KÜLTÜREL EMPERYALİZMİN “CHAKMA” SANATI ve KURUMLARI

KÜLTÜREL EMPERYALİZMİN “CHAKMA” SANATI ve KURUMLARI
Picture of Ozan Doruk Demircan
Ozan Doruk Demircan
TLB Düzce İl Başkanı

GİRİŞ

Milli sanat ve kültürümüz; asırlar boyunca farklı coğrafyaların, milletlerin kültürleriyle kaynaşmış, en son Anadolu’nun kadim tarihsel birikimiyle kucaklaşmış Türk milletinin mayasının her zaman büyük bir parçası, sac ayaklarından biri olmuştur. Tarih boyunca büyük milletler büyük ve köklü kültürler doğurmuştur. Bizim milli kültürümüz ve onun yarattığı değerler, sanatlar ve şahıslar tarih boyunca bu büyük nitelikli kültürlerden biri haline gelmiştir.

Fakat asırlardır insanlığın engin denizinde balıklar yüzdüren, değerler yaratan Türk kültürünün bugün saldırı altında olduğunu görüyoruz. 

Bu saldırıların bir örneğini de geçtiğimiz ay “Chakma” adındaki kendilerini “Türkiye’nin ilk trans kadın grubu” olarak tanıtan müzik(!) grubunda gördük.

Bir grup üyesinin sosyal medyada paylaştığı grup tanıtım videosunda grubun amacının “Türkiye’nin küçük trans çocuklarına örnek olmak” olduğunu açıkça söyledi.

Bu kabul edilemez açıklamaların ardından tepkiler çığ gibi büyüdü ve grup üyeleri hakkında soruşturma başlatıldı.

Bu olaydan yaklaşık bir ay sonra da geçtiğimiz günlerde “Ailem Güvende” ismiyle çeşitli LGBT derneklerine operasyonlar düzenlendi.

Bu sözde müzik grubuna açılan soruşturmayla başlayan LGBT özelinde kültürel emperyalizmin etki ajanlığı tartışmaları son yaşanan olaylarla birlikte ülke gündemine oturarak daha genel bir tartışma alanı yarattı.  Şimdi bu operasyonların, gözaltı kararlarının gerçek sanıklarını, bu tür operasyonların faillerinin hangi yoz fikirlerin aparatı olduğunu konuşalım.

1- LGBT İDEOLOJİSİ ve KÜLTÜREL EMPERYALİZM

Chakma’nın açıklamasından temsil ettiği fikir ve amaçların iki temeli olduğunu saptıyoruz:

1-LGBT İdeolojisi

2-Kültürel Emperyalizm

İlk olarak kültürel emperyalizm kavramını açıklamak gerekir çünkü Chakma’nın ve söz konusu derneklerin amaçlarını dayatmaya çalıştığı fikirleri en çok kültürel emperyalizm kavramı kapsıyor.

1.1 Kültürel Emperyalizm ve Neoliberal Sistemde Var Olması

Emperyalizm, güçlü devletlerin başka toplumları boyunduruk altına alma arzusundan ibaret eski bir fetih hırsı olmaktan çok öte büyük tekellerin, dev bankaların yönlendirdiği kapitalist sistemin en ileri aşamasıdır. Bu düzen içinde kitle iletişim araçlarının ve popüler kültürün yaygınlaşması tarafsız bir gelişme olarak kalmamış, sömürüyü ayakta tutan etkili bir düşünsel araca dönüşmüştür. Emperyalist güçler kültürel etkiyi bilinçli bir biçimde kullanarak tüketim alışkanlıklarını yayar, mevcut eşitsizliği meşru ve kaçınılmaz gösterir, ulusal dayanışmayı zayıflatır ve ezilen halkların kendi bağımsızlıkları için direnme bilincini köreltir.

Emperyalizm bir devletin başka devlet ya da milletleri kendi çıkarı için kontrol altında tutması olarak tanımlanır. Bu emperyalist sömürü tarih boyunca farklı alanlarda farklı yöntemlerle görülmüştür. 20. yüzyıldan itibaren ise kitle iletişim araçlarının ve bununla birlikte insanlığın kültürel sanatsal faaliyetlerinin gelişmesiyle birlikte emperyalizm için yeni bir etki alanı ortaya çıkmış ve böylece kültürel emperyalizm kavramı doğmuştur.

