Karantina Süreci

"Evde olduğum bu süreçte tahmin ediyorum herkes gibi ben de çok yemek yemeye başladım..."

Karantina Süreci
Eren Yiğitoğlu
Eren Yiğitoğlu

     2019 yılının sonlarında Çin’de ortaya çıkan virüs Dünya geneline yayılmıştı. Bu gelişmeler ışığında devletimiz gereken önlemleri ilk günlerden itibaren almıştı. Takvimler 11 Mart 2020 gününü gösterdiğinde ülkemizde ilk vaka ortaya çıktı. 11 Mart 2020’ye kadar ülkemizde virüs görülmemesine sevinileceği yerde, bir kısım “devlet vaka sayısını gizliyor” kara propagandası da yapmıştı. Açıklamaların ardından bu sözlerin sahipleri bir süre sosyal medyadan elini ayağını çekmişti, ama ilerleyen günlerde yine ortaya çıkacaklardı…

     İlk vakadan sonra gün geçtikçe vaka sayısı artmaya başladı ve virüsün önlenmesini sağlamak için gerekli tedbirler artırılmaya başlandı. Tabii okulların kapatıldığı söylenince bir an şaşkınlığa uğradık. Aklımızda birçok soru vardı. Sınavlar olacak mı? Çünkü genellikle Mart ortası ya da Mart sonlarına doğru sınavlarımız olurdu. Eğitim nasıl devam edecek? Bu süreç ne zaman bitecek gibi soruları hepimiz birbirimize sormaya başladık. Çok geçmeden eğitime uzaktan devam edileceği açıklandı. Bir an garipsedim, çünkü sıra başlarından ders dinleyen, ben de dahil bütün arkadaşlarım için, bütün öğrenciler için nasıl bir sistem olacağı belli değildi. Televizyondan ve telefonlardan uzaktan eğitimlerimiz başladı ve kendi alanlarında uzman hocalarımızın anlatışıyla 20 dakika olacak şekilde dersler yayımlanmaya başladı.

    Sokağa çıkma yasaklarının hep darbe zamanlarında olduğunu duymuştuk. Bu seferse ilk kez söz konusu toplumun sağlıydı. Gençlere yönelik yasak başlamadan önce, virüsün genellikle yaşı büyük olan vatandaşlarımızda görülmesi sebebiyle onlar evdeyken bizler de komşularımızın alışverişlerini yapmaya başladık. Yasak, 20 yaş altına gelince ve ben de eve kapanınca apartmandaki 20 yaş üstü olan abilerim benim yaptığımı devam ettirmeye özen gösterdiler.

     Evde olduğum süreçte birbirinden farklı aktiviteler yapmaya başladım. Yeni alışkanlıklar kazanıyordum. Normalde kitap okuma alışkanlığım yoktu ama virüs bahanesiyle kitap okuma alışkanlığı edinip farklı hikâyeler okuyarak hem kafamı dağıtıyor hem de böylece vaktin su gibi geçtiğini fark ediyordum.

      Derslerime odaklandığım için dizi ve filmlerle aram yok gibiydi. Oradan buradan duyduğum dizileri ve filmleri izlemeye başladım. Televizyondaki dizilerin de ekrana kısa bir ara vermesiyle internetten film izlemeye başladım. Tabi ki derslerimi aksatmadım ve gereken önemi göstermeye gayret ettim.

     Virüs dünya genelinde daha çok yayılınca komplo teorileri de başladı. Bazılarını izlemeye başladım. Birbirinden alakasız herkes kendince bir şeyler anlatıyordu. İzlediğim her videoya hemen inanmadım, çünkü ne olduğu belli olmayan bu virüs hakkında bilim adamlarının dediklerinin yanından bile geçmeyen teoriler sosyal medyayı işgal etmişti. Ancak bilimi tercih ettim ve bunun daha önemli olduğunu düşünüp bu tür videoları izlemeyi bıraktım.

     Arkadaşlarımla sürekli mesajlaşıyor, mümkün oldukça görüntülü konuşmalar yapıyordum. Havadan sudan konuşuyor, virüs hakkında yeni haberleri tartışıyor, virüsten sonra neler yapmak istediğimizi birbirimize adeta ninni gibi anlatıyorduk.

     Evde olduğum bu süreçte tahmin ediyorum herkes gibi ben de çok yemek yemeye başladım. Can sıkıntısı bahanesiyle buzdolabına sürekli bakıp, aç olmasam bile bir şeyler yiyordum. Haliyle kilo almam kaçınılmaz hale geldi. Sonuç olarak evde spor yapmaya başladım ve en azından yediklerimi eritir duruma geldim.

     Sosyal medya üzerinden Yakın Çağ Türkiye Tarihi hakkında araştırmalar yapmaya başladım. Aynı okullarda gördüğümüz gibi haftanın belli günlerinde, Türkiye’de yaşanmış olayları arkadaşlarımızla birbirimizin dediklerine saygı duyarak tartışıyorduk. Hem yeni şeyler öğrenmeye başladım hem de az bildiğim konular hakkında yeni araştırmalar, yeni romanlar ve çeşitli makaleler inceliyordum.

      Evde olduğumuz bu süreçte TGB’nin atölyelerinin başlayacağı haberi geldi. Kendimi geliştirebileceğim bu atölyelere hevesle dahil oldum. Sosyal medya atölyesine kayıt oldum ve bu konuda uzmanlaşmış abilerimizden ve ablalarımızdan çevrimiçi olarak dersler almaya başladık. Propagandanın önemini, sosyal medyanın nasıl kullanılması gerektiğini ve daha iyi nasıl kullanılabileceğini öğreniyordum.

     1 ay evde su gibi nasıl geçti ben de bilmiyorum, ama dönüp baktığımda evde bulunduğum bu süreçte kendimi aydınlatacak yeni alanlarda çalışmalara başlamış olmak beni sevindiriyordu. Virüs bahanesiyle sürekli ertelediğim etkinlikleri de yapmaya fırsat bulmuştum. Bu zorlu günleri bir an önce atlatmak, en kısa süre de tekrardan gündelik hayatımıza dönme dileğiyle.

 

Eren Yiğitoğlu

TLB Antalya 

Tarih:
Diğer Haberler