Hiçbir Çılgın Bize Zincir Vuramayacak!

Hiçbir Çılgın Bize Zincir Vuramayacak!

Tayyip Erdoğanlar’ın en son HDP ile masada kaldığı anayasa çalışmalarında mevcut durum ne? Nedir ‘’yeni anayasa’’? Duvarlarda boy gösteren ‘gençlik yeni anayasa istiyor!’ sloganlı afişlerin içeriği neyden ibaret?
Tarih 15 Ekim 1996’da Yahudi lobisinin keşfettiği Tayyip Erdoğan’ı makamında ziyaret eden Abramowitz “Siz burayı (İstanbul) yönetip yıldızınızı parlatabildiğinize göre, Türkiye için de çok şey yapabilirsiniz” dedi. Amerikancı basın bu konuşmayı reklam etti. Tayyip Erdoğan’ın parlatılması böyle başladı.
Abramowitz, Erdoğan’ı makamında sık sık ziyaret etmeye başladı.
Erdoğan, Başbakan olması durumunda Amerika’nın her isteğini yerine getireceğine söz verdi.(1)
Başbakan Erdoğan 10 Haziran 2005’te Amerika’daki Musevi lobisinin önde gelen kuruluşu olan ADL’den “Cesaret ve Üstün Hizmet Ödülü” olan “Davut Boynuzu” aldı.
Bu ödül, İsrail Devletinin kuruluşundan bugüne kadar sadece 9 kişiye verilmişti.
Bu 9 kişi de İsrail Devleti’ne verdikleri üstün hizmet dolayısı ile bu ödüle layık görülmüşlerdi ve hepsi de Yahudi idi.
Ödülü alan onuncu kişi ise Tayyip Erdoğan idi, ünvanı ise Türkiye Başbakanı.
İşte AKP’nin kuruluşunda da bu etkenler rol oynadı. Emperyalist sistem Ortadoğu’daki çıkarları için kendi sistemini ortaya koyacak ve kukla Kürt devleti yaratacaktı. Bu devlet adeta küçük İsrail gibi görev görecek, Ortadoğu’nun kapanmayan yarasının kabuk bağlamasına engel olacaktı. Ancak sistemin çarkı bir yerden sonra dönmemeye, işlememeye başladı. Gezi isyanının AKP ile Fetö terör örgütünü birbirine düşürmesi, yükselen Irak merkezi hükümeti, yıkılmayan Esad, gelişen İran, esas olarak Türkiye’nin komşu ülkelerinin ABD emperyalizmine boyun eğmemesi, Türkiye’nin en büyük ekonomi ortakları Rusya ve Çin, Türkiye’de çözüm süreci adı altında yürütülen bölücü sistemi getirme arayışlarının bozguna uğraması… Kısacası Abramowitz’in güvendiği Tayyip Erdoğan ABD emperyalizminin çıkarları için kendisine verilen görevi yerine getiremedi. Çözüm sürecinde başta gazilerimiz olmak üzere milletimiz topyekün bir mücadele sonucunda terörü bitirme sözü vermiş olan iki parti: AKP, HDP’nin safsatalarını paramparça etmeyi başardı.
