim.
Mustafa Kemal öğrencilik çağlarından beri siyasetle teşkilatlarla iç içe biriydi. Çünkü kafasında vatanı kurtarmak vardı. Bu dönemde teşkilat bilinci öncülük karakteriyle beraber doğdu. Çünkü vatan kurtarmak öncü beklemekle teşkilat beklemekle olmazdı gerekirse o öncü olacaktı gerekirse o teşkilat kuracaktı. (Ki sonraları kendisi Kemalist Devrim’in lideri olacaktı.) Bu nedenle genç Mustafa Kemal teşkilatlanmayı ve teşkilatçılığı kendine görev bildi. Gençlik yılları hep teşkilatlarla geçti. Ali Fuat Cebesoy Atatürk’ün okul yıllarındaki teşkilat sevdasını şu şekildeki sözleriyle kanıtlıyordu: “Fırsat buldukça, okulda ve dışarıda teşkilat kurmakla meşgul oluyor”. Mustafa Kemal ilk teşkilatlanmalarından birini dergi kurarak yaptı. Harbiye yıllarında henüz 18 yaşında büyük bir emekle el yazısı olarak bir dergi çıkardı. Dergi Mustafa Kemal önderliğinde memleket kaygısındaki öğrencileri buluşturuyordu. Dergi çevresinde fikirsel tartışmalar yapılıyor ve adeta gençlik kendi fikirsel gelişimini üretiyordu. Elle gizlice çoğaltılan bu dergi Kemalist Devrim’in ateşli teşkilatçılığının ilk kıvılcımları sayılırdı. 18 yaşında alın teri mürekkeplere karışan Mustafa Kemal’in 24 yaşına geldiğinde alın teri kanına karışıyordu. 24 Yaşında gözü pek Yüzbaşı Mustafa Kemal yine öncülüğünü konuşturarak Vatan ve Hürriyet adında bir teşkilat kurmuştu. 1905 yılından 1907 yılına kadar faaliyette olan cemiyet 1907’de Hürriyet Devrimi’nin partisi İttihat ve Terakki’de birleşti. Atatürk artık bir İttihatçıydı. İttihat ve Terakki döneminde subaylığa kahramanca devam eden Mustafa Kemal gittiği her yerde adım attığı her şehirde yine teşkilatçılığını ve teşkilatlılığını konuşturarak mensubu olduğu İttihatçıların programını bölge halkına kavrattı. Halkın İttihat ve Terakki’de birleşmesini amaçladı. Bunu bir bakıma o dönem görevli olduğu Trablusgarp’taki halk nezlinde yaptı. İttihat ve Terakki Merkez-i Umumisiyle eşgüdüm halinde o dönem Trablusgarp’taki İtalyan işgal girişimlerine karşı yöre halkı teşkilatlandırıp mücadele etti.
Bu süreçler içerisinde Genç Atatürk her zaman genç enerjisini vatanseverliğiyle bütünleştirerek örgütçülüğünü ve örgütlülüğünü konuşturdu.
