CUMHURİYETİN 100. YILINDA DORUKTAKİ GENÇ TÜRKLER

Bugün bölgemizde ve dünyamızın herhangi bir noktasında emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesi veriliyorsa orada Atatürk vardır.

CUMHURİYETİN 100. YILINDA DORUKTAKİ GENÇ TÜRKLER
Hasan Almışlar
Hasan Almışlar
LiSELiDEN SORUMLU GENEL SEKRETER YARDıMCıSı

“Gel ey imanlı gençlik, Gel ki Anadolu’da senin bükülmez çelik İmanına, azmine ümit bağlayanlar var”

Cumhuriyetin 100. yılına, Cumhuriyetin erdemlerini taşıyan ve Türk devriminin başarılarının gerçekleşmesinde önemli role sahip olan gençlik birikimiyle giriyoruz. Cumhuriyetin 100. yılını karşılayan gençlik bu erdem ve birikimle önümüzdeki yüz yılın pusulasını çizecek, Türk devrimini yapacak kuvvettir. Koca bir yüz yılı devirdik. Önümüzde yeni bir yüz yıl var. Gençliğin Türkiye’nin ve dünyanın geçtiği tarihsel kırılmalara ve süreçlere etkisini hamaset olsun ya da birbirimizi pohpohlamak olsun diye ele almıyoruz. Gençlik tarihi değiştiren ve ilerleten özelliğiyle öne çıkıyor. Türk devrim tarihimize baktığımız zaman, kırılma süreçlerinde gençliğin hep öne atıldığını ve mücadelenin en önünde olduğunu görüyoruz. Bu öne atılma ve en önde olma gençliğin doğasında ve hayatının her alanında bir parçası olmuştur.

Bugün de geçerli ve canlı olan durum, Türk devriminin ideolojisini ve siyasetini ileriye taşıyacak ve Kemalist devrimi tamamlamak için en önde olan Türk Gençliği’nin varlığıdır. O yüzden genç, devrimcidir. Hareket halindedir. Atatürk’ün tarif ettiği gençlik kavramı da bu çerçevede şekillenmiştir. 

Dünyada bir şeyin varlığını koruması, sürekli hareket etmesi ile mümkündür. O yüzdendir atalarımız ‘‘Harekette bereket vardır’’ demiştir. Bu yüzden ülkemizin önündeki milli demokratik devrimini tamamlaması ve ilerletmesi hareket ile mümkündür. O hareketin adı da Cumhuriyetin 100. Yılında, doruktaki Genç Türklerdir. 

KÖKLERE TUTUNMAK

Kök denince bitkiyi ayakta tutan kökler aklımıza gelir. Bitkide bulunan kökün işlevi bitkiyi yetiştiği toprağa bağlamak ve topraktan aldığı besin ile bitkinin kendisini beslemesini sağlamak. Türk gençliğinin köklerini de buna benzetebiliriz. Gençliği yetiştiği topraklara bağlayan, bu topraktaki tarihsel birikimden beslenip, önüne görevler koyan köklerimiz vardır bizim. Bu topraklarda filizlenen gençliğin kökleri demokratik devrimci mirasıdır. Bizim tutunduğumuz köklerimiz işte bu miras ve birikimdir.

VAZİYETİN İMKÂN VE ŞERÂİTİNİ DÜŞÜNMEYENLER: 

1865 yılında, Belgrad Ormanında kurulan Genç Osmanlılar altı genç tarafından kurulup, Tanzimat’ın açtığı sömürgeleşme ve batı taklitçiliğine karşı baş kaldırıştır. 

1889 yılında askeri Tıbbiye öğrencileri tarafından kurulan İttihat Terakki yine gençlik içinden kurulup, amacı 2. Abdülhamit’in istibdat yönetimine son vermek ve meşrutiyeti ilan etmekti. 

1908 yılında Hürriyet Devrimini gerçekleştiren hareketin önderleri olan Enver Paşa, Talat Paşa ve Resneli Niyazi gibi isimler genç kadrolardı. 

Atatürk’ün Şam’da görev yaptığı sıralarda kurulan Vatan ve Hürriyet Cemiyetini yine genç kadrolar kurmuştur. Atatürk o dönem 24 yaşındaydı. Bu isimler ve teşkilatlar vaziyetin imkân ve şerâtini düşünmeden tarih sahnesine çıkıp, Türk devrim mirasını oluşturan ve bugünlere taşıyan öncülerimizdir. Ve hepsi gençtir. Hepsi devrimcidir. Gençliğin işte tarihe olan müdahalesini çok açık önümüze koyan örneklerdir. Kök böyle olunca, bu köklerden filizlenen gençliğinde Cumhuriyetin 100. Yılına girerken tarih sahnesine çıkması olağandır. 

