AŞK 101 Sınıfta Kaldı!

Dizide bir lisede “En Kötüler” olarak anılan 4 öğrenciye bir de “En İyi” vasfındaki Işık’ın eklenmesiyle Aşk 101 ekibi tamamlanıyor.

AŞK 101 Sınıfta Kaldı!
Ali Murat Engin- Murat Katlanç
Ali Murat Engin- Murat Katlanç

    Malum dizi, birkaç hafta önce Netflix’te yayınlanmış, oldukça popüler hale gelmişti. Öncelikle isimle başlamak gerek. Üniversite giriş derslerini anımsatan dizi ismi, adının aksine ders niteliği taşımıyor. Sonuçta Ben Fero da “Demet Akalın” şarkısını yazarken rastgele koymamış mıydı kelimeleri? Bu ismin de dizi içeriğine baktığımızda rastgele koyulmuş bir isim olduğunu görüyoruz.
Başlangıçta “lise dizisi” diye piyasaya sürülen dizinin +18 yayınlanması ve televizyonlarından yayınlanamayacak olması liseli izleyiciye olan uygunsuzluğunu gösteriyor. Bu durumu da ayrıntılı şekilde yazımızda işleyeceğiz.

Ekip Toplanıyor

  Dizide bir lisede “En Kötüler” olarak anılan 4 öğrenciye bir de “En İyi” vasfındaki Işık’ın eklenmesiyle Aşk 101 ekibi tamamlanıyor. Işık’ın sıfatlar arasında yaşadığı “sert düşüş” de aklımızda kalsın şimdilik.
Daha önce birbirleriyle çok da ilgisi olmayan Eda, Sinan, Osman ve Kerem el birliğiyle okulda düzenlenen münazara yarışmasını mahvederler. Fakat nasıl bir mahvetmektir. Daha sonra bu yarışmada yaşananları ayrıntılı ele alacağız.
Bu olaylar sonrası disiplin kurulu bu 4 öğrenciyi okuldan atmak için toplanıyor. 11 öğretmen atılmaları için oy verirken “idealist” öğretmen Burcu’nun olumsuz oyuyla ceza engelleniyor. İşte hikayemiz tam da burada başlıyor.

“Burcu’yu Evlendirmeliyiz”

  İlerleyen günlerde işler öğrenciler açısından oldukça karışıyor. Burcu öğretmenin, uzun zamandır planladığı ve beklediği tayin kararı okula ulaşıyor. En kötülerin tek koruyucuları olan Burcu öğretmenin tayinini öğrenen ekibimiz hemen toplanıyor ve İstanbul’da kalmasını sağlamak üzere bir plan yapıyorlar. Planın adı “Bencillik Planı” koyulsa abes olmaz. Burcu öğretmeni aşık etmek ve evlendirmek, böylece kendisi İstanbul’da kalmasını ve öğrenciler mezun olana kadar her disiplin kurulunda onları kurtarması sağlamak. İşte dizinin bu noktasında okulun “En İyisi” Işık arkadaşımız olaya “Aşk doktoru” olarak dahil oluyor.
Dizi hızla bu hikaye etrafında dönmeye başlıyor. Ancak sonunu tahmin etmekte çok da zorlanmadığımız bu dizinin belki de en önemli kısmını karakterlerin iç durumları ve mesajlar oluşturuyor.

“En Kötüler”


  Karakterleri tek tek tanımak ve ardından bu durumları değerlendirmek sağlıklı olacaktır. Kerem ile başlayalım. Kendisi okulun basketbol takım kaptanıdır. Ta ki son maçında yanlış karar verdiğini düşündüğü hakeme “uçan” tekme atana kadar. Olayın sonucunda normal olarak takımdan atılır. Örnekten de anlaşılacağı üzere Kerem’in inanılmaz bir öfke problemi var. Bu öfkesini de önüne gelen bütün arkadaşlarına vurarak veya onların kafalarında bir şeyler kırarak sağa sola kusuyor. İşte o malum münazara yarışmasında arkadaşının kafasında kırdığı amfi sonucu disiplin kuruluna sevk ediliyor. Evet yanlış okumadınız, arkadaşının kafasında kocaman amfiyi kırıyor. Peki Kerem neden böyle? Çünkü babası Kerem’e bir oğuldan çok herhangi bir şeymiş gibi davranıyor. Netflix de izleyiciye diyor ki: Kerem de babasına karşı duyduğu öfkeyi doğal (!) olarak çevresinden çıkarıyor, kızmayın ona.