Aynı Yol İçerisinde Farklı Çizgiler
İTC ve Atatürk ilişkisi her zaman büyük bir çatışma gibi aktarılır. Özellikle Atatürk ve Enver Paşa rekabeti oldukça düşmanca bir anlatım tarzıyla anlatılır. Oysa İTC ve Atatürk arasında fikirsel olarak müthiş farklılıklar yoktur. Bunu hem Atatürk’ün de İttihatçı olmasından hem de İTC’nin ve Atatürk’ün fikirlerinin aynı köklere bağlanmasından anlayabiliriz. İTC Kadroları ve Atatürk Jön Türk ekolünü benimsemiş, ilerici tavır alarak çağlarının dünyasına uyarlamış isimlerdi. İki taraf da Türk Devriminin kökü olan Türk Milliyetçiliğini benimsemişti. Her iki taraf da devrimciydi şüphesiz vatanseverlerdi. Fakat fikirsel ayrılık örgütsel pratiğin nasıl olacağıyla alakalıydı. Yani cemiyetin programıyla alakalıydı. Mustafa Kemal öncü parti fikrinin program arayışına çözüm olacağını düşünüyor ve biliyordu. Mustafa Kemal teşkilatın öncülüğünü öneriyordu. Bir genel merkez toplantısında söylediği “Cemiyet hükümeti partileşerek ele geçirmelidir.” Sözü bunun en büyük örneğidir. Fakat İTC önderleri bu duruma çoğunlukla karşı çıktı ve bunun ardından Mustafa Kemal bir daha İttihat ve Terakki toplantılarına çağrılmadı. Buradan aslında Hürriyet Devrimi sonrası Türk Devrimi’nin bir sonraki atılımı olan Kemalist Devrim’in Hürriyet Devrimi’nden daha ileri olduğunu, ufkunun daha geniş olduğunu görürüz. Çünkü Kemalist Devrim’in ilk büyük düzenli örgütü Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin CHF’ye dönüşümü hemen Cumhuriyet’in İlanı yani devrimin mutlak ilanı sonrası olmuştur. Ki Hürriyet Devrimi de Birinci Meşrutiyet’ten çok daha ilericiydi çünkü Birinci Meşrutiyet’in İTC kadar belirgin bir teşkilat yapısı yoktu. Buradan aynı zamanda devrimlerin yığılımlı ilerlediğini de görürüz.
Mustafa Kemal bu olaydan sonra başka Genel Merkez toplantısına çağrılmasa da İTC ile beraber aynı yolu yürümeye devam etti.
Yıllar birbirini kovaladı hala cemiyet olan İTC Bab-ı Ali Baskını’nı çağın baskısı ve getirileri sebebiyle partileşti. Fakat parti hala siyasi temelli değil askeri temelli bir duruş sergiliyordu. Ordu-Siyaset iç içeydi. Mustafa Kemal bunu da eleştiriyordu. Ona göre ordu ayrı siyaset ayrı işlerdi. Fakat İTC askeri duruşuna devam etti. Bu durum İTC’nin tam olarak partileşememesine ve örgütsel disiplin getirememesine sebep oldu. Mustafa Kemal ise fikirlerinin arkasında durdu. İTC de Mustafa Kemal de aslında aynı yoldaydı. Bu yol devrim yoluydu. Fakat bu yolda iki çizgi oluşmuştu. Bu iki çizgi de vatansever devrimciydi. Birbiriyle iç içe olan bu iki çizgi Kemalist Devrim sürecinde birleşecekti. Hürriyet Devrimi’nin kahraman devrimcileri Enver Paşa ve Talat Paşa her zamanki gibi vatansever tutum alarak Mustafa Kemal’in öncüsü olduğu Milli Mücadele’yi destekledi.
Böylece Türk Devrim sürecinde bir bayrak devri daha gerçekleşti.
3-Türk Devrimi’nin Doruğu: Kemalist Devrim (1920-1938)
Kemalist Devrim Türk Devrim Tarihinin bugüne kadarki en büyük atılımıdır doruk noktasıdır.
Birinci Meşrutiyet’ten ve Hürriyet Devrimi’nden çıkarılan derslere bu iki büyük atılımın olguları üzerinden yapılan büyük kazanımlara yeni fikirler eklenerek Kemalist Devrim’in teorik ve pratik temelleri oluşmuştur. Birinci Meşrutiyet ve Hürriyet Devrimi’nin fikirsel çizgisi olan Devrimcilik Milliyetçilik fikirleri Kemalist ideolojide halkçılık devletçilik cumhuriyetçilik laiklik ile beraber o çizgiler oklara dönüşmüştür. Yani tamamen kalıcılaşmış ve belirginleşmiştir.