7 Haziran seçimlerinde tek başına iktidarı alamayan AKP, ABD için artık müttefik olmaktan çıkmak üzereydi ki, TSK’nın ülkedeki iktidar boşluğunu görmesi ve bölge ülkelerinin de etkisiyle bölücü terör örgütüne karşı giriştiği mücadele Tayyip Erdoğanlara yeni bir kendini kanıtlama aracı özelliği taşıdı. AKP milliyetçi söylem diliyle kendi varoluşuna ihanet etti ancak 1 Kasım seçimlerinde tek başına iktidar olmayı başardı. Bu süreçte Amerikan’ın kara gücüm dediği PKK’ya karşı yürütülen mücadeleyi görmezden gelip, salt Tayyip Erdoğan karşıtlığına sığınanlar birer birer savruldular. Mevzilenme net idi. Ya Türkiye cephesinde bulunacaksın ya da PKK’nın kazdığı hendeğe gömüleceksin. Ya tarihi okuyabileceksin, ya da tarihin karanlık çöplüğünde kaybolacaksın. Nitekim Osmanlı Devleti’nin paylaşılması sırasında Saray’ın mevcut durumu kendi çıkarına dönüştürmeye çalışması, başta mücadele veriyormuş gibi gözükmesi ancak daha sonra ülkeyi birer birer terk etmeleri, terk etmeyenlerin ise mevzilerini değiştirmeleri ve milletin mevzisine gelmeleri, ülkenin esas sahibi olan Türk milletinin Mustafa Kemal önderliğinde Türk devrimini gerçekleştirmesi, bugüne ışık tutmaktadır. Dün, Türkiye’nin mecburiyetleri vardı: Bölünmemek, saltanatı yıkıp Cumhuriyeti ilan etmek, ekonomide üretim(karma ekonomi) ekonomisine hızla geçmek ve anayurdu dört baştan demir ağlarla örmek. Milletimiz bu süreçte bir devrimle çıkmayı başardı.
Bugün ise Türkiye’nin önündeki sorun bölücülüğe geçit vermemek, üretim ekonomisine geçmek, sıcak para diktasını bozguna uğratmak ve AKP’nin gerici uygulamalarına karşı topyekün mücadele vermektir. Bu zorunluluklar Tayyip Erdoğanları mevcut süreç içerisinde bu konumda konumlandırmayı başardı. Ve biz gençler şanslıyız! Türkiye’nin başından Tayyip Erdoğanları attığını, bir ve diri bir şekilde bu süreci devrimle tamamlayacağını göreceğiz.
AKP’nin mevcut süreçte esnek olduğundan bahsetmiştim. Bu esneklik AKP’nin varoluşuna dönme çabalarıdır. Yeni anayasa ve başkanlık söylemleridir. Bir konuşmasında ‘Biz milliyetçiliği ayaklarımızın altına aldık’ diyen Tayyip Erdoğan’ın istediği yeni anayasa devletin kurucusu olan Türk milletinin olmadığı bir anayasadır. Ergenekon ve Balyoz tertipleri ile Türk ordusunu ve millici kuvvetleri hukuksuzluğa uğratan, Can Dündar ve Erdem Gül için verilen kararı tanımayan AKP’nin başkanlık sistemi isteminde, Abramowitz’e verdiği söz, yani cumhuriyeti yıkma projesi, tek adamlık ve dikta rejimi vardır. Ülkemizde her geçen gün artan tecavüz olayları ile birlikte kadını eve hapsetmek, hayattan soyutlamak vardır.