Diğer karakterimiz Eda. Eda Dizinin ilk sahnelerinden birinde okul müdürünün boş bir sınıfa girmesi sonucu bir öğretmeniyle öpüşürken yakalanıyor. Sonucunda öğretmen anında okuldan atılıyor, Eda ise hayatına devam ediyor. Karakter zengin bir ailenin çocuğu ve ailesi tarafından önüne bir gelecek planı çizilmiş, ancak kendisi bu plana tam anlamıyla zıt bir yaşam sürüyor. Şahsi menfaatleri için arkadaşlarının duygularını altüst ediyor, kaostan ve kötülükten haz alıyor. Dizi Eda ile birlikte aşka dair de önemli (!) bir mesaj veriyor; Eda’ya göre aşk, seksten ibaret.
“İneklerden çete kurmuşsun Osman.” repliğinden de anlayabileceğiniz üzere Osman okulda bir ödev, kantin, bahis ticareti ağı kuran, buradan bol bol para kazanan bir liseli. Karakter kendi okulu dahil 3 farklı okulda kantinleri kanunsuz bir şekilde kendi tedarik zincirine bağlamış. Bunun dışında da okuldaki her konuda bahis açıyor ve kumar oynatıyor. Bilgileri ise okulun hademesinden, “altındaki” öğrencilerden, civar esnaftan alıyor. Görüldüğü üzere Osman, parayı hayatının merkezine koymuş ve para olmayan bir hayatı hayal dahi edemiyor. Bu yolda her şey mübah diyerek bütün kanunsuzlukları ve dolandırıcılığı uyguluyor. Tanıdıktan torpil mi dersiniz, ihalede karmaşa mı dersiniz, belgesiz kontrolsüz gıda satışı mı dersiniz, kumar dahil her şey var Osman’da. Bu yönüyle adeta emperyalizmin, halk üzerinden zenginliklerine zenginlik katan çürümüş sözde iş adamlarını andırıyor.
Dizinin meşhur karargâhı “Yalı”da hasta dedesiyle yaşayan Sinan aralıksız içen bir alkol bağımlısı. Öyle ki sadece ev, sokak değil okulda, sınıfta, öğretmenlerinin de bilgisi dahilinde ve gözlerinin önünde içki içiyor karakter. Kendini hayatın bütün parçalarından koparmış, bol bol da felsefi tiratlar atan “cool” bir yalnızlık hastası. TaLeBe Dergisi’nin 18. sayısında işlenen “Yalnızlık” temasına herhalde bu kadar uyan bir karakter daha yaratılamazdı. Sanıyoruz senaristler dergimizi okumuş ama yanlış anlamışlar. Çok bilmiş tavırları ve kendince hayatı umursamaması onu bütün gerçekliklerden koparmış. Peki Sinan neden mi böyle? Dizimiz “kesinlikle tartışılamaz” bir cevabı yine önümüze koyuyor: Sinan erken yaşta ailesi tarafından terkedilmiş, babası yeni ailesiyle birlikte yaşıyor, o da yalıda yalnızlık çekiyor. Bu durum üzücü elbette. Fakat yaratılan bu mağduriyetle alkolü, yalnızlığı övmek ve hayatın bütün güzelliklerini reddetmeyi meşrulaştırma çabası bizce daha üzücü.
Işık ise başta Burcu hocaya duyduğu yakınlık ve aşk doktoru olarak girdiği ekipte Sinan’a aşık oluyor. En iyi notları alırken, ailevi bağları ve ilişkileri kuvvetliyken, kendine iyi bir gelecek inşa ederken okuldan atılmaya kadar giden bir senaryoya balıklama dalan Işık, “sıradan” yaşamından farklı olarak mutluluğu keşfediyor. Peki gerçek mutluluğun kaynağı bu mu? Tamamen bu problemler ve bunun doğurduğu daha büyük problemler üzerine kurulu bir senaryoyu izlerken amaç sizin de mutsuzluğun bir köşesine savrulmanız. Emperyalizmin birçok alandaki çürümüş bataklığına bacağınızı kaptırmanız isteniyor diye tarif etsek yanlış olmaz.