Türk Devriminin doruk noktası olan Kemalist Devrim’in doruk noktası emperyalizme karşı tam bağımsızlık mücadelemiz olan Kurtuluş Savaşı ile beraber doğan Cumhuriyet’tir. Çünkü Cumhuriyet’in İlanı Jön Türklerin İttihat ve Terakki’nin de asıl amacı olan vatanın tam bağımsızlığını ve halk egemenliğini beraberinde getirmiştir. Böylece Türk Devrimi önceki atılımların da Kemalist Devrim’le amacına ulaşmasıyla yeni bir çığır açmıştır.
Bunun yanında Kemalist Devrim bütün devrimlere örnek bir devrimdir. Çünkü Kemalist Devrim emperyalizme nasıl direnileceğini yıkımda olan bir ülkenin nasıl onarılacağını halk egemenliğinin nasıl kazanılacağını fedai vatansever ruhun nasıl olacağını bütün dünyaya göstermiştir.
Kemalist Devrim süreci her zaman 1923’ten başlatılır bu büyük bir hatadır. Çünkü Kemalist Devrim 1920’de Büyük Millet Meclisi’nin kurulmasıyla başlamıştır. Türkiye Hükümeti ilk olarak bu dönemde oluşmuştur. Cumhuriyet’in ilanı 1920 Meclis ve Hükümeti’yle başlayan Kemalist Devrimi’nin bir olgusudur (ve az önce bahsettiğim gibi doruk noktasıdır.)
Kemalist Devrim’in kadrolarını incelersek topyekun bir mücadelenin doğurduğu bütünmeslek gruplarından bütün insan kitlelerinden bir kadrolaşma görürüz. Fakat bu kadrolaşmada en öncü görevleri alan Devrim’in örgütlenmesinin ve programının bel kemiği olan isimler yine genç isimlerdir.
Kemalist Devrim’in önder kadrolarına bakalım hepsi gençliklerini İttihatçılar döneminde geçirmiş İttihatçılar Dönemi’nin kadrolarında yer almış ve genç yaşlarına rağmen büyük rütbelere gelmiş müthiş birikimli tecrübe sahibi ve Kemalist Devrim Süreci’nde de hala genç yetişkin olan isimlerdi. Milli Mücadele deyince akla gelen ilk 3 isim üzerinden örnek verilebilir: Mücadele başladığında Büyük Önder Mustafa Kemal 39 Batı Cephesi komutanı Cumhuriyet’in ilk başbakanı İnönü 36 Doğu Cephesi Komutanı Kazım Karabekir 38 yaşındaydı.
3.1 MİLLİ MÜCADELE’DE ÖĞRENCİ HAREKETİ
Milli Mücadele her cenahı etkilediği gibi öğrenci cenahını da etkilemişti. Her insanın vatanı tam bağımsızlığı düşündüğü gibi öğrenciler de düşünüyordu. Ve bu nedenle öğrenci hareketi de kaçınılmazdı. Bağrındaki genç körpe ateşi uçsuz bucaksız vatanseverlikleriyle buluşturdu Kurtuluş Savaşı’nın Türk Gençliği.
Bu hareketteki kimi öğrenci meçhul asker konumundaydı kimiyse bu hareketin sembolü oldu. Ama hepsi Kurtuluş Savaşı’nın yılmaz genç neferleri olarak eşsiz Türk tarihine kazındı.
Bu sembol isimler üzerinden öğrenci hareketlerinin mücadeleci devrimci kahraman karakterini anlamak mümkündür.
3.1.1 TIBBİYELİ HİKMET
Tıbbiyeli Hikmet bugünün öğrenci hareketlerine örnek olacak bir semboldür. İstanbul’un işgali sırasında öncü tavır göstererek öğrenci hareketine liderlik etmiştir. Bunun ardından Tıbbiyelilerin ve dolayısıyla öğrencilerin temsilcisi olarak Sivas Kongresi’ne gitmiştir. Burada yaptığı manda karşıtı ve tam bağımsızlıkçı keskin çıkışlar Mustafa Kemal’i oldukça etkilemişti.
