"İyi Parti’nin 55 No’lu İlanları"

TLB Genel Sekreteri Barış Dikmen İYİ Parti propaganda faaliyetlerinin görünmeyen yüzünü yazdı.

"İyi Parti’nin 55 No’lu İlanları"
Barış Dikmen
Barış Dikmen
GENEL BAşKAN

Focus: Hırsızlık üzerine yapılmış aksiyon dolu macera filmi. Hırsızlık çeşitlerini gösteren bu filmde bir sahne var ki hırsızlıkta yeni bir boyut açıyor. Kısaca anlatmak gerekirse, filmimizin kahramanı, sürekli bahis oynayan zengin bir iş insanıyla spor müsabakasında bir araya geliyor. Sahada bulunan herhangi bir numarayı seçmesini ve ekip arkadaşının o numarayı bileceğini söylüyor. Tabii iş insanı kabul ediyor ve numarasını seçiyor. On binlerce insan arasından hangi numarayı seçeceğini bilmek zor olsa gerek. Ama kahramanlarımız doğru numarayı söyleyip bahsi kazanıyorlar.
Adeta tereyağından kıl çeker gibi para kazandılar. Çünkü zor olan bahse girmek değildi. Zor olan 55 numarayı seçtirmekti. Evet 55 numarayı seçtirerek bahsi kazandılar.

Peki 55 numarayı nasıl seçtirdiler?

Aslında iş insanının 55 numarayı seçmesi için bütün koşulları hazırlayarak işe başladılar. Gün boyunca 55 numarayı seçmesi için otelin avizelerinde, duvarlarda bulunan afişlerde, asansörde, lobide bulunan herkesin formasında, otelin kapısını açan kapıcının yakasında bulunan iğnede, otelden stadyuma giden yolda da gördüğü takside, herkesin elinde 55 numarayı görüyor. İşaretler her yerde. Vazosundaki çiçek sayısından dinlediği müziğe kadar her şey 55 numarasını anlatıyordu. Devamındaysa kahramanımız şu sözleri söylüyor:
“Belki 55 numarayı görmüyordu ama görüyordu.” Sahaya baktığındaysa kendisine en yakın gelen hatta ilham olarak gördüğü numarayı yani 55’i seçerek kaybetti…
Hiçbir anlam ifade etmeyen 55 numara sadece çok fazla göründüğü için kendisini seçtirdi.

İyi Parti’nin 55 Numaralı Afişleri

İlan panolarında, sokaklarda, arabalarında İyi Parti’nin logosunu veya ismini görüyoruz. İçeriksiz sadece sloganlarla donatılmış sözlerle kendisini gösteren bir propaganda anlayışına sahipler. Peki bu ilanlar neyi ifade ediyor? Koca bir hiç!
Siyasetlerini kendilerini belirleyemedikleri için propagandaları da ithal oluyor. İlan panolarında vitrin süsü gibi kendilerini pazarlamaktan başka bir şey yapamıyorlar. Çünkü ilan panolarına hangi siyasetlerini koyacaklar?

- ABD Büyükelçisiyle son bir ayda 4 kez görüşmelerini mi koysunlar?
- IMF temsilcileriyle Ankara Hilton Otel’de gizli saklı görüşmelerini mi koysunlar?
- Meral Akşener’in ve Lütfü Türkkan’ın küfürlerini mi koysunlar?
- “KHK mağdurları” adı altında FETÖ’yü kurtarma çabalarını mı koysunlar?
- Enver Altaylı’nın yeğeni Buğra Kavuncu’nun partinin prensi olmasını mı koysunlar?
- HDP-CHP-İYİP ortaklığıyla yapılan Türksüz Gizli Anayasa’yı mı koysunlar?

Bu liste uzar gider. İyi Parti’nin ilanlarına koyabileceği hiçbir faydalı siyaseti yok! Çünkü Türk milletine ihanet içindeler. O yüzden ilanlarında sadece slogan ve boş vaatleri görebilirsiniz.
İyi Parti’nin “55 numaralı” afişlere ihtiyacı var çünkü algılara ihtiyaçları var. Türk milletine İyi Parti’yi algılarla seçtirmeye çalışıyorlar. “Merak etmeyin biz çözeriz.” Sloganıyla boş hayaller veriyorlar.
Hayat pahalılığını eleştirmek için ilan panolarına 3 tane “zam” kelimesini yazıyorlar. Başka bir söz yok! Çözüm yok! Sığ propaganda. İsmini süpermarket ürünlerinden alan bir partinin başka bir şey yapması beklenemezdi. İyi tarım, iyi tavuk, iyi parti.

İyi Parti’nin Ekonomi Programı Ne?

Uluslararası Para Fonu (İMF) ile gizli kapılar ardında görüşmeler yapıp Türkiye’nin borcu borçla çevirmesini savunan İyi Parti’nin sıcak paradan başka bir çözümü yok. İktidar olduklarında TRT’yi satacaklarını söyleyen İyi Parti’nin yolu, billboardlara astığı gibi Ömer’in yolu değil, Ali Babacanların, Kemal Dervişlerin yoludur. Yani özelleştirme ve sıcak para yoludur.
Anlaşıldığı üzere İyi Parti küreselci çetelerin programlarından başka yeni bir çözüm sunamamakta. Zaten resmi programlarında NATO’yu “Türkiye’nin güvenlik şemsiyesi” olarak görenlerden milli bir ekonomi politikası beklenemezdi.

Reklamla Seçim Kazanma Dönemi Bitmiştir

Hiçbir anlam ifade etmeyen ilanların, sahte videoları, ithal siyasetlerinin ülkemizde karşılığı kalmamıştır. 55 numara illüzyonu yani en çok afişi asanın seçimleri kazandığı dönem bitmiştir. Üreticinin baş tacı olacağı, yatırımların tamamen üretime yapılacağı bir program Türkiye’nin gündemini zorlamaktadır. Tasarruf, istihdam, yatırım ve üretim politikalarının hayat bulacağı zemin oluşmaktadır.
Sistem içi seçenekler iflas etmiştir, yollar tıkanmıştır. Türkiye’de algıların değil, çözümlerin belirleyici olduğu devrimci süreç başlamıştır. Devrimci süreçlerde illüzyonlar değil, programlar vardır.
Brecht’in dediği gibi “Sen onların çıplak bedenlerine, konuşarak elbise giydiremezsin.” Ülkemizde yaşanan sorunları reklamlar değil, üreticiyi baş tacı yapacak irade, cesaret ve kararlılık çözecek.

Tarih:
Diğer Haberler