Kültürel emperyalizm bir teoriden çok pratik bir kavramdır. Yani bu kavram bir yöntem görevindedir.

Çağımızda kültürel emperyalizmi bir araç olarak en çok kullanan ise içinde bulunduğumuz neoliberal sistemin ta kendisidir.

Bunun nedeni kültürel emperyalizm ve neoliberal sistemin amaçları arasındaki ilişkidir.  

Kültürel emperyalizm bir toplumun benliğini kültürlerini, sanatını, etik değerlerini hedef alan ve yozlaştırarak sömürmeyi amaçlayan bir pratik olarak karşımıza çıkıyor. Neoliberalizmin ise sosyal alanda, toplumu birleştiren kolektif değerleri yıkıp insanı yalnızlaştırmayı amaçlayan ve kolektif değerlerin yıkılmasıyla insanın sosyal ağlarını tarihsel süreçte kendi kurduğu dünyada objeleşmesini sağlayan bir ideoloji olduğunu görüyoruz.

Bu karşılaştırmalı analizden de görüldüğü üzere iki kavram da birbiriyle bağdaşıyor. Amaçları birbiriyle örtüşüyor. Neoliberal sistem bundan dolayı kültürel emperyalizmi bir yöntem olarak tercih ediyor. Bu da neoliberal sistemin egemen olduğu dünyada kültürel emperyalizmin de egemen olmasını sağlıyor.

Neoliberal sistemin kültürel emperyalizmi bir yöntem olarak tercih etmesinin en büyük nedenlerinden biri de kültürel emperyalizmin kapsamlı ve her türlü alanda uygulanabilir olmasıdır. Kültürel emperyalizmin her türlü alanda uygulanabilir oluşunu insanlığın giyim tarzlarından yemek kültürlerine dil kültürlerinden gelenek ve göreneklerine kadar geniş ve farklı alanları etkileyebilme, değiştirebilme ve hatta o alanlarda yeni ürünler yaratabilmesiyle açıklayabiliriz.

1.2 Kültürel Emperyalizmin Doğurduğu İdeoloji: LGBT

Kültürel emperyalizm her türlü alanda etkili olabildiği ve her türlü alanda ürün yaratabildiği gibi farklı alanlar üzerinde ideolojiler ve akımlar yaratabiliyor ve bunları yine çeşitli alanlarda o alanlarda insanın yaratısını yozlaştırmak amacıyla kullanabiliyor. Bu ideolojilerden biri de LGBT ideolojisidir. 

LGBT’nin ideolojileştirilme sürecinin yapay ve kültürel emperyalist bir hamle olduğuysa LGBT’nin ideolojileşmesinin kültürel emperyalizmin kitle iletişim araçlarında ve doğal olarak sosyal akım ve yaşantıda büyük bir pay sahibi olmasıyla paralel doğrultuda gelişmesiyle kanıtlanabilir. 

Bu paralel gelişim tesadüfi değildir. LGBT’nin ideoloji olarak kalıcılaşması süreci bazen isimlerin, bazen eylemlerin, bazen akımların sanat (özellikle müzik) başta olmak üzere çeşitli sosyal alan ve kültürleri etkilemesiyle olmuştur. Bunu başat olarak sağlayan şey ise kültürel emperyalizmin yine bir aparat olarak kullandığı kitle iletişim araçlarıdır. Böylece kitle iletişim araçlarında kültürel emperyalist etki arttıkça LGBT bir ideoloji olarak kalıcılaşmıştır. Bu paralel gelişim süreci bu şekilde açıklanabilir.

2- KÜLTÜREL EMPERYALİZMİN SANATI YOZLAŞTIRMASI

Kültürel emperyalizm açıklamaya çalıştığım tarihsel sürecinde her alanda olduğu gibi insanın en büyük yaratılarından biri olan sanatı özellikle milli sanatları hedef tahtasına koymuştur.