Sivas Kongresi’nde manda tartışması yapılırken Tıbbiyeli Hikmet bir kurşun gibi fırlayarak şunları dedi: “Murahhası (delegesi) bulunduğum Tıbbiyeliler beni buraya İstiklal davamızı başarmak yolundaki mesaiye katılmak üzere gönderdiler. Mandayı kabul edemem. Eğer kabul edecek olanlar varsa, bunlar her kim olursa olsun şiddetle red ve takbih ederiz. Farzımuhal manda fikrini siz kabul ederseniz sizi de reddeder, Mustafa Kemal’i vatan kurtarıcısı değil, vatan batıncısı olarak adlandırır ve tel’in ederiz”.
Bu durum Mustafa Kemal tarafından coşkuyla karşılandı ve yüksek sesle Kemalist Devrim’in anti emperyalist tavrını Tıbbiyeli Hikmet’in bu sözleriyle adeta onayladı:
“Arkadaşlar gençliğe bakın, Türk milli bünyesindeki asil kanın ifadesine dikkat edin ! Biz ekalliyetle kalsak dahi mandayı kabul etmeyeceğiz. Parolamız tektir ve değişmez ‘Ya istiklal, Ya ölüm !”
3.1.2 İSTİKLAL İÇİN İSTİKBALİNİ FEDA EDEN LİSELİLER
Parola tekti. Ya İstiklal Ya Ölüm ! Kimisi İstiklal’i gördü kimisi birileri görsün diye öldü.
Bu şehitlerin bazıları da lise TaLeBesiydi. Birinci Dünya Savaşı’nda başlayan ve lise sıralarından cephelere cesurca giden “Onbeşliler” Kurtuluş Savaşı’nda da devam etti. 1914-18 arası hiç mezun veremeyen Kastamonu Abdurrahmanpaşa Lisesi 1921’de de mezun veremedi. Çünkü lisenin kahraman öğrencileri öncü ve cesur bir tavır göstererek Milli Mücadele’ye katıldı, istiklal için istikbalini feda etti.
Birinci Dünya Savaşı’nın ve Kurtuluş Savaşı’nın cesur liselileri geriye sadece cepheye giderken kara tahtalara öğretmenlerine yazdıkları şu notu bıraktı: “Hocam biz cepheye gidiyoruz. Hakkınızı helal edin.”
Bizlere ise fedai cesur ruhları miras kaldı.
3.2 CUMHURİYET’İN İLANI SONRASI KEMALİST DEVRİM’İN GENÇ ÖNDER KADROLARI
Milli Mücadele Türk Milletinin eşsiz yılmaz fedai ruhuyla sonunda zafere ulaşmıştı. 29 Ekim 1923’te ise Türk Milletinin zaferi resmen Cumhuriyet’in İlanı’yla haykırıldı. Kemalist Devrim doruk noktasına ulaşırken Türk Devrimi’ni de zirveye ulaştırdı. Artık devir Cumhuriyet devriydi.
Cumhuriyet’le beraber Kemalist Devrim artık mutlak iktidarı da kazanmıştı. Artık Kemalist Devrimi geliştirme vaktiydi. Bundan dolayı bir dizi devrimle bu süreç geliştirildi. Hukuk’tan dile dilden eğitime eğitimden ekonomiye bir dizi devrim yapıldı. Bu hem Türkiye Cumhuriyet’ini hem de Kemalist Devrimin yerini sağlamlaştırdı. Milli Mücadele’nin öncü kadroları artık Cumhuriyet’in öncü kadrolarıydı. Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk bu devrimlere liderlik ettiğinde 40’lı yaşlarındaydı. Başbakan İsmet İnönü de aynı şekilde. Türk Hukuk Devrimi’nin önder ismi Mahmut Esat Bozkurt Adalet Bakanı olduğunda henüz 32 yaşındaydı. İlk Dönem İçişleri Bakanlarından Şükrü Kaya yine kırklı yaşlarının başındaydı. Cumhuriyet’in getirilerini Milli Mücadele’yi anlatan ve devrimi cümlelerle açıklayan Yakup Kadri ve Reşat Nuri yirmili yaşlarının sonunda otuzlu yaşların başındaydılar.