‘Gençlik Yeni Anayasa İstiyor’ söylemi onlar için gençliği bilimden, siyasetten, tarihinden koparmanın sloganıdır. Sınav sisteminin aldığı canları artırmaktır. Karma eğitimi kaldırıp, haremlik selamlık uygulamasına geçmektir. Ancak gençlik bu topraklarda her zaman gericiliğe ve bölücülüğe karşı mücadelede itici güç olmuştur. Gerektiğinde sarayı basıp Padişahı iki kaşının arasından vurmaktan çekinmeyenler Jöntürklerdir. Lise sıralarındaki arkadaşlarıyla örgütlenen, dergi çıkartan genç Mustafa Kemal yine aynı arkadaşlarıyla devrim gerçekleştirmiştir. İstanbul Üniversitesi’nin amfi 1’de arka sıralardan yükselen işaret alkışları DP iktidarının yıkılmasına sebebiyet vermiştir. 68 gençlik hareketi milleti alanlara çıkarmayı başarmıştır, 71 Amerikancı darbesinde üç kişi asılmıştır. Üçü de gençtir. Ve tarihini bu birikime yaslayan 10 yıldır durmadan, yorulmadan mücadele veren, 19 Mayısları yasaklamaya çalışanlara karşı gelip, tüm kalelerin zapt edilmediğini gösteren Türkiye Gençlik Birliği olmuştur. Gerici ve bölücü sistem gençlikten bu yüzden her zaman korkmuştur. Karen Fogg’un ‘Türk gençliğini milli kimliğinden koparın’ emri bu yüzden verilmiştir. Gençlik Yeni Anayasa İstiyor sloganı doğrudur. Anlayış farklıdır. Gençlik yeni bir anayasa istemektedir. Ancak altına yazdıkları gibi gençliğin ‘ideolojisiz bir anayasa’ istemi yoktur. Hangi gençlik? Sorusuna ise cevapları bulunmamaktadır. Bu topraklarda Türk gençliği vardır. Ve Türk gençliğinin istediği yeni anayasa daha millici daha laik bir anayasa talebidir. AKP’nin ve PKK’nın olmadığı bir anayasa talebidir. Emperyalizmin dayattığı ‘Yeni Anayasa’nın bir geçerliliği bulunmamaktadır. Tarihimizdeki bütün anayasalara bakalım. Hepsinde Türk milleti vardır. Yalnızca Osmanlı Devleti Türk milleti adını koyamamıştır. Ancak kurucu irade hep Türk Milletidir. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti ise kurucu iradeyi hakim kılmıştır. Ve TSK’nın yürüttüğü mücadele bu istemi bozguna uğratacak esas kuvvetlerden biridir. Bu sebepten 12 Eylül’ün çocuklarının bu anayasayı değiştireceklerini iddia etmeleri gülünçtür. 12 Eylül’ü çocukları darbe anayasasının izleri ile birlikte yok olacaklardır. Türk Gençliği görevlere hazırdır. Emperyalizmi ve onun yerli işbirlikçilerini bozguna uğratma konusunda Deniz Gezmiş gibi kararlı ve cesuruz! Hiçbir çılgın bize zincir vuramayacak.