Öğretmen Demeye Bin Şahit

   Görüldüğü üzere maalesef öğrenciler birbirinden beter haldeler. Ancak daha acısı eğitimcilerin de onlardan aşağı kalır yanı yok. Başta belirtelim, okulun sınıflarda geçen tek sahnesi ya ara sahneler ya da karakterlerin olayların içinde olduğu sahneler. Haklarını yemeyelim, bir tane sınav sahnesi var. Bunun dışında “lise dizisi” olarak piyasaya sürülen dizide derslerin işlendiği bir tek sahne yok.
Okul Müdürü Necdet, adeta Türk dizi ve sinema tarihindeki en kötü okul müdürü. Karakterin ağzında tehdidin, küfürün bini bir para! Sağa sola küfür saçan, öğrencileri ezerek, öldürmekle tehdit ederek kendince hizaya getirmeye çalışan, zenginlerin önünde el pençe divan duran omurgasız bir adam Necdet.
Burcu Öğretmen ise tam tersine bir “melek”. Ama öğrencilerin bütün yanlışlarını göz ardı ederek onları bu kötülüklerden kurtarmayı bırakın, gitgide onlara benzeyen bir konumda. Üstelik öğrencilere suç işleme özgürlüğü veren en büyük güven kaynağı. Koşulsuz bir koruma içgüdüsü maalesef buralara sürüklüyor insanı. Burcu Öğretmenimiz öğrencileriyle şarap içiyor, özel hayatını ayrıntılarıyla konuşuyor, herhangi bir eğitim rolü üstlenmiyor.
Dizideki ana karakterlerden bir diğeri olan Kemal Öğretmen okulun Beden Eğitimi Öğretmenliği ve basketbol koçluğu görevlerini yürütüyor. Öğrencileri takmayan, ben eğitimci değilim diyen Kemal Öğretmen odasında öğrencisiyle birlikte kanyak içiyor, küfürler ediyor. Bunu yaparak onlarla “arkadaş” oluyor.
Son karakter ise Kemal Öğretmeni çekici bulan ve onunla birlikte olmak için başkaları aracılığıyla onunla iletişim kurmaya çalışan öğretmen.

Bu Okul Hangi Ülkede?

    Okul, Türkiye’den uzakta, ulaşım olmayan bir adada mı, yoksa bahsedildiği gibi Beyoğlu’nda mı karıştırıyoruz. Yukarıda karakterleri açıklarken verdiğimiz diziden kesitleri hatırlayalım.
Bir öğrenci öğretmeniyle öpüşüyor. Öğretmen kovuluyor. Peki ya 18 yaşının altında kendinden yaşça çok büyük bir öğretmenle okulda öpüşen bu öğrencinin yaptığına hiçbir yaptırım uygulanmaması doğal mı? Hukuki olarak, psikolojik olarak bu durum böyle mi sonuçlanmalı? Kesinlikle hayır. Mesele okulun disiplin kurulunun insafına bırakılmayacak kadar ciddi ve zararlı.
Başka bir öğrenci sürekli kavga ediyor. Kavgalar engelleniyor, geçiştiriliyor. Bu zaten yanlışken arkadaşının kafasında amfi kırması ve göz ardı edilmesi öğrenci açısından da, suçu saklayanlar açısından da bir suç. Netflix’in hayal dünyasının dışında bu olay gerçekleşseydi, muhtemelen Kerem’in başı fena halde belaya girerdi. Ama arkadaşı ağır yaralanmasına karşın Kerem’e hiçbir şey olmadı. Nerede yaşıyoruz? Herhalde ıssız, balta girmemiş ormanların ortasında olduğumuz için bu öğrenci adam yaralamaktan sorgulanmıyor, yaralanan öğrenci şikayetçi olmuyor, öğretmenleri ve okul yönetimi suç duyurusunda bulunmuyor. Dizinin izleyicileri bu hareketlerin meşru olduğunu düşünmezler mi diye düşünen kimse yok sanıyoruz.
Diğer öğrenci okul da dahil olmak üzere her yerde alkol tüketiyor. Hangi okulda, hangi hukuk sisteminde bir okulda bir öğrencinin, öğretmenlerinin de gözünün önünde alkol tüketmesine müsaade edilebilir? En iyi ihtimalle bağımlılık tedavisi alması gereken öğrenci bunun da üstüne okulu yakıyor. Ne bir soruşturma ne de bir fail var ortada. Hatta suçlu ve suç bile yok. Bütün olaylar “küçük kazalardan” ibaret.
Bir de bahsettiğimiz gibi ticaret baronu öğrencimiz var. Okulda bahis oynatması diğer suçlarının yanında masum kalır desek yeridir. Evet, suç diyoruz. Çünkü belgesiz, izinsiz kamu kurumuna gıda ticareti yapıyor, öğrenciler arasında not ağı kuruyor, kumar oynatıyor, bahisler açıyor ve para topluyor.

