Çanakkale Geçilmez Onbeşliler Yenilmez

Onbeşliler o gün nasıl hazırsa liseliler bugün de hazır. Emperyalizme ve bölücülere karşı savaşta ülkemizin en ön saflarındayız.

Çanakkale Geçilmez Onbeşliler Yenilmez
Rüveyda Mankan
Rüveyda Mankan

Tam 105 yıl önce...

18 Mart 1915, İstiklâl Savaşımızda ilk zaferimiz. Türk Devriminin en büyük atılımı olan Kemalist Devrimin ilk kıvılcımı bugün Çanakkale Boğazı’nda atıldı. Bugün Çanakkale Zaferimizin 105. yıl dönümü.

Çanakkale Savaşı emperyalizme atılan ilk tokattır. Gözü doymayan emperyalist ülkelerin uzun süredir göz koyduğu topraklarda gün geçtikçe kat be kat artan baskıya karşı bir ulusun tüm varlığıyla direnişidir. Kanının son damlasına kadar savaşan, vatanın müdafaası için gözünü kırpmadan cepheye koşan kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla şanlı Anadolu insanının mücadelesidir. Bir devrin battığı bir milletin doğduğu yerdir.

Onbeşlilerin zerre tereddüt etmeden cepheye atıldığı, küçücük yaşlarında okullarından, analarının kucağından koparak vatanı için hain itilaf devletleriyle göğüs göğüse çarpıştığı zaferdir Çanakkale.

“Bir dizi psikolojik güçlüğe sebebiyet veren, İngilizler tarafından sevinçle başlatılan girişimi tam bir durgunluğa mahkûm edenler sadece onlardı. Yalnızca onlar Çanakkale Boğazı’nın deniz yoluyla geçilmesini önlediler, tek başına Türkiye’yi, en büyük mutlulukları olacak bir yenilgiden kurtardılar ve dünya savaşını hem mağlup hem de muzaffer olan Avrupa perişan olana kadar uzattılar.”

Dönemin İngiliz Deniz Bakanı Churchill ağzından bu sözler. Boğaz harekatının sonrasında istifa eden Churchill böyle bahsediyor kutlu zaferimizden.

Çanakkale Zaferi

Birinci Dünya Savaşı’nda kurulan ittifakların bir tarafında Almanya, Avusturya-Macaristan, İtalya ve Osmanlı Devleti, diğerinde ise İngiltere, Fransa, Rusya, Avustralya ve Yeni Zelanda bulunmaktaydı. Çarlık Rusya’ya pay olarak Boğazlar sözü verilmişti. Ülkemizi karış karış bölmeye ve pay etmeye çalışan İtilaf devletleri Çanakkale Boğazını geçerek İstanbul’u ele geçirmeyi planlıyorlardı. Ancak bilmiyorlardı ki üzerinde güneş batmaz sandıkları ülkelerin zırhlıları bir bir Çanakkale Boğazına batacaktı…

3 Kasım 1914 günü, Mondros Limanı’nda bekleyen İtilaf Devletlerine ait savaş gemileri, Çanakkale Boğazı’ndaki Türk savunma güçlerini ezmeye çalışan bir deniz saldırısı gerçekleştirmiş ve sonra çekilmişlerdi. Fakat pusuda bekleyen donanma, 19 Şubat 1915’te, 12 savaş gemisi ile geri geldiğinde Çanakkale Savaşı başlamış oldu.

Taarruzlarını planlar dahilinde denizde ve deniz altında sürdüren Birleşik Donanma, ilk kara çıkarmasını ise 25 Nisan’da, güneyde Seddülbahir’e, batıda Arıburnu'na yapmıştı. Mustafa Kemal’in Arıburnu’ndaki yerinde ve hızlı müdahaleleri sayesinde, düşman kuvvetleri hedefledikleri tepeleri alamamış ama bu çıkartma sonucunda her iki taraf da büyük kayıplar vermişti.

Aynı şekilde, Seddülbahir'de de farklı noktalardan yapılan düşman çıkarması sert ve kararlı Türk direnişi karşısında çaresiz kalmış, yarımadaya doğru ilerleyememişti.

Amaçları önce kuzeye ilerlemek, sonrasında güneybatıya yönelerek Anafartalar ve Conkbayırı’nı almak ve Kilitbahir’e ulaşmaktı. Ama bu Boğaza hakim olan Türk savunmasının tamamen çökmesi demekti.

Bu açık ve tahmin edilebilir planı önceden gören Mustafa Kemal yerinde müdahaleler yaparak I. Ordu Komutanı Mareşal Liman von Sanders’in yapmakta olacağı büyük hatayı engelledi. Eğer Mustafa Kemal engellemeseydi Mareşal düşman çıkarmayı Saros'a yapacaktı.

Sadece Karada Değil En Çok Da Denizde

İtilaf Kuvvetlerinin diğer ve en büyük hedefi denizaltılarını Boğazlardan geçirebilmekti. Bu sayede kendi askerlerine moral kazandıracak ve İstanbul'da korku ve endişe ortamı yaratacaktı. Ayrıca Boğazları almak savaşı kısaltırdı. Türklerin denizaltıları yoktu. Ama torpidobotlar denizaltı avlamak için sürekli devriye geziyor, mayın gemilerimiz deniz altı ve gemiler için mayın döşüyordu.

Boğazı geçme görevi önce İngiliz gemilerine verildi ama Kilitbahir'a mayın döşenmiş olma düşüncesi onları korkutuyordu. Bu korku ve tedbirsizlik dahilinde İngilizler boğazı geçemedi.

Bu olayla birlikte Avrupa'da gittikçe "Çanakkale geçilmez" algısı güçleniyordu.

Bu algıyı yıkmayı denemek için bu kez de Avustralya denizaltısı gönderildi ama o da başarılı olamadı.

Türkler denizaltıları olmadan, Boğaz’da ve Marmara’da toplam 8 İngiliz, Fransız ve Avustralya denizaltısını batırmıştı.

Türkler tüm dünyaya Çanakkale Geçilmez dedirtmeyi başarmıştı.

Onbeşlilerin Ruhu

Mevzu bahis vatansa gerisi teferruattır diyerek koştular liseliler cepheye.

Yüzlerce, binlerce genç vatan uğruna verdiler canlarını...

Bugün Doğu illerimizde, sınır ötesinde Mehmetçiğimiz nasıl terör örgütleriyle, ülkemizi bölmek isteyen hainlerle mücadele ediyor ise yıllar önce Çanakkale'de de aynı savaş veriliyordu.

Galatasaray, Kabataş, Konya, Sivas...

Mezun vermeyen liseler...

Mezun olamayan liseliler...

"Yaralanmış temiz alnından uzanmış yatıyor;
Bir hilal uğruna ya rab ne güneşler batıyor!
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
'Gömelim gel seni tarihe!" desem, sığmazsın'."

Yıllar önce yanan ateş sönmedi.

Onbeşliler o gün nasıl hazırsa biz de hazırız. Emperyalizme ve bölücülere karşı savaşta ülkemizin en ön saflarındayız.

Biz bir ölür, bin diriliriz!

Rüveyda Mankan

TLB Ankara İl Başkanı

talebe.org

Tarih:
Diğer Haberler