 

Baran Karabulut

TLB İstanbul

Tayyip Erdoğanlar’ın en son HDP ile masada kaldığı anayasa çalışmalarında mevcut durum ne? Nedir ‘’yeni anayasa’’? Duvarlarda boy gösteren ‘gençlik yeni anayasa istiyor!’ sloganlı afişlerin içeriği neyden ibaret?
Tarih 15 Ekim 1996’da Yahudi lobisinin keşfettiği Tayyip Erdoğan’ı makamında ziyaret eden Abramowitz “Siz burayı (İstanbul) yönetip yıldızınızı parlatabildiğinize göre, Türkiye için de çok şey yapabilirsiniz” dedi. Amerikancı basın bu konuşmayı reklam etti. Tayyip Erdoğan’ın parlatılması böyle başladı.
Abramowitz, Erdoğan’ı makamında sık sık ziyaret etmeye başladı.
Erdoğan, Başbakan olması durumunda Amerika’nın her isteğini yerine getireceğine söz verdi.(1)
Başbakan Erdoğan 10 Haziran 2005’te Amerika’daki Musevi lobisinin önde gelen kuruluşu olan ADL’den “Cesaret ve Üstün Hizmet Ödülü” olan “Davut Boynuzu” aldı.
Bu ödül, İsrail Devletinin kuruluşundan bugüne kadar sadece 9 kişiye verilmişti.
Bu 9 kişi de İsrail Devleti’ne verdikleri üstün hizmet dolayısı ile bu ödüle layık görülmüşlerdi ve hepsi de Yahudi idi.
Ödülü alan onuncu kişi ise Tayyip Erdoğan idi, ünvanı ise Türkiye Başbakanı.
İşte AKP’nin kuruluşunda da bu etkenler rol oynadı. Emperyalist sistem Ortadoğu’daki çıkarları için kendi sistemini ortaya koyacak ve kukla Kürt devleti yaratacaktı. Bu devlet adeta küçük İsrail gibi görev görecek, Ortadoğu’nun kapanmayan yarasının kabuk bağlamasına engel olacaktı. Ancak sistemin çarkı bir yerden sonra dönmemeye, işlememeye başladı. Gezi isyanının AKP ile Fetö terör örgütünü birbirine düşürmesi, yükselen Irak merkezi hükümeti, yıkılmayan Esad, gelişen İran, esas olarak Türkiye’nin komşu ülkelerinin ABD emperyalizmine boyun eğmemesi, Türkiye’nin en büyük ekonomi ortakları Rusya ve Çin, Türkiye’de çözüm süreci adı altında yürütülen bölücü sistemi getirme arayışlarının bozguna uğraması… Kısacası Abramowitz’in güvendiği Tayyip Erdoğan ABD emperyalizminin çıkarları için kendisine verilen görevi yerine getiremedi. Çözüm sürecinde başta gazilerimiz olmak üzere milletimiz topyekün bir mücadele sonucunda terörü bitirme sözü vermiş olan iki parti: AKP, HDP’nin safsatalarını paramparça etmeyi başardı.
7 Haziran seçimlerinde tek başına iktidarı alamayan AKP, ABD için artık müttefik olmaktan çıkmak üzereydi ki, TSK’nın ülkedeki iktidar boşluğunu görmesi ve bölge ülkelerinin de etkisiyle bölücü terör örgütüne karşı giriştiği mücadele Tayyip Erdoğanlara yeni bir kendini kanıtlama aracı özelliği taşıdı. AKP milliyetçi söylem diliyle kendi varoluşuna ihanet etti ancak 1 Kasım seçimlerinde tek başına iktidar olmayı başardı. Bu süreçte Amerikan’ın kara gücüm dediği PKK’ya karşı yürütülen mücadeleyi görmezden gelip, salt Tayyip Erdoğan karşıtlığına sığınanlar birer birer savruldular. Mevzilenme net idi. Ya Türkiye cephesinde bulunacaksın ya da PKK’nın kazdığı hendeğe gömüleceksin. Ya tarihi okuyabileceksin, ya da tarihin karanlık çöplüğünde kaybolacaksın. Nitekim Osmanlı Devleti’nin paylaşılması sırasında Saray’ın mevcut durumu kendi çıkarına dönüştürmeye çalışması, başta mücadele veriyormuş gibi gözükmesi ancak daha sonra ülkeyi birer birer terk etmeleri, terk etmeyenlerin ise mevzilerini değiştirmeleri ve milletin mevzisine gelmeleri, ülkenin esas sahibi olan Türk milletinin Mustafa Kemal önderliğinde Türk devrimini gerçekleştirmesi, bugüne ışık tutmaktadır. Dün, Türkiye’nin mecburiyetleri vardı: Bölünmemek, saltanatı yıkıp Cumhuriyeti ilan etmek, ekonomide üretim(karma ekonomi) ekonomisine hızla geçmek ve anayurdu dört baştan demir ağlarla örmek. Milletimiz bu süreçte bir devrimle çıkmayı başardı.