Okul Müdürü Mü Cumhuriyet Başsavcısı Mı?

  Yukarıda anlattığımız gibi dizinin dünyasında tüm bu suçları soruşturan ne bir polis ne de yargılayan bir devlet var. Üstelik öğretmenleri de bütün bu “suçları” disiplin kurulunda 12 kişilik oylama ekibi ile çözmeye çalışıyorlar. Bu durumda öğretmenlere mahkeme üyeleri, Müdürümüze de Cumhuriyet Başsavcısı desek yanlış olmaz herhalde.
Diziyi izlerken çileden çıkabilirsiniz. Disiplin kurulu sorunları çözemedikleri gibi herhangi bir devlet kurumuna da başvurmuyorlar. Öğrenciyi doğruya yönlendirmek, sorunları çözmek şöyle dursun, tüm bu işlenen suçların ardından en ufak bir yaptırım bile olmuyor. İki bölümde bir “Burcu Hoca bizi kurtarır” replikleri duyuluyor. Her yeni suçlarında disiplin kurulu kararını bir depoda bekleyen “En Kötüler”, okul müdürünün küfürlerle süslediği meşhur “11’e 1 oyla kovulmadınız” sözünü duyduktan sonra normal hayatlarına devam ediyorlar. Her suçlarında bu sonucun geleceğini emin tavırları ve gerçekten sonucun değişmemesi de yeni suçlar için adeta zemin yaratıyor. Öğrenciler mutlu mesut suç işliyor, izleyicilerse hukuksuzlukta çığır açmış öğrencileri ve öğretmenleri belki de rol model olarak görüyor.
Bu hayal mahsulü bir dizi veya “Toplumumuzda da böyle insanlar var” diyebilirsiniz. Ancak o zaman sanat eserlerinin mesajlar taşıdıklarını ve toplumumuzda örnekleri de sorunları daha da alevlendirecek mesajlar içerebileceğini göz önünde bulundurmak lazım. Bunlar toplumumuzda veya hukuki zeminde bol propaganda, bol süs, bol baharatla öne mi çıkarılıyor, yoksa gerekli psikolojik destek, ıslah faaliyeti, soruşturmalar mı yürütülüyor? Neyin suç, neyin haylazlık olduğu iyi anlaşılmalı. Bu karakterleri dışlamak, ötekileştirmek asla çözüm değil. Onların da topluma kazanılması için farklı çözümler mevcut. Bağımlılık tedavisi, psikolojik destek, ıslah evi ve devamı. Ama çözüm kesinlikle koşulsuz şartsız okuldan atmak veya koşulsuz okulda tutmak değil.

Anarşinin Başkenti AŞK 101!