Çünkü sanat ve kültürleri milletlerin hafızasının sac ayaklarından biridir.

Sanat bir milletin her türlü sosyal alanını etkileme ve yozlaştığında ise milletlerin diğer alanlarında oluşacak yozlaşmayı doğurma gücüne sahiptir. Bunun da nedeni sanatın ifade biçimi olmasından kaynaklıdır. Sanat bir toplumun yaşanmışlıklarının estetik bir ifadeyle yansımasıdır.

Bundan dolayı etki alanı geniştir ve kültürel emperyalizm bu nedenle sanatı hedef almıştır. 

Kültürel emperyalizm sanat alanındaki emellerini de çeşitli yöntemlerle gerçekleştirmeye çalışmıştır. 

Yeni isimler, yeni akımlar ortaya çıkarmış ve bu yeni ürünleri neoliberal sistemin yardımıyla bir vitrine koyup insanlığa “idoller ve ikonlar” olarak sunmuştur. Yani kültürel emperyalizm kendi yarattığı insan figürünü sanatı kullanarak toplumlara dayatmıştır. 

Kültürel emperyalizmin sözde “idol” kişi ve fikirsel “ikonlar”ının ana fikirlerinin özgürlük, özgür olma gibi şeyler olduğunu görüyoruz. Hatta ve hatta çoğunda da değerleri hiçe sayma geçmişten gelen birikimi kısıtlayıcı olarak görüp onları yıkma gibi fikirler olduğunu da saptıyoruz. Bunun en büyük örneği rock müziğindedir. İlk olarak kültürel emperyalizmin doğduğu sisteme karşıt bir felsefeyle doğan rock müziğe zaman zaman kültürel emperyalizme hizmet eden “ikon”lar girmiş ve bir dönemi etkisi altına almıştır. Rock müzik her ne kadar sistem karşıtı duruşuna devam etse de zaman zaman bu tür durumlar olmuş ve birçok insanı da sözde özgürlük düşüncesinden dolayı etkisi altına almıştır. Fakat kültürel emperyalizmin yarattığı bu “ikonların ve idollerin” özgürlük arayışları büyük bir fikirsel tutsaklıktır. Kültürel emperyalizmin ve onun getirisi olan kültürel yozlaşmanın ellerimize zincir vurmasıdır.

Özgürlük adı altında gelenek, görenekleri ve tarihsel bilinci yok saymanın kaçınılmaz sonu kültürel yozlaşma ve bununla birlikte kimliksizleşmedir. Bundan dolayı şu çıkarımı yapabiliriz:.

Bilinçsiz bir özgürlük bilinçli bir tutsaklık emelinin ürünüdür.

Kültürel emperyalizm bazen sanatsal alandaki eylemlerine kendi yarattığı ideolojileri de katmıştır. Sanat yoluyla bu ideolojileri yaymaya ve etki alanını büyütmeye çalışmıştır.

İşte LGBT ideolojisi ve kültürel emperyalizm etkisindeki sanat ilişkisi de buradan açıklanabilir.

Kültürel emperyalizmin doğurduğu ideoloji olan LGBT en çok sanatta kendine yer edinmiş ve sanat sayesinde bu kadar etkili olabilmiştir. Bunun en büyük nedenlerinden biri sistemin yarattığı “sanatsal evrensel ikonlar”ın aynı zamanda bir LGBT aktivisti oluşu ve sanatın etkileme gücünün çok yüksek oluşudur.

Ricky Martin Elliot, Page Elton John gibi evrensel çapta ünlü isimler sanatsal üreticiliğin yanında birer LGBT ideolojisi aktivistidir. Bundan dolayı etki alanları büyürken LGBT’nin ideolojik temsilcileri olmalarından dolayı bu ideolojinin temsil alanlarını da büyütmüşlerdir.

Yani bir nevi etki gücü yüksek olan sanat kültürel emperyalizm tarafından LGBT ideolojisini yayma amacıyla bir propaganda aracına dönmüştür. Böylece insanlığın en büyük ve en güzel yaratılarından olan sanat, insanı objeleştirmeye çalışan neoliberal sistemin aparatı kültürel emperyalizmin hem ideolojik sömürüleriyle hem de onu yayma yöntemleriyle yozlaşmaya yüz tutmuştur.