Bugün ise Türkiye’nin önündeki sorun bölücülüğe geçit vermemek, üretim ekonomisine geçmek, sıcak para diktasını bozguna uğratmak ve AKP’nin gerici uygulamalarına karşı topyekün mücadele vermektir. Bu zorunluluklar Tayyip Erdoğanları mevcut süreç içerisinde bu konumda konumlandırmayı başardı. Ve biz gençler şanslıyız! Türkiye’nin başından Tayyip Erdoğanları attığını, bir ve diri bir şekilde bu süreci devrimle tamamlayacağını göreceğiz.
AKP’nin mevcut süreçte esnek olduğundan bahsetmiştim. Bu esneklik AKP’nin varoluşuna dönme çabalarıdır. Yeni anayasa ve başkanlık söylemleridir. Bir konuşmasında ‘Biz milliyetçiliği ayaklarımızın altına aldık’ diyen Tayyip Erdoğan’ın istediği yeni anayasa devletin kurucusu olan Türk milletinin olmadığı bir anayasadır. Ergenekon ve Balyoz tertipleri ile Türk ordusunu ve millici kuvvetleri hukuksuzluğa uğratan, Can Dündar ve Erdem Gül için verilen kararı tanımayan AKP’nin başkanlık sistemi isteminde, Abramowitz’e verdiği söz, yani cumhuriyeti yıkma projesi, tek adamlık ve dikta rejimi vardır. Ülkemizde her geçen gün artan tecavüz olayları ile birlikte kadını eve hapsetmek, hayattan soyutlamak vardır.
‘Gençlik Yeni Anayasa İstiyor’ söylemi onlar için gençliği bilimden, siyasetten, tarihinden koparmanın sloganıdır. Sınav sisteminin aldığı canları artırmaktır. Karma eğitimi kaldırıp, haremlik selamlık uygulamasına geçmektir. Ancak gençlik bu topraklarda her zaman gericiliğe ve bölücülüğe karşı mücadelede itici güç olmuştur. Gerektiğinde sarayı basıp Padişahı iki kaşının arasından vurmaktan çekinmeyenler Jöntürklerdir. Lise sıralarındaki arkadaşlarıyla örgütlenen, dergi çıkartan genç Mustafa Kemal yine aynı arkadaşlarıyla devrim gerçekleştirmiştir. İstanbul Üniversitesi’nin amfi 1’de arka sıralardan yükselen işaret alkışları DP iktidarının yıkılmasına sebebiyet vermiştir. 68 gençlik hareketi milleti alanlara çıkarmayı başarmıştır, 71 Amerikancı darbesinde üç kişi asılmıştır. Üçü de gençtir. Ve tarihini bu birikime yaslayan 10 yıldır durmadan, yorulmadan mücadele veren, 19 Mayısları yasaklamaya çalışanlara karşı gelip, tüm kalelerin zapt edilmediğini gösteren Türkiye Gençlik Birliği olmuştur. Gerici ve bölücü sistem gençlikten bu yüzden her zaman korkmuştur. Karen Fogg’un ‘Türk gençliğini milli kimliğinden koparın’ emri bu yüzden verilmiştir. Gençlik Yeni Anayasa İstiyor sloganı doğrudur. Anlayış farklıdır. Gençlik yeni bir anayasa istemektedir. Ancak altına yazdıkları gibi gençliğin ‘ideolojisiz bir anayasa’ istemi yoktur. Hangi gençlik? Sorusuna ise cevapları bulunmamaktadır. Bu topraklarda Türk gençliği vardır. Ve Türk gençliğinin istediği yeni anayasa daha millici daha laik bir anayasa talebidir. AKP’nin ve PKK’nın olmadığı bir anayasa talebidir. Emperyalizmin dayattığı ‘Yeni Anayasa’nın bir geçerliliği bulunmamaktadır. Tarihimizdeki bütün anayasalara bakalım. Hepsinde Türk milleti vardır. Yalnızca Osmanlı Devleti Türk milleti adını koyamamıştır. Ancak kurucu irade hep Türk Milletidir. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti ise kurucu iradeyi hakim kılmıştır. Ve TSK’nın yürüttüğü mücadele bu istemi bozguna uğratacak esas kuvvetlerden biridir. Bu sebepten 12 Eylül’ün çocuklarının bu anayasayı değiştireceklerini iddia etmeleri gülünçtür. 12 Eylül’ü çocukları darbe anayasasının izleri ile birlikte yok olacaklardır. Türk Gençliği görevlere hazırdır. Emperyalizmi ve onun yerli işbirlikçilerini bozguna uğratma konusunda Deniz Gezmiş gibi kararlı ve cesuruz! Hiçbir çılgın bize zincir vuramayacak.

 

Baran Karabulut

TLB İstanbul

Paylaş: