Türk Devriminin Kudreti Hurafelere İzin Vermez!

Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk gençliğine emanet ettiği akıl ve bilim mirası, bizlerin her zaman pusulası olmuştur ve olmaya da devam edecektir.

Türk Devriminin Kudreti Hurafelere İzin Vermez!
Ümit Çalışkan
Ümit Çalışkan

   Ülkemiz yaklaşık üç aydır Covid-19 salgınıyla çetin bir mücadele içindedir. Sağlık çalışanlarımız ilk vakayla beraber canını dişine takıp müthiş bir azim göstermiştir. Devletimiz; Sağlık Bakanlığımız ve İçişleri Bakanlığımız önderliğinde en ufak detayına kadar her önlemi alarak tüm Avrupa’ya ve ABD’ye Covid-19 ile nasıl mücadele edilir sorusunun cevabını vermiştir. Vaka ve ölüm sayılarımız her geçen gün azalmaktadır. Bu büyük başarıların temelinde Türk devriminin halkçı bakış açısı yatmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk ve diğer devrimci arkadaşları önderliğinde yapılan sağlık devrimi ve Türk milletinde dayanışma kültürünün en yükseğinin yaşandığı Tekalif-i Milliye Emirleri bu başarıların programı olmuştur.

Türk halkının devrimine tekrar tekrar sarılıp önündeki tüm zorlukları yenmeye çalıştığı bu günlerde Kemalist Devrim’i bağlamından kopuk bir şekilde eleştiren köşe yazarlarını okumaktayız.

Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak, 28 Mayıs 2020 tarihinde yazmış olduğu “Metodik Kemalizm” başlıklı köşe yazısında şu ifadeleri kullanmıştır: “Öte yandan; ‘Tek Adam’, ‘Tek Parti’, tek kişinin hazırladığı aday listesi ile girilen seçimler. Açık oy, gizli tasnif. Mecliste tercüme yasalar gerekçesiz olarak getirilip, müzakeresiz bir biçimde oy birliği ile kabul edildiği, muhalefet edenlerin İstiklal Mahkemesi’nde soluğu aldığı bir ‘Demokrasi’ bu!’’

Kemalist Devrimin demokrasisini, Hıyaneti Vataniye, İstiklal Mahkemeleri vb. o dönemde zorunlu ihtiyaçlardan doğan atılımları ve Türk devriminin kökleşmesini sağlayan büyük katkıları hedef alarak o dönemin koşulları göz önüne alınmadan eleştirilmesi tarihe bakışın çarpıklığını gözler önüne sermektedir.

Türk Devriminin Demokrasi Anlayışının Gerçekleri

Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları 20. yüzyılın başından itibaren Jöntürk hareketi içinde gelişen ve aşama aşama olgunlaşan demokrasi konusundaki düşüncelerini emperyalizme karşı bağımsız bir ulusal devlet kurarak taçlandırmıştır. Buradan da görebileceğimiz üzere emperyalist sistemden tam olarak kopmak demokrasiyi gerçek anlamda uygulamanın birincil yoludur. Mustafa Kemal Paşa Anadolu’da gerçekleştirilen kongrelerden mecliste yürütülen tartışmalara kadar ülkemiz için verilecek hayati kararlarda her zaman için mebusların fikirlerine önem vermiş, bağımsız ve gerçekten demokratik bir devlet kurma yolunda bu hususun üstünde ivedilikle durmuştur.

Büyük Millet Meclisi’nin açılmasından sonra Mustafa Kemal Paşa, Müdafaayı Hukuk Cemiyetlerini, mecliste Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirmiştir. Hüseyin Avni Bey ve Rauf Orbay önderliğinde cemiyet içinde bir muhalefet grubu oluşturulmuştur. İkinci Grup olarak adlandırılan bu grup en sert ettikleri muhalefet konularından biri Mustafa Kemal Paşa’nın başkomutanlık süresinin üçüncü kez uzatılması ile ilgili görüşmeleri olmuştur. Bu grup içerisinde mandacı fikirler ciddi anlamda desteklenmektedir. 19 Temmuz günü Atatürk, Orbay, Bele ve Cebesoy başkomutanlık yetkisi ile ilgili bir görüşme gerçekleştirir. Gelin bu görüşmeyi inceleyelim:

“Orbay-Bele-Cebesoy: Milli dava kazanıldıktan sonra durumunuz ne olacak ve ne yapacaksınız? Bazı partizanlar türlü söylentiler çıkarıyorlar ve duraksamayı da onlar yaratıyorlar. Mücadelenin başından beri vatan uğrunda canla başla çalışanlar, sonunda bir oldubitti karşısında kalmak istemiyorlar. Bu yüzden Meclis, asıl hedef ve ülküsünden ayrılıyor ve ciddi nedene dayanmadan düşmanlarımız karşısında anlaşmazlığa düşmüş gibi bir manzara gösteriyoruz.

Mustafa Kemal Paşa: Öyle ise ne öğütlüyorsunuz? Onları nasıl rahatlatabilirim?

Orbay-Bele-Cebesoy: Türlü söylentilerin çıkarıldığı şu günlerde, Meclis gerek kendiniz ve gerekse memleket hakkındaki geleceğe ait içten düşüncelerinizi öğrenecek olursa, pek azı dışında bütün milletvekillerini ve hatta herkesi eskisinden daha çok etrafınızdan bulacaksınız. Bundan kuşku duymayınız.”