Bugün LGBT ideolojisi her zaman ve her alanda olduğu gibi sanat alanında da kültürel emperyalist amaçlar doğrultusunda dayatılmaya ve her sosyal alanı yozlaştırdığı gibi sanatı da yozlaştırmaya devam ediyor.

3- LGBT DAYATMASININ ÇAKMA KURUMLARI

LGBT dayatmasının bir başka boyutu da LGBT ideolojisini benimseyen ve toplumumuza bunu dayatma görevi üstlenen kukla kurumlardır. 

Bugün birçok dernek ve siyasi kurum bu emperyalist bir dayatma olan LGBT ideolojisini yaymakla görevlendirilmiştir. Burada “görevlendirme” sözcüğünü bilerek kullandım. Çünkü bu dernekler kültürel emperyalist güçler tarafından bir aparat olarak etki ajanlığı ve bununla birlikte toplumsal çürümeyi sağlamak için görevlendirilmiştir. Bu durum olgularla sabittir.

Kültürel emperyalizmi en çok benimseyen milletleri, toplumları kültürel yabancılaşmaya sürükleyen ve kültür sömürüsünü en çok kullanan bu konular hakkında kültürel emperyalist operasyonlar düzenleyen ABD bu tür kültürel emperyalist operasyonları yönetmek ve bu operasyonda kullanacakları örgütlenmeleri, kişileri yani etki ajanlığı faaliyetlerini fonlamak adına kurumlar yaratmıştır. Bunların en çok bilineni NED’dir.

NED (National Endowment for Democracy) 1967’de ABD’nin bir devlet organı olan ABD Kongresi tarafından kurulan ve fonlanan sözde diğer ülkelerde demokrasi ortamını teşviki amaç edinen bir sivil toplum kuruluşudur. Kısacası NED, ABD’nin anti-demokratik amaçları için kurulmuş demokrat (!) bir vakıftır.

Emperyalist amaçlar için kurulan bu kurum özerk gibi görünse de tamamen ABD emperyalizmine hizmet eden ve yönetilen bir kuruluştur.

Ülkemizde de çeşitli emperyalist amaçlar uğruna faaliyetler göstermektedir. Çeşitli kurum ve kuruluşları sözüm ona demokrasiyi teşvik amacıyla fonlar. 

Son on yirmi yıl içerisinde ülkemizde kültürel emperyalist bir dayatma olan LGBT ideolojisini yaymak ve dayatmak amacıyla çeşitli faaliyetler yürütmüştür. Bugün faaliyet gösteren birçok LGBT derneği ve kuruluşu NED tarafından fonlanmaktadır. Hatta NED’in bir bileşeni olan Ulusal Demokrasi Enstitüsünün (NDI) Türkiye’de bir ofisi olduğu ve LGBT ideolojisini savunan sözde kadın haklarını da savunan fakat özünde kadın değerlerini insani değerleri istismar eden çeşitli derneklerle ortaklık düzeyinde işbirliği olduğu bilinmektedir. 

Bu işbirliği ve fonlamalar açık şekilde NED tarafından açıklanmaktaydı.

ABD’den yardımlar bir vakıf uzantısıyla gelirken bazı devletler tarafından kültürel emperyalist müdahaleler devlet düzeyinde gelmiştir. İsveç simsiyah renkler doğurma amacıyla yarattığı sözde “Gökkuşağı” projesi kapsamında Türkiye’deki önde gelen LGBT derneklerinden olan Kaos GL Derneğine tam 310 milyon TL fon vermiş bunu raporlarla açıklamıştır.

Bunun yanında başlığın girizgahında bahsettiğim gibi bizzat Kaos GL Derneği İsveç devleti tarafından LGBT hakları temelli basın kuruluşları kurma ve yönetme gibi görevlerle görevlendirilmiştir. (Ki bu da LGBT İdeolojisinin medya yoluyla kültürleri fikirleri yozlaştırma amacını açıklar niteliktedir).