   Nihayetinde, okuldaki kabadayıların ekipten bir öğrenciyi yeni yapılan laboratuvarda sıkıştırıp dövmeleri ve ekibin olaya girmesiyle dillere destan bir kavga başlıyor. Laboratuvarda kırılmadık cam, zarar gelmedik malzeme kalmıyor. Devlet malına zarar vermekten soruşturma açılması şöyle dursun, ortada yine suç yok, suçlu yok, hukuk yok, polis yok.
Ekibimiz şaşırmayacağınız üzere bir kez daha disiplin kurulunu boyluyor. Her şey yine disiplin kurulunun ellerinde. Bu sefer Burcu öğretmen, diğer öğretmenleri öğrencilerin özür dilemesi ve mevzunun kapanmasına ikna ediyor. Düşünülen ceza ise bir öğrenciyi beş kişi sıkıştırıp tekmeleyen kabadayılara değil. Suç işleme noktasında onlardan aşağı kalır noktaları olmayan ekibimizin okul töreninde bütün okul önünde özür dilemeleri isteniyor. Necdet Müdür, törende ekibimizin okuması için kendi benliğini ve egosunu tatmin eden bir metin yazdırıyor. Metinde aşağılama, hakaret, küçük duygular gırla. Dizinin son bölümünde ekibimiz tek tek kürsüye çıkıyor. Tahmin edildiği üzere, içeriğindeki her kelimede insanı aşağılayan bu konuşmayı gerçekleştirmiyorlar. Fakat bu durum işin göz ardı edilen noktası. Mesele onlar açısından aşağılanmak meselesi değil. Özür dilersek rezil olacağız kaygısı. İşte bu popülerlik ve pişmanlıkla rezil olmayı aynı kefeye koyan tavır sebebiyle hepsi konuşmalarında yine olsa yine yaparız diyorlar. Dizinin bu sahnelerinde özür dilemenin, yapılan yanlış bir eylemden pişman olmanın, hatayı kabul etmenin, özeleştiri yapmanın “ne kadar aşağılayıcı” olduğu ve yapılmaması gerektiği bol bol anlatılıyor. Hatta Osman bütün öğrencilerin, öğretmenlerin ve velilerin önünde kürsüden küfür ediyor, maalesef onu izleyen babası da alkışlıyor.
Peki bu olaylardan çıkan tablo ne? Klasik bir Netflix dizisi. Diğer yapıtlarında da olduğu gibi ortada baskıcı, zorba bir dikta rejimi tasviri ve bunun karşısında çözüm yolu olarak anarşizm. Anarşizmi sadece öğrencilerin bu konuşmaları ve eylemleriyle övmüyor, bir de bu konuşmalar ve küfür sonucunda bütün öğrenciler bayram yeri gibi bir coşku ve heyecan seline kapılıyor.

Aşk Sizin Tekelinizde Değil!

   Aşk 101, en başta bahsettiğimiz gibi ilk olarak ismiyle bize bazı dersler vermek istiyor. Ancak bu dersler maalesef olumlu değil. Belki de dünyanın en özel duygularından biri olan aşk, bir romanla, bir aşk şiiriyle, öğrencilerin birbirleri için verdikleri emekle, karşılıklı sevgi ve saygıyla, birlikte üretmek, ürettikçe paylaşmak ve çoğalmakla anlatılmıyor. Tam aksi istikamette kişisel çıkarlar için kullanılıyor ve cinselliğe indirgenerek aşağılanıyor. Öğrenciler Burcu öğretmen ve Kemal öğretmeni kendi çıkarları için birbirlerine aşık etmeye çalışıyorlar. Onları zorla, yalanlarla konserlere götürüyor, yan yana oturtturuyor, yan kabinde başka bir çiftin seviştiği bir tuvalet kabinine kilitliyor, eşyalarını çalıp birbirlerine verdirttiriyorlar.

“Aileler Kötüdür”

   Dizinin içerdiği bir diğer mesaj ise “aileler kötüdür”. Karakterlerin hepsinin aileleri evlatlarını ya terk ediyor ya bir kafesin içine koyuyor. Netflix, Türk milletinin yapı taşlarından aileyi hedef alıyor, genci ailesinden uzaklaştırmaya çalışıyor. Bir karakterin anne ve babası çocuklarını desteklemek veya hatalarını söyleyip oturup konuşup çözmek şöyle dursun, onu ezmekten zevk alıyor, aşağılıyor. Öte yandan başka bir aile ders çalışması için aşırı baskı kuruyor, sosyal yaşamını sıfırlıyor. Bir başka aile çocukları ne yiyor ne içiyor, evde mi değil mi onu bile bilmiyor. Ama bilmemesi doğal, çünkü aynı evde yaşamıyorlar… İşte bu dayatılan aile kavramı üzerine çocukların düştükleri bütün yanlışlara mağduriyet sıfatı takılıyor ve karşılığında yaptıklarından muaf tutulacakmış gibi yansıtılıyor.

Yaramazlıkla Suç Arasındaki İnce Çizgi

   Yazımızın sonunda amacımız geçmişi özleme, geçmişi övme, nerede o eski diziler nostaljisi değil. Başta da söyledik bu bir lise dizisi değil. Bu dizi ile Hababam Sınıfı veya Sınav filmi; Lise Defteri, Koçum Benim veya Hayat Bilgisi dizileri gibi lise hayatını konu alan eserlerle nasıl aynı kategoride olabilir?
AŞK 101 dizisinde bütün olaylar 5 öğrenci, 3 öğretmen arasında geçiyor. Diğer kişiler önemsiz. Yukarıdaki film ve dizilerde ise tüm sınıf, tüm öğretmenler yapıtın öznesi, hepsinin ayrı karakterleri var.
Hepsinde aşk var. Sevgi için ağlayan da var gülen de. Mutlu olan da var üzülen de. Bunlar zaten hayatın içinden, gerçek şeyler. Ancak örnek verdiğimiz dizi ve filmlerin hiçbirinde öğrenciler öğretmenlerini birbirlerine aşık etmek için cinsel dürtülerini tetiklemeye çalışmıyor.
Hepsinde arkadaşlık var. Arkadaşı için fedakârlık gösteren, emek veren, kendinden karşılıksız veren, maddi manevi her şeyi paylaşanlar var. Sırdaşlık var, dostluk var. AŞK 101’deki arkadaşlığa baktığımızda karşımıza neon ışıklarla parlatılmış bir kelime çıkıyor: Çıkar! Çıkar yoksa arkadaşlık da yok. Dizinin bir bölümünde Burcu ve Kemal’i aşık etme operasyonu sekteye uğruyor. Ekip hemen dağılıyor.
O dizilerin ve filmlerin hepsinde yaramazlık da var. Hepsinde öğrencilerin hatası da var. Fakat suç yok. Okuyan herkese çağrımızdır, o dizilerdeki haylazlıklarla, yaramazlıklarla bu dizi kıyaslanabilir mi? Hababam Sınıfı’nda arkadaşının yemeğine fazla tuz atan, tarih dersinde öğretmenlerine Kurtuluş Savaşı’nı anlattırırken galeyana gelip dersi kaynatan, uyarılmalarına rağmen en büyük suçları arka bahçede futbol oynamak olanlarla okulda bahis oynatan bir karakter kıyaslanabilir mi? Mahmut Hoca’nın eğitimcilik hakkında hepimize verdiği nasihatler, dersler unutulmadı. Peki bugünkü Müdür Necdet gerçekten örnek bir eğitimci mi?
Uyumaları gereken saatlerde yatakhanelerinin pencerelerinde birbirlerine hikayeler anlatan, birbirlerine karşı kavgalarını spor müsabakasında gerçekleştiren, arkadaşları için aralarında paralar toplayan Lise Defteri ekibiyle, öğretmeniyle sınıfta öpüşen bir karakter karşılaştırılabilir mi?

Kültür Emperyalizminin Çarkı: Netflix

İşte bu sebepten AŞK 101 o yapıtlarla aynı kategoride lanse edilemez, topluma lise dizisi diye pazarlanamaz. NetFlix gibi video içerik platformalarının emperyalizmin kültürel bir silahı olarak kullanılabileceğini daha önce de söylemiştik. Neredeyse bütün yapıtlarında aşırı cinsellik, bol eşcinsellik, bol taciz, maksimum çürüme ve yozlaşmışlık ile toplumların erdemlerine savaş açmış konumda. Aşk 101 bu amaçla çekilsin veya çekilmesin sonuç olarak bu değerlerimizi yıpratmaya hizmet eden bir dizi.
Aşk kavramının içinin boşaltılmasıyla, alkol bağımlılığını özendirmesiyle, suç işlemeyi, özellikle okulda suç işlemeyi normalleştirmesiyle ve eğitim sistemini bir dikta aracı olarak yansıtmasıyla Aşk 101 bizden geçer not almadı. İlk defa öğrenci değil, bir ders sınıfta kaldı: Aşka giriş, Aşk 101 sınıfta kaldı!


Ali Murat Engin- TLB Genel Başkan Yardımcısı  Murat Katlanç- TLB İstanbul İl Sorumlusu

Tarih:
Diğer Haberler