Gazi bu görüşmeden sonra Başkomutanlık yetkisi tartışmalarında Mecliste şu konuşmayı yapmıştır:

“Efendiler, başkanlık makamınızda bulunmakla övünç duyan acizleri, o gün iki kere mutlu olacağım. İkinci mutluluğumu sağlayacak olan husus, benim bundan üç yıl önce, kutsal savaşımıza başladığımız gün bulunduğum mevkiye dönebilmem olanağı olacaktır (Alkışlar). Gerçekten milletin bağrında, milletin bir bireyi olmak kadar dünyada mutluluk yoktur. Gerçekleri bilen, gönlünde ve özünde kutsal ve manevi tadlardan başka tad tanımayan insanlar için ne denli yüksek olursa olsun maddesel makamların hiçbir değeri yoktur. Sözlerime son verirken, görüşülecek kanunda, bu yetkinin kaldırılabilir olmasını göz önünde bulundurmanızı rica ederim.”(1)

Bu görüşlere baktığımızda Mustafa Kemal Paşa, meclisin iradesini her zaman önemsemiş, kendi isteklerinin önüne koymamıştır. Milli iradeyi hâkim kılmış, birlik ve beraberliği sağlamıştır. Cebesoy, Orbay ve Bele’nin görüşleri kendisine çok şey borçlu olduğumuz Mustafa Kemal Paşa devre dışı bırakmak üzerine kurulmuştur. Bu açıdan da çok sakıncalı olmuştur. Ordunun en çok ihtiyaç duyduğu zamanda Gazi’yi saf dışı bırakmak istemek hiçbir bilimselliğe sığmamaktadır. Mustafa Kemal Paşa devlet aklını kullanarak bu durumda dahi keskin kararlar vermemiş, tüm fikirleri dinleyip meclis kürsüsünde konuşmasını yapıp oy birliğiyle Başkomutanlık yetkisi uzatılmıştır. Yani muhalif konumda olanlar tasfiye edilmemiş, fikirleri dinlenmiş ve siyasi tartışmalarla ikna edilmiştir. Dilipak’ın iddia ettiği “Meclise Tek Adam rejimi hâkimdi” tezi Gazi’nin bu tutumuyla beraber mahkûm olmuştur.

İstiklal Mahkemeleri ve Hıyaneti Vataniye Kanunu’nun Getirdikleri

İstiklâl Mahkemeleri, Ankara’da meclisin açılmasından 6 gün sonra Hıyaneti Vataniye Kanunu çerçevesinde kuruldu. İsyanlar her tarafı sarmıştı. Başta Ankara olmak üzere Anadolu’nun değişik vilayetlerinde görev yapan bu mahkemeler, asker kaçakları ve bozguncularla uğraştı. Ordunun kurulması ve disiplinin sağlanmasında da etkin oldu. Dönemin önemli liderlerinden, Atatürk’ün en yakın arkadaşlarından Kılıç Ali Mahkeme’nin nasıl işlediğini şöyle anlatır: “İlk tetkikat hükümetçe yapılır; ondan sonra muntazam bir dosya halinde mahkemeye tevdi edilir, tevdi edilen dosya mahkeme heyeti tarafından ayrıca tetkik ve noksanları ikmal edildikten sonra hadise ile ilgili olanların açık muhakemelerine geçilir. Mahkemeler sureti mutlakada aleni (açık) olarak yapılırdı. Gizli yapılmış tekbir muhakeme yoktur. Mahkemelerin verdikleri hükümler temyiz kabil değildi. Bu nedenle kılı kırk yararcasına tetkik edilir ve büyük itina ile halk efkârı önünde açık olarak cereyan edilirdi.”(2)

İstiklal Mahkemeleri kurulmasaydı Türk Devrimi gerçekleşemezdi. Bu mahkemelerde Milli Mücadeleye karşı bozgunculuk yapanların yargılanmasıyla ciddi başarılar elde edildi. Köylerin yağmalanmasının önüne geçilmesi, cephe gerisinin sağlamlaşması, Türk Ordusunun moralinin yüksek tutulması vb. başarılarla Türk devrimine dinamo gücü yaratmıştır. Dilipak’ın yazısında karalamaya çalıştığı İstiklal Mahkemelerinin demokrasisi Türk milletine kendi topraklarında yaşam hakkı vermiştir.

Hıyaneti Vataniye kanununa baktığımızda ise gerçekleştirilecek olan Türk devriminin çok önemli bir zorunluluğu olarak tarih sahnesinde yerini almıştır. Milli Mücadele sırasında ve Cumhuriyet’in kurulmasından sonrası süreçlerde insanların dini duyguları kullanılarak emperyalizm destekli birçok ayaklanma gerçekleştirilmiştir. İşte bu devrimci kanun bu ayaklanmaların bastırılması ve Türk toplumunun özgürleşmesi hususunda büyük hizmetler etmiştir.

Gerçeklerden Uzaklaşan Sınıfta Kalır!

Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk gençliğine emanet ettiği akıl ve bilim mirası, bizlerin her zaman pusulası olmuştur ve olmaya da devam edecektir. Tarihsel olayları gerçeklerin ışığında değerlendirerek ilerlemek en başta Türk gençliğinin görevidir.

Ümit Çalışkan- TLB İzmir İl Sorumlusu

Dipnot

Doğan Avcıoğlu – Milli Kurtuluş Tarihi Cilt 2 s.742-744
Kılıç Ali, İstiklâl Mahkemesi Hatıraları,Yenigün AŞ., 1997, s.11-14
Kaynakça

Doğan Avcıoğlu – Milli Kurtuluş Tarihi Cilt 1-2
Attila İlhan – Hangi Atatürk
Ali Fuat Cebesoy – Siyasi Hatıralar Cilt 2
Şevket Süreyya Aydemir – Tek Adam
https://www.atam.gov.tr/duyurular/devrim-ve-turk-devrimleri
Mehmet Ulusoy – Kemalizm, Demokrasi ve Sosyal Demokrasi, Teori Dergisi Temmuz 2004

Tarih:
Diğer Haberler