Bu tür fonlamalar hesaplamalara göre 2 milyar Dolar seviyelerine ulaşmıştır.

Emperyalizmin milli kültürler ve dolayısıyla toplumlar üzerindeki kötü emelleri apaçık ortadadır. 

Bunlar iddia değil kanıtlanmış gerçeklerdir.

LGBT ideolojisi NED gibi NDI gibi dernekler ve İsveç gibi devletler tarafından ülkemize dayatılmaya çalışılmaktadır.

LGBT ideolojisi bundan dolayı bir dayatma niteliğindedir.

Bugün bu dayatmalara karşı da adli operasyonlar düzenlenmektedir. 13.09.2026 tarihinde Kaos GL Derneği başta olmak üzere çeşitli etki ajanlığı görevi yürüten sözde insan haklarını savunan özde insani değerleri toplumsal ahlakı bozmaya çalışan kültürel yabancılaşmayı kimliksizleştirmeyi amaç edinen LGBT derneklerine operasyonlar düzenlendi. Derneklerin yöneticileri gözaltına alındı ve bu derneklerin propaganda amaçlı kullandığı 73 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildi. Bunun dışında 6 derneğin para transferleri incelendi ve yargı düzeyinde de bahsettiğim emperyalist fonlamalar saptandı ve kanıtlandı.

Kültürel emperyalizm ve sosyal çürümeyle mücadele için bu tür operasyonların sürdürülmesi gereklidir. Yabancı Etki Yasası’nın çıkarılması elzem hale gelmiştir. Çünkü bu tür derneklerin yabancı emperyalist güçler tarafından fonlandığı ve bu güçlerden görevler aldığı kanıtlarıyla ortadadır. Yabancı etkileme girişimlerine karşı Yabancı Etki Yasası çıkarılmalıdır.

Sanat ve kültür alanlarında da bu LGBT dayatmasına karşı mücadele yürütülmelidir.

Çünkü büyük devrimci önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi:

  “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.”

Kültürel emperyalizmin bizi sanatsız bırakma hayat damarlarımızdan birini koparma çalışmalarına karşı durmamız zorunludur.

4- “CHAKMA” DAYATMALARA KARŞI MİLLİ SANAT ve KÜLTÜRLE DİRENİŞ 

Kültürel emperyalizm ideolojik temeli LGBT olan “Chakma” sanat ürünleriyle ve görevlendirdiği kurumlarla milli kültürlerin içini boşaltma ve bununla birlikte sanatsallığa karşı saldırılarına devam ediyor.

Bugün Chakma’da ve Kaos GL türevlerinde gördüğümüz durum münferit bir olayın aksine tehlikeli bir dayatma planıdır.

Bu tür yapıların savunduğu fikirler LGBT bireylerin özgür haklara sahip olmasının aksine milli kültürümüzü vatanın bağrından çıkan sanat hafızamızı tutsak etme girişimidir.

Chakma’nın ve Batı emperyalizminden fon alan derneklerin bize sunduğu sözde çağdaşlık yoz bir gericilikten ibarettir.

Kısaca kültürel emperyalist dayatmalara karşı mücadele elzemdir. Batı’nın karanlık ideolojik dayatmalarına ve yozlaştırmalarına karşı Doğu’dan Anadolu’nun bağrından bu vatanın çağdaş sanatıyla aydınlık olmak gereklidir.

Bu dayatmalara karşı en çok ses çıkarması gereken geçmişe sahip çıkıp yarınları kuracak olan bizler yani gençliktir

Bizi yozlaştırmaya insanlığın kolektif yaratısı olan sanatı silip yapay varlık alanında “chakma” sanat ürünleri ortaya koyan kültürel emperyalizme ve LGBT ideolojisine karşı gerçeğin bağrından kopan milli sanat ürünlerimiz ve milli kültürlerimizle var olalım!

Unutulmamalıdır ki:

Karanlık aydınlıkla

Yozluk özle 

“Çakmalık” gerçeklikle parçalanır.

Ozan Doruk Demircan 

TLB Düzce İl Başkanı-GYK Üyesi

Paylaş: