Sosyal Medyanın Kültürel Yozlaşmadaki Payı

Ali Onu Eryiğit, TaLeBe Dergisi 20.Sayısında yazdı.

Sosyal Medyanın Kültürel Yozlaşmadaki Payı

Dünyada ve ülkemizde hızla artan sosyal medya kullanımı toplumun her alanını etkilemeye ve değiştirmeye devam ediyor. Bu değişim ve dönüşüm kültürümüz açısından tehdit oluşturmakta. Sosyal medyada çok hızlı bir şekilde yayılan çeşitli akımlar ve olaylar gençlerimizin bir kısmını peşinden sürüklemeye ve beyinlerini zehirlemeye çalışmaktadır. Bu kültürümüz açısından zararlı akımların biri ise twitterin dil seçenekleri arasına dahi girmiş olan lolcat. Bu dil sosyal medyada oluşmuş İngilizcenin basitleştirilmiş haline deniyor. Zaten birçok sosyal mecrada dayatılan karakter sınırlaması zorunluluğu bizi kelimelerimizden sesli harfleri atmaya ve dilimizi yozlaştırmaya iterken lolcatinde yaygınlaştırılması sistemin bizi her açıdan kontrol etmeye çalışmasının açık bir göstergesidir. 

Kapitalizmin Pazarlamacıları İnfluencerlar 

 Kelime anlamı kanaat önderi olan influencer, sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle ortaya çıkan bir kavramdır. Takipçileri ile yakın bağlar kuran ve sık sık iletişime geçen influencerlar onların kendisini arkadaş gibi hissetmesine ve kendisine güven duymalarına sebep oldu. Bu güven zamanla hayranlığa dönüşünce infulencerlar takipcilerine istedikleri her şeyi pazarlayabilir hale geldiler. Takipçilerini gereksiz harcamaya iten marka giyinmeyi pahalı, lüks mekanlarda yemek yemeyi özendiren influencerlar onları tektipleşmeye ve özentiliğe  sürüklüyor. Yani sırf ünlü bir sosyal medya fenomeni x marka pahalı kazağı giyiyorsa takipçileri de buna özenerek aynı kazaktan giymeye başlıyor  bunun sonucunda sistemin parlattığı isimler gibi pahalı bir kahvecide fotoğraf paylaşmak, lüks bir restorantta yemek gibi şeylere kendilerini zorunlu hissediyor ve  farkında olmaksızın kapitalizmin tüketim çarkları arasında sıkışmaya ve bir kısır döngüye girmeye başlıyorlar. 

 Sosyal medyada sıkça rastladığımız yalan haberler, kaynak gösterilmeden paylaşılan önemli filozoflarımızın,şairlerimizin sözleri çeşitli uydurmalar ile değiştirilerek sosyal medyada bir bilgi kirliliğine yol açıyor. Bu paylaşımlar atasözlerimizin ve edebi eserlerimizin yanlış aktarılmasına ve ciddi bir kültürel erozyona yol açıyor. Bunlar ile mücadele de devletimize ve sanatçılarımıza büyük görevler düşmekte, ilgili bakanlıklarımız sosyal medyada aktifleşmeli kültürümüzü doğru yaymalı ve bu mecralar sıkı bir denetime tabi tutulmalıdır. Sanatçılarımız da biz gençlere önderlik etmeli yol göstermeli ve kültür sanat konularına teşvik etmeli doğru bilgiyi bize öğretmelilerdir. 

Sosyal  Medyada Özentilik 

İnsanlar ilk çağdan beri beğenilme ve takdir edilme ihtiyacı duyarlar, bu ihtiyacın karşılanması ise günümüzde sosyal medya aracılığı ile gerçekleşmekte. Bireyler dış dünyaya açılan sahte bir kapı olan sosyal medyada göstermelik hayatlar yaşamakta, kendilerini aşırı mutlu, dertsiz ve mükemmel bir insan olarak sunarak beğeni, paylaşım sayısına göre tatmin olmaktalar. Öyle ki bu  durum abartılarak sürekli bir şekilde sahte, yapmacık paylaşımlarda bulunarak bakın ben buradayım şöyle mükemmelim triplerine girmekte ve bu durumu bir ego mastürbasyonu haline dönüştürmekteler. Bunu gören ve etkilenen insanlarda onların sahte yaşamlarına özenerek kendi yaşamları ile karşılaştırmaktalar. Bunun sonucunda kişilik bozuklukları ve intiharlar meydana gelmekte. Amerika’da  Clinical Psychological Science dergisinde yayınlanan araştırma CDC'nin 2009-2015 yılları arasındaki intihar raporları ile lise öğrencilerinin tutum ve davranışlarının ölçülmesi için yapılan iki ankete dayanıyor. Yaşları 13 ile 18 arasında değişen yarım milyon gencin katıldığı anketlerde gençlere elektronik aletler, sosyal medya, yazılı basın, televizyon ve boş zaman aktivitelerine ilişkin sorular yöneltildi. Yayımlanan araştırmaya göre, günde en az beş saat elektronik alet kullanan gençlerin oranı 2009 yılında yüzde 8 iken bu oran 2015 yılında yüzde 19'a çıktı. Bu gençler, günde en az bir saat sosyal medya kullanan gençlere kıyasla, intiharı düşünme ya da gerçekleştirmeye yüzde 70 daha yatkın. Kendini oldukça umutsuz hisseden ve intiharı düşünen gençlerin oranı 2009 yılında yüzde 32 iken, bu oran 2015 yılında yüzde 36'ya yükseldi. Umutsuzluk ve intihara meyilli olma hâli genç kızlar arasında ise yüzde 40'tan, 45'e çıktı. 2009 yılında 12'inci sınıfa giden genç kızların yüzde 58'i her gün ya da neredeyse her gün sosyal medya kullanırken, 2015 yılında oranlar yüzde 87'ye yükseldi. 

Gençlerin bir ay boyunca internet ve sosyal medya kullanmaması amacıyla başlatılan kampanyada çalışan 17 yaşındaki Chloe Schilling, "Instagram'da birkaç saat geçirdikten sonra kendimi daha kötü hissediyorum, çünkü dışlanmış hissediyorum. Kimse yaşadığı kötü olayları paylaşmıyor” diyerek sosyal medyanın kendi üzerinde yarattığı olumsuz etkiyi ifade ediyor. 

Tüm bu saldırılara rağmen Devletimiz ve milletimiz bunlara karşı kararlı bir mücadele içerisinde. Geçtigimiz ay yürürlüğe giren Sosyal medya yasasının maddelerinden birkaçı şöyle: Günlük erişimi bir milyondan fazla olan sosyal ağ sağlayıları en az bir tane Türk vatandaşı olmak şartı ile temsilci belirlemek zorunda belirlememesi halinde on milyon lira idari para cezası verilecek. 

Sosyal ağ sağlayıcı özel hayatın gizliliği nedeniyle içeriğe erişim engeli talebinde bulunan kullanıcıya 48 saat içinde cevap vermekle yükümlü olacak cevap vermediği takdirde 5 milyon lira idari para cezasına çarptırılacak. 

Her seye rağmen Türk gençliği kültüründen uzaklaşmaz kültürüne sahip çıkar, Türk gençliği Mustafa Kemal Atatürk gibi bağımsızlık uğruna tüm fedakarlıkları yapmaya hazırdır. 

 

Tarih:
Diğer Haberler