DARA DÜŞMEYEN HIZIR’I BİLMEZ: 

1919 yılında Mustafa Kemal ve Hürriyet ve İtilaf Fırkası üyesi Refi Cevat Bey bir araya gelir. Kendi aralarında ülkenin durumunu konuşurlar. Atatürk tam bağımsızlıktan yanadır. Ve teşkilatlı yapıyla bu bağımsızlığı ilan edeceğini o günlerde görür. Cevat Bey ise İngiliz’in esaretinde bağımsızlığı gören kişidir. Aralarında geçen sohbette;

-Paşam, milli direniş, Güzel. Ama neyle? Hangi askerle, hangi silahla, hangi parayla? Maalesef Paşam, kupkuru bir çölden farksız oldu bu güzel vatanımız.

-Öyle görünür Refi Cevat Bey, öyle görünür. Ama çölden bir hayat çıkarmak lazımdır. Çöl sanılan bu alemde saklı ve kuvvetli hayat vardır. O, Türk milletidir. Eksik olan şey teşkilattır. Bu teşkilat organize edilebilirse vatan da millet de kurtulur.

Atatürk’ün 1919 yılında tarif ettiği teşkilat bugün Türkiye Gençlik Birliği’dir. Çünkü bugün yeniden Türk devrimi diyen, ülkemizin tonlarca sorununa hızır gibi yetişen Türkiye Gençlik Birliği var. Silivri zindanlarından Türk ordusunu ve vatanseverleri çıkaran başka bir gençlik teşkilatı var mıydı? Bir tek TGB vardı Silivri önünde gece gündüz demeden nöbet tutan. Var mıydı açılım süreçlerinde PKK üniversitelerde at koştururken mücadele eden? Bir tek TGB vardı üniversiteleri vatanseverliğin kalesi haline getiren. Atatürk’e, andımıza sahip çıkan gençlik TGB’yi görüp geliyordu mücadele etmeye. Dara düşen meydanlarda ve üniversitelerde ilk TGB’yi görüyordu.

HIZIR TARİH SAHNESİNE ÇIKIYOR: 

Türkiye’nin arkasında bıraktığı dönemin programın çarkı artık dönmüyor. Türkiye’nin ABD ve Avrupa ekonomilerine olan bağlılığı bugün Türkiye’nin ekonomisini düzeltmiyor. Türkiye’nin NATO’da olması silahlı insansız hava aracımızın ABD tarafından vurulmasına engel olmuyor. Rusya ve ABD arasında denge gözetmemiz Suriye’nin Kuzeyi’ndeki PKK terörünü bitirmiyor.  


Türkiye’nin kurumları ve devlet mekanizmaları içindeki torpil, rüşvetçilik, adamcılık ülkemizi müreffeh toplum haline getirmiyor. Demek ki artık Türkiye’yi 50 yıldır yönetildiği gibi yönetmenin bir imkânı kalmadı. Sorunlar büyüdükçe o zaman gençlik masaya yumruğunu vuracak, bir adım öne atılacak. O yüzden Türkiye gençlik dönemine giriyor. Cumhuriyetimizin 100. Yılına girerken çıkaracağımız en büyük görev ve bilinçlerimize taşıyacağımız mesele budur. 

Dünyanın da ufkunda yeni bir program var. Dünya’da da mafsal yerinden oynadı. Yepyeni bir dünya kuruluyor. Emperyalistlerin dünyası arkada kalıyor. ABD ve Avrupa, Türkiye'yi bölmeye çalıştı. Artık gücü yetmiyor! 

Amerikan Emperyalizmi Rusya-Ukrayna cephesinde büyük darbe yedi. Karabağ’da Azerbaycan-Rusya-Türkiye iş birliği ile emperyalizm defedildi. Afganistan’da ABD askerleri arkasına bile bakmadan kaçtı gitti. Son günlerde Aksa Tufanı harekâtı ile işgalci İsrail ordusuna karşı ağır darbeler indiren Filistin’de orada zafer kazanıyor. Artık emperyalizmin kâğıttan demir kubbeleri dağıtıyor!

Bütün bunlar yaşanırken Türkiye ve dünya yeni bir yola giriyor. Türkiye’de bu yolun en büyük öncülerinden. Şimdi insanlığın, medeniyetin, huzurun, zenginliğin merkezi tekrardan Asya'nın kadim milletlerinin ve kadim imparatorluklarının topraklarında yeşeriyor. 

Bugün Türkiye, emperyalizme karşı savaştıkça Atatürk’e duyulan ihtiyaç da artıyor ve O’nun zaruriyetinin farkına varıyor. Bugün bölgemizde ve dünyamızın herhangi bir noktasında emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesi veriliyorsa orada Atatürk vardır. 20.yy’da mazlum milletlere umut olan Atatürk, bugün hala umut olmaktadır. 

Bizler Türk gençliği olarak umudumuzu ve mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Ülkemizin ve dünyamızın zorlu koşulları aşacak tecrübe, birikim ve hüner, 100. Yılına girdiğimiz Cumhuriyet devrimimizde vardır.  Bu mirasımızı sahip çıkmak için de 29 Ekim günü başkentimizde buluşuyoruz. Birinci Meclis önünden Anıtkabir’e gerçekleştireceğimiz yürüyüş tüm insanlığın ve yeni dünyanın kutlu yürüyüşüdür.

Tarih:
Diğer Haberler