Bu fedai ve genç isimler ciddi görevler alarak Türk gençliğine büyük örnek teşkil etmişlerdir.
Kemalist Devrim bizim için büyük bir mirastır. Bu mirasa sahip çıkmak bizim için bir seçenek değil bir görevdir.
4- KEMALİST DEVRİM’İN İKİNCİ BÜYÜK ATILIMI 27 MAYIS DEVRİMİ VE GÜNÜMÜZ (1960-Günümüz)
1938’de Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümüyle Kemalist Devrim yarım kalmış oldu. İleri zamanlarda CHP’nin yaşadığı hatalı ve Kemalist Devrimlerden kopan ideolojik dönüşümler Demokrat Parti’nin liberal politikalara saplanmış iktidarı ve bu iki partinin de Amerikancı politikaları Kemalist Devrim’in yarıda kalmasına neden oldu. Bu iki parti de zamanla Kemalist Devrim’in Cumhuriyetinden saparak Devrim için yıkıcı çalışmalar sergiledi. Fakat Kemalist Devrim öyle sağlam bir temel oluşturmuştu ki bu Kemalist Devrim’i noktalama kalkışmaları yalnızca Kemalist Devrim’e bir virgül atabildi.
Bu virgülün ardından Kemalist Devrim’in ve Türk Devrimi’nin destanı 27 Mayıs 1960’da yeniden kaleme alınmaya başlandı. 27 Mayıs Kemalist Devrim’in politikalarını yeniden iktidara getirdi.
27 Mayıs Devrimi’ni bazı kesimler “Demokrasiye olan saldırı” olarak nitelendirir. Oysa 27 Mayıs Devrimi bu devrimin en büyük yaratısı olan 1961 Anayasası ile demokrasinin ve demokratik halk hareketlerinin önünü açmıştır. İşçi hakları üniversitelerin özerkliği ve halkın genelini kapsayan toplantı ve gösteri yürüyüşleri özgürlüğü gibi demokratik haklar ilk defa 1961 Anayasasıyla bir yasal zemine oturtulmuştur. 27 Mayıs Devrimi’ni “demokrasiye saldırı” olarak nitelendiren kesimler Kemalist Devrimi yıkmaya çalışan liberalizmin ve Amerikancı politikaların Türkiye’deki ilk somut örneklerini veren Menderes iktidarının anti demokratik hareketlerine gözlerini yumarlar.
Basını ve muhalefeti susturmak için kurulan olağanüstü yetkilerle donanan Tahkikat Komisyonu halkı DP destekçileri ve karşıtları olarak kutuplaştıran ve muhalif kesimi adeta ötekileştiren partiye katılan isimlerin düzenli olarak açıklandığı Vatan Cephesi 1957 Seçimleri öncesi çeşitli yasal düzenlemelerle muhalefetin bütünleşmesinin engellenmesi bu örneklerin birkaçıydı.
Bağrından devrimler doğuran Türk Milleti ve özellikle Türk gençliği bu hamlelere karşı da susmayacaktı.
4.1 27 Mayıs’ı Doğuran Gençlik Eylemleri: 28-29 Nisan ve 555KOlayları
27 Mayıs kadrolarında genç isimler pek yoktur. Fakat 27 Mayıs’ın doğuşunda ve sonrasında gençlik hareketleri oldukça önemli bir yer tutar.
27 Mayıs sıradan bir darbe değildi. Yani sadece Ordu-İktidar çatışmasından doğmamıştı. Halk hareketleri de 27 Mayıs’ta oldukça etkili olmuştu. 10 Yıllık Menderes iktidarından halk artık bıkmıştı. Menderes’in ülkeyi ABD’ye teslim etmeye çalıştığı “Küçük Amerika” planları az önce saydığım anti demokratik hamleler yolsuzluklar Menderes ve DP’nin ülkeyi kutuplaştırarak kaosa sürüklemesi bu bıkkınlığın büyük göstergeleriydi. Halk bütün devrim süreçlerinde olduğu gibi yeniden hareketlenmeye başladı. Bu hareketlenmelerde gençlik yine başroldeydi.
DP iktidarına karşı yapılan iki büyük gençlik eylemi görülüyor bunlardan biri 28-29 Nisan Olayları ikincisi ise 555K Eylemi idi.
İkisi de üniversiteli gençliğin doğurduğu eylemlerdi ve 27 Mayıs’ın önünü açtı. Bu iki olay ve 27 Mayıs’ı bir silsile olarak ele alabiliriz. Çünkü 28-29 Nisan Olayları 555K Eylemlerini ve 555K ise 27 Mayıs’ı tetikledi.
28-29 Nisan Olayları DP’nin anti demokratik politikalarının somut örneği olan Tahkikat Komisyonu’nu ve bununla beraber Menderes iktidarını protesto etmek amacıyla yapıldı. Bu olaylar Cumhuriyet tarihinin ilk büyük öğrenci protestosu sayıldı.
Bu protestolarda bir olay vardı ki DP’nin korku iktidarının büyük bir sembolü haline geldi.
Henüz 20 yaşında olan Turan Emeksiz 28 Nisan günü protestolar sırasında polis kurşunuyla katledildi. Bugün anti demokratik oldukları halde “Demokrasi şehidi” olarak anılan Menderes’in iktidarı genç bir fidanı hayattan kopararak gerçek bir demokrasi şehidini doğurmuş oldu.
Bu olaydan sonra Turan Emeksiz devrimci Türk gençliğinin mücadelesinde sembolleşti ve o genç fidan gençliğin mücadelesinde bir çınar oldu.
Bu olayın ardından 5’inci ayın 5’inde Kızılay’da yani 555K’da öğrenciler Menderes’i çevreledi. Direkt olarak Menderes protesto edildi ve bu öğrenci hareketi 22 gün sonra 27 Mayıs Devrimi’ni doğurdu.
Menderes adeta öğrenci selinde boğulmuştu. Gençlikle uğraşmıştı ama gençlikle uğraşan ayak altında kalırdı.
4.1.2 1968 Kuşağı
27 Mayıs getirdiği 1961 Anayasası hukuki bir devrim olduğu kadar sosyal bir devrimdi. İşçi ve öğrencinin eylem hakları başta olmak üzere halk eylemlerini halk hareketlerini özgür bıraktı. Bu özgürlük halk hareketlerine müthiş bir alan açtı. Mustafa Kemal Atatürk’ün istediği “Fikri Hür Vicdanı Hür İrfanı Hür Nesiller” işte bu anayasanın sosyal etkilerinden tekrardan doğacaktı.
68 Kuşağı 1960’ı da yaşamış kişilerden oluşuyordu. Hepsi çocuk yaşında 555K ve 28-29 Nisan Olaylarını görmüş kimselerdi. Belki o dönem bile o öğrenci ağabey ve ablalarına özeniyorlardı. Ama büyüyüp devrimci pratiğe atıldıklarında artık onların mirasçıları olmuşlardı.
68 Kuşağı denen gençlik hareketi genelde 1964-65 yıllarında üniversite hayatına başlamış öğrencilerden oluşan devrimci anti emperyalist ve şüphesiz vatansever ideolojilere sahip gençlik hareketiydi.
68 Kuşağı olarak anılmalarının nedeni 1968 yılında bu öğrenci hareketinin doruk noktasına ulaşmasıdır. Bunun nedeni ise 1968’de yapılan Altıncı Filo Eylemleriydi.
Bu eylemler ne kadar 1967’de başlasa da 1968’de en önemli noktasına ulaşmıştır. Temmuz 68’de başlayan 6.Filo Protestoları bu kuşak için oldukça büyük bir dönüm noktasıydı. Çünkü gerilim iyice tırmanmıştı ve bu gerilim en büyük kitleleri de bir araya getirmişti.
1968 6.Filo Protestoları günler boyu aynı enerjiyle ve aynı kitlesellikle devam etti. Anti Emperyalist devrimci gençler hem emperyalizmle hem de işbirlikçileriyle bu protestolar sırasında mükemmel bir mücadele örneği gösterdi. Atatürk’ün Tam Bağımsız Türkiye ideali bu gençlerin katil Amerika’ya karşı diri öfkesinde tecelli ediyordu.
Ve Atatürk nasıl yedi cihanı yenip zalimi denize döktüyse 68 Gençliği de onu yaptı. Amerikan askerleri protestolar sırasında denize döküldü.
Temmuz 1968’de Amerikan askerini denize döken 68 Kuşağı 1968’de başka büyük ve örnek bir eyleme imza attı: Samsun’dan Ankara’ya Mustafa Kemal Yürüyüşü.
68 Kuşağı’nın Atatürkçü vatansever ruhu bazen karşıt görüşler tarafından göz ardı edilir ve sadece “komünist anarşist hareket” olarak nitelendirilir. Bazense sahte sol örgütler tarafından bile bile öne çıkarılmaz çünkü sahte sol örgütler 68 Kuşağı’nın Kemalizm’den aldığı devrim mirasını sahiplenmemiş ve 68’i de Atatürkçülükten soyutlamaya çalışan örgütlenmelerdir.
Bu soyutlama girişimleri tarihsel olguları yıkamaz. 68 Kuşağı’nın örnek eylemlerinden biri de Mustafa Kemal Yürüyüşü’dür. Bu yürüyüş tamamen devrimcidir tamamen anti emperyalisttirtamamen 68 Kuşağı’nın Mustafa Kemal’in askeri olduğunun göstergesidir.
Tam Bağımsızlık İçin Mustafa Kemal Yürüyüşü devrimci Türk Gençliğini Atatürk’te birleştirdi. 31 Ekim’de Samsun’da başlayan yürüyüş 10 Kasım’da Ankara’da bitti. 10 Kasım 1968’de Anıtkabir’e çıkan gençlik Atasına mücadele sözü verdi.
68 Kuşağı her ne kadar sonradan maceracı sapmalar veya emperyalist saptırmalarla Amerikancı 12 Mart 1971 Muhtırası ile bölünse de gelecek nesillere müthiş bir mücadele örneği sundu. Türk Devrim’inin en büyük gençlik hareketlerinden biri olarak tarihe kazındı. 68 Kuşağının devrimci mirasını bugün saptırmaya çalışanlara karşı 68 Kuşağı gibi mücadele vereceğiz.
4.1.3 TÜRK DEVRİMİ’NDE BUGÜN
Kemalist Devrim yetmişli yıllarla birlikte bir gerileme sürecine girdi. 12 Mart 1971 Amerikancı Muhtırası ve Kanlı 12 Eylül Darbesi bu gerilemenin nedeni olan karşıdevrimlerdi. Her ikisi de Kemalist Devrimi ileriye götürebilecek halk ve öğrenci hareketlerini “Anarşi” olarak nitelendirerek ABD ile işbirliği içinde yok etmeye çalıştı.
1980 Darbesi sonrası Turgut Özal’ın iktidarıyla Türkiye’ye gelen neoliberal politikalar Kemalist Devrim’in gerilemesine yol açtı. Kemalist Devrim’in ilericiliği 1980 sonrası politikaların gericiliğiyle yıkılmaya çalışıldı. Kemalist Devrim’in halkı yücelten köylüyü milletin efendisi yapan programı yerine işçiyi emekçiyi kambur ilan eden neoliberalpolitikalar geldi. Kemalist Devrim’in tam bağımsız tavrı yerine “batıya entegre” bir Türkiye geldi. Batıyla entegrasyon Gladyo-Mafya-Tarikat düzenini doğurdu.
Kemalist Devrim’in önü böylece bu gerici politikalarla kesildi.
Fakat bugün Türk Devrimi yeni bir dönüm noktasının eşiğinde. 12 Eylül sonrası gelen bu Atlantik Sistemi bugün yıkılıyor. Atlantik Sistemi hem iç cephede hem de dış cephede çöküyor. Atlantik bugün Asya milletlerine yeniliyor. İran’a cephede yeniliyor Çin’e üretimde yeniliyor. ABD Emperyalizmi son çırpınışlarını yapıyor.
Yıkıcı devirler sistemler her zaman yapıcı ve tarihsel devrimler doğurmuştur. Bugün de bu durum geçerlidir. Yıkıcı sömürücü emperyalist Atlantik sistemi çökerken ufukta güneş doğuyor. Dünya Batı’dan doğacak güneşin kıyamet olacağını artık biliyor bundan dolayı güneş Doğu’dan Avrasya milletlerinden doğuyor.
Türkiye de bu sistemin çöküşüyle bir devrime gidiyor. İç cephede Atlantik Sisteminin politikaları artık Türkiye’yi yönetemiyor. Paslanmış çürük Neoliberal politikalar ekonomiyi sosyal yaşantıyı çıkmaza sokuyor tüketim odaklı ekonomi devri çöküyor. Bundan dolayı ufukta bir üretim devrimi görünüyor.
Atlantik sistemi çökerken Türkiye için Avrasya ve üretim devrimi seçeneği artık bir tarihsel zorunluluktur. Türkiye bundan dolayı artık devrim şartlarındadır. Devrimin ayak sesleri artık duyulmuyor yanımızda hatta bağrımızda hissediliyor.
Bundan dolayı bugün Türkiye devrime giderken TLB-TGB olarak büyük bir tarihsel sorumluluğumuz var: Halk hareketlerine öncülük etmek.
Fikir ve isim babamız büyük şair fikir adamı Attila İlhan’ın “Dip Dalgası” metaforumeşhurdur. Attila İlhan’ın Dip Dalgası metaforu bu topraklardaki vatan ve namus bilincini ve bu bilinçten güç olarak ortaya çıkacak ilerici devrimleri sembolize eder. Bugün dün olduğu gibi vatanımızı devrime götürecek olan namuslu, erdemli, milli dip dalgasını Türk gençliği olarak yaratacağız. Ve o dip dalgası bizim gençliğin öncülüğünde fırtınalara dönecek. Türk Devrimi bizim yarattığımız dip dalgasıyla fırtınalar estirecektir.
Gençlik her devrimde olduğu gibi bugün de halk hareketlerine teorik ve pratik önderlik edecektir ve buna hazırdır. Türk Gençliğinin tarih yapan en büyük teşkilatı 40 yılın sigortası TGB bu yıl 20 TLB ise 13 yaşına giriyor. 20 Yıllık örgütsel birikimimizle ve 150 yıllık Türk Devriminden aldığımız mirasla bütün görevlere hazırız yarım kalan Kemalist Devrimi tamamlayıp arasız devrimlerle karanlıklara güneşleri çıplak ellerimizle doğuracağız.
Yaşasın Türk Devrimi ! Yaşasın O’nun Gençliği !
Aşağıdaki yazıları da beğenebilirsiniz
https://www.aydinlik.com.tr/koseyazisi/kurtulus-savasi-gencligi-ve-ataturk-306848https://ataturkilkeleri.deu.edu.tr/wp-content/uploads/2015/01/Sivas-Kongresinde-Bir-T%C4%B1bbiyeli_Dr.-Hikmet-Mehmet-Boran-Bey.pdf
Muhammed Olga-Atatürk de İttihatçıydı (TaLeBe Dergisi 24.Sayı)






